Eskişehir Sanayi Odası’nda seçim tamamlandı. Eskişehirli sanayici Celalettin Kesikbaş yeniden başkan olarak seçti. ESO’nun önündeki yeni dönem, sıradan bir yönetim dönemi olmayacak. Eskişehir sanayisi önemli bir eşikte duruyor.
Bir tarafta teknoloji, yüksek katma değerli üretim, ihracat ve Vizyon 2030 hedefleri var. Bu hedeflerin karşısında, yüksek faiz, pahalı finansman, enerji maliyetleri, işçilik giderleri, ithal girdiler, daralan kâr marjları ve yatırım iştahındaki gerileme var. Kısaca, hedefler büyüyor, fakat sanayicinin sırtındaki yük de aynı ölçüde ağırlaşıyor.
267 SANAYİCİ NE DİYOR?
ESO'nun 2026 Ekonomik Beklenti Anketi 267 firma temsilcisinin görüşleriyle hazırlandı. Ortaya çıkan tablo, sanayicinin öncelikli gündeminin ne olduğunu açıkça gösteriyor. Türkiye ekonomisinde çözülmesi gereken sorunların başında yüksek faiz ve finansman maliyetleri ile enflasyon geliyor. Her iki başlığın payı yüzde 17 olarak tespit edildi. Firmaların kendi işletmeleri açısından baktığında ise ilk sırada yüzde 15 ile yüksek enflasyon var. Ardından yüzde 14 ile finansmana erişim güçlüğü, yüzde 13 ile üretim girdi fiyatlarındaki artış geliyor.Yani sanayicinin önündeki mesele tek başına faiz değildir. Faiz, enflasyon, girdi maliyetleri, nakit sıkışıklığı, kur ve işgücü sorunu birbirine eklenerek sanayinin üzerine biniyor.
EN ÇARPICI RAKAM: YÜZDE 77
Belki de rapordaki en dikkat çekici rakam ise, Eskişehirli sanayicilerin yüzde 77'si 2026 yılında yatırım yapmayı planlamıyor. Yatırım yapacağını söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 23 oldu. Sanayide yatırım yalnızca yeni fabrika demek değildir. Yatırımın ertelenmesi, bugünün değil, yarının üretim gücünü de etkiler. Yatırım yapmayanların yüzde 42'si gerekçe olarak yatırım ortamının uygun olmamasını, yüzde 37'si ise finansman koşullarının uygun olmamasını gösteriyor. Bu iki rakam birlikte okunduğunda ortaya çok açık bir mesaj çıkıyor. Sanayici yatırım yapmak istemediği için değil, yatırım yapmanın maliyetini ve riskini ağır bulduğu için bekliyor.
FAİZ SADECE KREDİ FAİZİ DEĞİLDİR
Sanayici açısından faiz, yalnızca bankadan alınan kredinin maliyeti değildir. Kısacası fabrikanın günlük çalışma sermayesinin maliyetidir.
Merkez Bankasının, Eylül 2026 verilerinde TL ticari kredi faiz oranı yüzde 49,3 seviyesindeydi. Bir sanayici yüzde 50'ye yaklaşan ticari kredi maliyetiyle yatırım hesabı yapmak zorunda kalıyorsa, “neden yatırım iştahı düşük?” sorusunun cevabı da burada aranmalıdır. Üstelik ESO'nun kendi araştırması da finansmana erişim sorununu firmaların yüzde 14'ünün doğrudan temel sorun olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Bu nedenle sanayicinin önüne yalnızca “daha çok yatırım yapın” hedefi koymak yeterli değildir.
Yatırım yapabilecek finansman ortamını da oluşturmak gerekir.
ÜÇ CEPHEDE MÜCADELE
Sanayinin bir başka ağır yükü enerjidir. Eskişehir sanayicisi, enerjisini doğalgazdan karşılıyor. Dünyanın son durumu Eskişehirli sanayicinin enerji maliyetini arttırıyor. ESO Başkanı Kesikbaş da son dönemde yüksek finansman, işgücü, enerji ve hammadde maliyetleriyle ihracattaki rekabet baskısının arttığına dikkat çekiyor. Enerji fiyatları geçtiğimiz aylarda, aylık yüzde 6,99 yükseldi. Bu, özellikle enerji yoğun çalışan fabrikalar açısından doğrudan maliyet baskısı oluşturuyor. Sanayici aynı anda üç cephede mücadele ediyor.
İHRACAT VAR, AMA REKABET DE VAR
Türkiye'nin ihracatını artırması elbette olumlu bir durumdur. Önceki gün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da açıkladı.
Sanayici ihracatı artırıyor. Ama bu konuda büyük mücadele ediyor. Sanayicinin sattığı ürünün fiyatı yükselirken satış miktarı geriliyorsa burada üzerinde düşünülmesi gereken bir rekabet meselesi vardır. Üstelik Türkiye'nin sanayisi hâlâ birçok alanda ithal ara malına ve hammaddeye ihtiyaç duyuyor.
NİTELİKLİ İŞGÜCÜ BULUNAMIYOR
Sanayinin bir başka çelişkisi daha var. Bir yandan işçilik maliyetleri yükseliyor. Öte yandan sanayici nitelikli çalışan bulmakta zorlanıyor.
Türkiye'nin sanayi politikası yalnızca fabrikaya değil, insan kaynağına da yatırım yapmak zorunda olduğu ortaya çıkıyor. Meslek liseleri, mesleki eğitim merkezleri, üniversiteler ve sanayi aynı üretim zincirinin parçaları haline gelmesi gerekiyor. Bunların tamamını üretimin gerçek ihtiyaçlarına göre planlamak gerekir. Eskişehir sanayisinin 9 milyar dolarlık cirosu, 4,5 milyar dolarlık ihracatı ve yaklaşık 100 bin kişilik istihdamıyla kentin ekonomik yapısında taşıdığı ağırlık, ESO'nun kendi raporunda açıkça ortaya konuluyor. Bu nedenle sanayicinin sorunu yalnızca sanayicinin sorunu değildir. Geldiğimiz aşamada, çarkların dönmesi yetmez. Çarkların daha hızlı, daha verimli ve daha yüksek katma değerle dönmesi gerekiyor.