Türkiye 15 Eylül’den bu yana yatırım fonları üzerinden büyüyen bir tartışmayı konuşuyor. Bu finansal dalgalanma Türkiye’nin üretim ekonomisini ne kadar etkiliyor? Bunun cevabını görmek için Ankara’nın finans merkezlerine değil, Eskişehir’in fabrikalarına, atölyelerine ve çarşılarına bakmak yeterlidir. Gerçek ekonomi Eskişehir’dedir. Eskişehir, Cumhuriyet’in üretim mirasını taşıyan önemli sanayi kentlerinden biridir. Havacılıktan raylı sistemlere, makineden seramiğe, gıdadan savunma sanayisine kadar geniş bir üretim altyapısına sahiptir. Eskişehir Sanayi Odası’nın 2026 araştırması tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Firmaların yüzde 77’si yatırım yapmayı planlamıyor. Yüzde 73’ü mevcut durumunu korumayı hedefliyor. Firmaların yaklaşık yarısı kârlılığının düşeceğini düşünüyor. Rakamlar, ekonominin gerçek alarmıdır. Yeni fabrika yoksa yeni istihdam yoktur.

ESKİŞEHİRLİ ÜRETMEK İSTİYOR

Eskişehir sanayicisi üretmekten vazgeçmiş değildir. Tam tersine üretmeye, ihracat yapmaya ve istihdam yaratmaya devam ediyor. Sorun, üretmenin giderek pahalılaşmasıdır. Sanayici yüksek faizle karşı karşıyadır. İşçi hayat pahalılığı altında eziliyor. Esnaf müşterinin alım gücündeki düşüşü hissediyor. Çiftçi girdi maliyetleriyle boğuşuyor. Nakliyeci mazot fiyatını hesaplıyor. Hesap tutmayınca, tarladan pancar Eskişehir fabrikasına gelemiyor. Sonunda bütün bu maliyetler ürünün fiyatına yansıyor ve fatura vatandaşa çıkıyor.

ESKİŞEHİR’DEN ÇEKİLEN FOTOĞRAF

Eskişehir’in ekonomik fotoğrafı Türkiye’nin fotoğrafıdır. Yatırım fonlarında yaşanan kriz elbette önemlidir. Suç varsa soruşturulmalı, haksız kazanç varsa hesabı sorulmalıdır. Ama Türkiye’nin esas ekonomik meselesi birkaç fon yöneticisinin ne yaptığı değildir. Asıl mesele, sermayenin üretime mi yoksa rant ve kısa vadeli kazanca mı yöneldiğidir. Otoyol ve köprülerin uzun süreli işletme haklarının devri tartışması da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Eskişehir’de üretilen bir makinenin, seramiğin, gıda ürününün veya savunma sanayi parçasının pazara ulaşma maliyetidir. Geleceğin gelirlerini bugünden tüketmek yerine, üretim kapasitesini büyütmek gerekir.

ESKİŞEHİR’İN İHTİYACI: ÜRETİM

Eskişehir bize Türkiye ekonomisinin gerçek çıkış yolunu gösteriyor. Bu şehirde Cumhuriyet döneminden kalan güçlü bir sanayi birikimi var.Yapılması gereken bu üretim damarlarını finansal rantın önüne koymaktır. Yatırım fonu krizinin ardından tartışmamız gereken soru yalnızca “Para nereye gitti?” olmamalıdır. Eskişehir’den bakınca çok daha önemli bir durum daha var. Üreten Eskişehir güçlenirse Türkiye güçlenir. Hep birlikte üretimi büyütmemiz gerekiyor.

ÜRETİM NEREYE GİDİYOR?

Türkiye 15 Eylül’den sonra, gözaltılar, el koymalar, milyarlarca liralık varlıklar, geri verilen paralar ve yüz binlerce yatırımcının adıyla birlikte rakamlar havada uçuşuyor.20 milyar dolar civarında olduğu ileri sürülen fon büyüklüğü, 455 bin 758 yatırımcıya ilişkin rakamlar ve milyarlarca liralık varlıklar kamuoyunda doğal olarak büyük bir endişe yaratıyor. Finansal sarsıntı başka şeydir, ekonomik çöküş başka şey. Ekonomi yalnızca paranın el değiştirmesinden ibaret değildir. Bir insanın serveti elinden çıktığında, o servet üretken bir işletmeye bağlıysa mesele değişir. Fabrika kapanırsa, işyeri küçülürse, yatırım durursa, çalışan işini kaybederse ekonomik yıkım başlar. Türkiye’nin yakın tarihinde bunun çok daha ağır örnekleri var.2001 krizini hatırlayalım. O dönemde sorun, yalnızca birkaç yatırımcının parasını kaybetmesi değildi. Bankacılık sistemi ekonominin merkezindeydi. Bankalar şirketlere kredi veriyor, şirketler bankalarla çalışıyor, bankacılık sistemindeki çöküş doğrudan üretim sistemine ulaşıyordu. Bugünkü tartışmanın 2001’le bire bir aynı olduğunu söylemek doğru değildir. Finans sistemindeki sorun üretim sisteminin içine girerse kriz büyür. Türkiye ekonomisi zaten yüksek faiz, finansmana erişim güçlüğü, yüksek maliyetler, enflasyon ve zayıf yatırım iştahıyla mücadele ediyor. Milyonlarca insanın gelirinin üretim ve hayat pahalılığı karşısında ne hale geldiğidir.

ESKİŞEHİR’İN RAKAMLARI ALARM VERİYOR

Bu noktada Eskişehir’e bakmak yeterlidir. Eskişehir, Türkiye’nin sıradan bir tüketim kenti değildir. Havacılık, raylı sistemler, makine, seramik, savunma, gıda, otomotiv yan sanayi ve diğer imalat kollarıyla Eskişehir Sanayi Odası’nın 2026 Ekonomik Beklenti Anketi bu nedenle son derece önemlidir. Rapora göre Eskişehir sanayisi kent GSYH’sinin yüzde 44’ünü oluşturuyor; yaklaşık 9 milyar dolarlık ciro, 4,5 milyar dolarlık ihracat ve yaklaşık 100 bin kişilik istihdam yaratıyor. Firmaların yüzde 77’si 2026 yılında yatırım yapmayı planlamıyor. Eskişehir sanayicisi “üretmek istemiyorum” demiyor. Tersine üretmek istiyor. Fakat üretimin maliyeti yükseliyor, finansmana ulaşmak zorlaşıyor, yatırımın geri dönüşü belirsizleşiyor. Türkiye ekonomisinin gerçek tartışması tam burada başlıyor.