Çok yapay gündemler meşgul oluyoruz. Yapay gündemler yerine toplumun gerçek ve çözüm bekleyen sorunları ile meşgul olmamız gerekiyor. Eskişehir’de bir kadın daha sokak ortasında şiddete uğradı. Bu Eskişehir sokaklarında şiddete uğrayan kaçıncı kadındır. Eskişehir gibi bir kentte kadınlar hale sokakta şiddet görüyorsa, bu konuyu tartışmalıyız. Konu üzerinde düşünmeliyiz, Erenköy Mahallesi Kırbaşı Caddesi’nde yaşananlar yalnızca birkaç dakikalık bir tartışmanın görüntüsü değildir. Bir erkeğin bir kadının boğazını iki kez sıktığı, yere düşen kadını sürüklediği ve kadının çevreden yardım istediği anların cep telefonu kamerasına yansıması, hepimizin önüne çok daha büyük bir soruyu getiriyor. Kadınlar sokakta, evde, işyerinde, hayatın herhangi bir alanında ne kadar güvende? Görüntülerdeki kadın, yardım istiyor.

TOPLUMSAL SORUN

Kadına şiddet, bir partinin ön seçim tartışmalarından daha önemlidir. Kadına şiddet, yalnızca saldırgan ile mağdur arasındaki ilişki olmaktan çıkıyor. Çünkü kadına yönelik şiddet, dört duvar arasına sığmayacak kadar büyük bir toplumsal sorundur. Şiddet “özel mesele” değildir. Türkiye’de kadına yönelik şiddet çoğu zaman “aile meselesi”, “ilişki sorunu”, “iki kişinin tartışması” gibi ifadelerle küçültülüyor. Bir insanın başka bir insanın boğazını sıkması, onu yere yatırması, sürüklemesi ve yardım çığlıklarını görmezden gelmesi “tartışma” sözcüğünün arkasına saklanabilecek bir davranış değildir.

TELEFONLARIMIZ VAR

Erenköy mahallesinde sokakta yaşanan bu olayın, önemli bir başka tarafı da şiddet anlarının kameraya kaydedilmiş olmasıdır.Artık telefonlarımız, sokaklarda yaşanan pek çok olayın sessiz tanıkları haline geliyor. Fakat bir toplumun adalet anlayışı, yalnızca görüntülerin ortaya çıkmasına bağlı olmamalıdır. Asıl mesele, görüntü kayda girdikten sonra başlar. Adli sürecin başlaması, kadınların sivil toplum örgütlerinin, Eskişehir Barosunun olayın üzerine yoğunlaşması gerekiyor. Sokak ortasında şiddete uğrayan bir kadın yardım istiyorsa, orada bulunan herkesin sorumluluğu vardır. Elbette hiç kimse kendisini tehlikeye atmak zorunda değildir. Ancak polisi aramak, yardım istemek, olayın güvenli biçimde bildirilmesini sağlamak gibi yollar vardır. Toplumun vicdanı bazen büyük sözlerle değil, küçük ama zamanında yapılan müdahalelerle ölçülür.

CİDDİYE ALINMALIDIR

Şiddet karşısında susmak, şiddeti uygulayanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Fakat toplumun şiddete karşı duyarlılığını zayıflatır. Kadın cinayetleri, aniden ortaya çıkmaz. Bir kadının yardım istemesi, yardım çağrısının ciddiye alınması için yeterlidir. Eskişehir gibi bir şehirde, Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca kadınların mücadelesi değildir. Erkeklerin ve ailelerin sorumluğu vardır. Sokakta olaya tanık olan yurttaşın da sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Kadını koruyacak mekanizmaların etkin çalışması gerekir. Riskli durumlar erken tespit edilmeye çalışılmalıdır.

TOPLUMSAL SORUN

Kadına yönelik şiddetin sona ermesi yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun her alanında verilecek bir mücadeleyle mümkündür. Şiddetin fiziksel, psikolojik, ekonomik ya da cinsel olması sonucu değiştirmez; her biçimi insan onurunu ve toplumsal huzuru tehdit eder. Eğitimden hukuka, ekonomik bağımsızlıktan sosyal politikalara kadar kapsamlı bir mücadele gerekir. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren eşitlik, saygı ve şiddetsiz iletişim öğretilmelidir. Eskişehir gibi eğitim seviyesi yüksek bir kentte son yıllarda kadına şiddeti daha çok konuşur hale geldiysek, yapacağımız ve gideceğimiz yol çok uzun demektir. Gelişmiş toplumlarda bu türden olaylar ile fazla karşılaşılmaz. Son yıllarca sıkça karşılaşmaya başladığımız için, çözümlerini de hep birlikte bulmalıyız.