Bir ülkenin bağımsızlığı yalnızca sınırlarını korumakla ölçülmez. Kendi fabrikasını çalıştırabiliyor mu, çiftçisinin ürününü değerlendirebiliyor mu, sanayicisinin önünü açabiliyor mu, gençlerine iş sağlayabiliyor mu? Asıl mesele budur.Türkiye bugün üretim ekonomisini, sanayileşmeyi ve ekonomik bağımsızlığını yeniden tartışmak zorunda. Kamu işletmelerinin geleceği, yerli üretimin desteklenmesi ve emeğin karşılığını alması, günlük siyasi çekişmelerin ötesinde ele alınması gereken ulusal meselelerdir. Üretim; istihdam, teknoloji, mesleki birikim, toplumsal refah ve bağımsızlık demektir.

FABRİKA KAPANIRSA

Bugün Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde çok sayıda fabrika kapalıdır. Bir fabrika kapandığında yalnızca makineler susmaz. İşçinin geçimi, esnafın müşterisi, nakliyecinin işi, üreticinin pazarı da bundan etkilenir. Sanayinin gerilemesi, bir kentin ekonomik ve sosyal hayatını değiştirir.Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan kamu işletmeleri, Türkiye'nin sanayileşme hamlesinde önemli görevler üstlendi. Şeker fabrikalarından demir-çelik tesislerine, dokuma fabrikalarından demiryolu işletmelerine kadar birçok kurum, yalnızca mal üretmedi; meslek sahibi işçiler yetiştirdi, teknik bilgi birikimi oluşturdu ve yeni sanayi alanlarının gelişmesine katkı sağladı.Geçmişteki bütün kamu işletmelerini kusursuz göstermek doğru değildir. Verimsizlik, siyasi müdahale ve kötü yönetim gibi sorunlar yaşanabilir. Ancak çözüm, üretim kapasitesini gözden çıkarmak değil, kamu kaynaklarını şeffaf, denetlenebilir ve verimli biçimde yönetmektir.

YENİDEN KURMAK

Tüm dünya, 1980’den bu yana Türkiye liberal ekonomilerin yanlışlarını gördü. Son 40 yılda çok sayıda kuruluşumuz özelleştirildi. Enerji, demir-çelik, demiryolu, gübre, tarımsal girdiler ve stratejik sanayi alanlarında Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltacak yatırımlar önem taşıyor. Özel sektörün yeterli yatırım yapamadığı veya uzun vadeli yatırımların toplumsal yararının öne çıktığı alanlarda kamu öncülüğü yeniden değerlendirilebilir.Kamu işletmesi üretmeli, istihdam yaratmalı, teknolojik gelişmeyi desteklemeli ve hesap verebilir olmalıdır. Başarı, tabelasında ne yazdığıyla değil, ülkeye ne kazandırdığıyla ölçülmelidir. Üretim ekonomisinin merkezinde insan vardır.Çiftçi gübreyi, mazotu ve tohumu yüksek maliyetlerle alıyorsa; sanayici finansmana erişmekte zorlanıyorsa, küçük esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyorsa üretim politikasının yeniden ele alınması gerekir. Üretimi artırmak kadar, üretilen değerin nasıl paylaşıldığı da önemlidir. İşçinin ücreti, çalışma koşulları, iş güvenliği, sendikal hakları ve sosyal güvencesi bu politikanın ayrılmaz parçalarıdır. Alın terinin çöpe gitmemesi, yalnızca fabrikaların açık kalması değildir. Çalışanın emeğinin karşılığını alması, çiftçinin ürettiği üründen kazanması, gençlerin geleceğini kendi ülkesinde kurabilmesidir.

ULUSAL BAĞIMSIZLIK

Yerli üretim, ulusal bağımsızlığın temelidir.Türkiye'nin enerji ihtiyacı, sanayi girdileri, tarımsal üretimi ve dış ticaret dengesi birlikte değerlendirilmelidir. Her ürünü ülke içinde üretmek mümkün veya ekonomik açıdan doğru olmayabilir. Ancak stratejik alanlarda aşırı dışa bağımlılık, Türkiye'yi uluslararası krizlere ve tedarik sorunlarına karşı kırılgan hâle getirir. Bu nedenle yerli üretimi desteklemek, yalnızca ekonomik bir tercih değil, ulusal güvenlik ve kalkınma meselesidir.Kamu, özel sektör ve kooperatifler, ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda birbirini tamamlayan bir anlayışla çalışmalıdır.Türkiye, insan gücünü, doğal kaynaklarını, sermayesini ve teknolojik birikimini ne ölçüde kendi kalkınması için kullanmalıdır. Daha fazla üretim, nitelikli istihdam, azalan dışa bağımlılık, güçlenen tarım ve sanayi, emeğinin karşılığını alan insanlar ana gündem konumuz olmaldıır. Ulusal bağımsızlık yalnızca siyasi sınırların korunması olarak görülmelelidir. Ülkenin kaynaklarını değerlendirebilmesi, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve geleceğini başkalarının kararlarına bütünüyle bağlı olmadan kurabilmesidir.Türkiye'nin ihtiyacı, üretimi günlük siyasi tartışmaların ötesine taşıyan, uzun vadeli ve toplumsal yararı gözeten bir kalkınma anlayışıdır.. Üretmek, bağımsızlığa sahip çıkmaktır. Alın terini değerlendirmek, ülkenin kaynaklarını korumak ve Türkiye'nin geleceğini kendi emeğiyle kurmaktır.