Eskişehirspor, ligin 8. haftasında sahasında Bursa Yıldırım’ı konuk etti. Üç iç saha maçının ardından taraftarına kavuşan Kırmızı Şimşekler, sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı. Açıkçası maç öncesinde hepimizin beklentisi galibiyetti. Ancak sahada izlediğimiz Eskişehirspor, beklentilerin oldukça uzağındaydı.

Maça baskılı başladık ama yine golü kalemizde gördük. İlk yarıyı 1-0 geride kapattık. İkinci yarıda Hasan Kaya’nın kaçırdığı net pozisyon, ardından Beykan Şimşek’in değerlendiremediği penaltı… Bunlar böyle kritik maçlarda kaçırılacak fırsatlar değil. Şampiyonluk hedefi olan bir takımın bu kadar gol fırsatını harcama lüksü yok.

Özellikle Beykan’ın kaçırdığı penaltı maçın kırılma anlarından biriydi. Penaltı kaçar, futbolda bunlar var. Ancak mesele sadece kaçan penaltı değil. Eskişehirspor’un sahada ortaya koyduğu oyun, üretkenlik sorunu ve savunmada yaptığı hatalar artık ciddi anlamda düşündürüyor.

Gelelim maçın kahramanına…

Kerem Baykuş!

57. dakikada oyuna giren Kerem, 83. dakikada attığı golle takıma beraberliği getirdi. Tam rahat bir nefes aldık derken 88. dakikada yine golü kalemizde gördük. Açıkçası o dakikadan sonra maçın kaybedildiğini düşündük. Ama Kerem bir kez daha sahneye çıktı. Üstelik Ahmet Dereli’nin sakatlanmasıyla 10 kişi kaldığımız uzatma dakikalarında attığı golle Eskişehirspor’u yenilgiden kurtardı.

Kerem Baykuş olmasaydı bugün çok daha farklı şeyler konuşuyor olacaktık. İki gol atarak takımına bir puanı kazandırdı. Ancak şunu da söylemek gerekiyor: Eskişehirspor gibi şampiyonluk hedefi olan bir takım, kendi sahasında beraberliğe sevinir duruma gelmemeli.

Gelelim artık kronikleşen forvet sorunumuza…

Geçen hafta Altay maçından sonra da yazmıştım. Sekiz hafta geride kaldı, bizim forvetlerden hâlâ ses yok! Ne Osman Arslantaş ne de Ahmet Dereli beklenen gol katkısını verebildi. Bir takımın bütün gol yükünü orta saha ve kanat oyuncuları mı çekecek? Şampiyonluğa oynayan bir takımın golcüsü gol atmayacak da kim atacak?

Artık açıkça söylemek gerekiyor. Bu takımın devre arasında gerçek bir golcüye ihtiyacı var. Pozisyonları değerlendiremeyen, gol yollarında etkisiz kalan bir forvet hattıyla şampiyonluk yarışı yürütülmez.

Ahmet Dereli konusuna da değinmeden geçmeyelim. Zaten sakatlığı bulunan bir oyuncuyu Hakan Şapcı oyuna aldı. Ahmet yeniden sakatlandı, takım 10 kişi kaldı. Şimdi ise sezonu kapattığı yönünde iddialar var. Sakat bir oyuncuyu sahaya sürmenin ne kadar yanlış bir tercih olduğunu maçta gördük.

Gelelim Hakan Şapcı’ya…

Sezon başından bu yana şampiyonluk hedefini her fırsatta dile getiren Hakan Şapcı için ilk kez tribünlerden istifa sesleri yükseldi. Açıkçası taraftarın tepkisini haksız bulmuyorum. Çünkü artık aynı hataları izlemekten yorulduk.

Sekiz hafta geride kaldı. Hâlâ sahada ne oynadığını tam olarak bilen, istikrarlı bir Eskişehirspor göremiyoruz. Bir hafta dört gol atıyoruz, diğer hafta kendi sahamızda beraberliği son dakikada kurtarıyoruz. Bu nasıl bir istikrar?

Üstelik kadro kalitesi ortada. Bu takımın çok daha iyi futbol oynayabilecek oyuncuları var. O zaman sorun nerede? Yanlış tercihlerde mi, oyun sisteminde mi, oyuncuların performansında mı? Artık teknik heyetin de bunların cevabını vermesi gerekiyor.

Hakan Şapcı’nın maç sonunda basına açıklama yapmaması da ayrı bir konu. Galibiyetlerden sonra konuşmak kolay. Asıl önemli olan böyle maçlardan sonra çıkıp konuşabilmek. Taraftarın da kamuoyunun da bu kötü oyunun nedenini öğrenmeye hakkı var. Susarak sorunlar çözülmüyor.

Ben her puan kaybından sonra teknik direktör değişsin diyenlerden değilim. Ancak eleştirilmesi gereken yerde de eleştiririm. Çünkü Eskişehirspor’un kaybedecek zamanı yok.

Artık puan kayıplarına tahammülümüz kalmadı!

Şampiyonluk hedefiyle çıktığımız bu yolda özellikle kendi sahamızda bu kadar kolay puan kaybedemeyiz. Rakiplerimizle aramızdaki yarışta kaybedilen her puanın hesabını sezon sonunda çok ağır ödeyebiliriz.

Bir de taraftarımız var…

Üç iç saha maçının ardından tribünlere dönen taraftar yine takımının yanındaydı. Bu insanlar Eskişehirspor sevgisiyle tribünleri dolduruyor, takımına inanıyor, şampiyonluk hayali kuruyor. Peki sahadaki futbol bu taraftarın beklentisini karşılıyor mu? Bence kesinlikle hayır.

Taraftarın sabrını da fazla zorlamamak gerekiyor. Çünkü bu camia artık bahaneler değil, sonuç görmek istiyor.

Kerem Baykuş’un son dakikada attığı golle bir puanı kurtardık. Ama ben bu beraberliğe sevinemiyorum. Kendi sahamızda kaybettiğimiz iki puan var ve bu kayıplar artık alışkanlık hâline gelmemeli.

Şampiyonluk sadece konuşarak, her hafta aynı hedefleri tekrarlayarak gelmiyor. Sahada mücadele edeceksin, pozisyon bulduğunda atacaksın, öne geçtiğinde skorunu koruyacaksın.

Eskişehirspor’un hedefi bu ligden şampiyon olarak çıkmaksa artık şampiyon gibi oynaması gerekiyor.

Çünkü bu taraftarın bir sezon daha hayal kırıklığı yaşamaya tahammülü yok!