Eskişehir'de son günlerde Kurşunlu Külliyesi üzerinden yürüyen tartışmaları yalnızca kimin hangi binada oturacağına indirgemek, meseleyi anlamamak demektir. Çünkü burada konuşmamız gereken sadece 500 yıllık bir yapının bugünkü kullanım biçimi değil; tarihî mirasa nasıl sahip çıktığımız, kentin kamusal alanlarını nasıl değerlendirdiğimiz ve Eskişehir'in geleceğini nasıl planladığımızdır.

HAZIR BİNAYA YERLEŞMEK

Kurşunlu Külliyesi yapılalı 500 yıl olmuş. Böyle bir yapıya sahip olmak büyük bir zenginliktir. Ancak o yapının bugüne nasıl ulaştığını, kimlerin emeğiyle ayakta kaldığını ve hangi mücadelelerden geçerek yeniden kent yaşamına kazandırıldığını da bilmek gerekir. Hazır binaya yerleşmek kolaydır. Hele 500 yıllık, tarihî değeri olan bir yapıya yerleşmek daha da kolay olmuştur. Peki, yeni binalar yapmak, geleceğin Eskişehir'ini planlamak, belediyenin bütün birimlerini bir araya getirecek çağdaş bir hizmet binası oluşturmak neden aynı ölçüde gündemimizde değil?

Bugün kullanılan belediye binalarının ve birimlerin farklı mekânlara dağılmış olması, kurumsal işleyiş ve vatandaşın hizmete erişimi açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

ESKİ TIP FAKÜLTESİ

Bir zamanlar Tıp Fakültesinin eski binası belediye hizmetleri için kullanılmasaydı, Odunpazarı bugün hangi mekânda hizmet verecekti? Bu soru bile bize şunu gösteriyor. Kent yönetimi yalnızca mevcut binalara yerleşerek değil, geleceğin ihtiyaçlarını önceden görerek yapılır.Kurşunlu'nun geçmişi eksik anlatılmasın.Kurşunlu Külliyesi'nin tarihini anlatırken Çoban Mustafa Paşa'yı anmak elbette önemlidir. Ancak tarih, yalnızca yapının inşa edildiği dönemi anlatmak değildir. Bir yapının yok olmaktan kurtarılması, yeniden ayağa kaldırılması ve toplumsal yaşama kazandırılması da tarihinin ayrılmaz parçasıdır.

YENİDEN DEĞERLENDİRİLDİ

1999 yılının sonlarında Kurşunlu Külliyesi boş, bakımsız ve adeta kaderine terk edilmiş durumdaydı. O dönemde bir grup doktor arkadaşımla Anadolu Türk Kalp Vakfını kurduk. Külliyenin durumunu gördük ve buranın yeniden değerlendirilmesi için harekete geçtik.Benim girişimlerim sonucunda Vakıflar Bölge Müdürlüğünden külliyenin ilk resmî kiralamasını gerçekleştirdik.Külliye ile ilgili başka resmi bir kiralamada bugüne kadar olmadı. O dönemde,Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç'ın desteğiyle külliyenin bahçesindeki iki kamyon çöpü kaldırdık. Bahçeyi düzenledik, aydınlatmasını yaptırdık, kurşun kaplamaların onarımını gerçekleştirdik. Külliyenin yeniden ayağa kaldırılması için vakıf olarak elimizden geleni yaptık.Daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yaklaşık 25 yıllık süreçte iki ayrı restorasyon gerçekleştirildi. Vakfımızın da belirli bölümlerde yaptığı çalışmalar oldu.

Bütün bunları neden anlatıyorum?

TARİH BİR BÜTÜNDÜR

Çünkü bir kentin tarihini yazarken, yalnızca eseri yaptıranları değil, onu yok olmaktan kurtaranları da yazmak gerekir. Çoban Mustafa Paşa'nın hakkını teslim ederken, Kurşunlu Külliyesi'nin kötü gidişini durdurmak için mücadele eden vakfı ve bu çalışmaların içinde yer alan insanları yok sayarsanız tarih eksik kalır.Tarih, kimsenin kişisel mülkü değildir. Birilerinin emeğini silerek tarih yazılamaz.

SORUMLULUK VAR

Bir başka konu da külliyenin hangi amaçla ve nasıl kullanılacağıdır. Tarihî yapıların yaşatılması gerekir. Ancak yaşatmak demek, her türlü faaliyetin her koşulda yapılması anlamına gelmez. Yapının tarihî niteliği, mimarisi, teknik altyapısı ve güvenliği dikkate alınmalıdır.Örneğin, tarihî ve yeterli su tesisatı bulunmayan bir binada fırın işletmesi düşünülüyorsa bunun teknik ve hukuki koşulları ayrıntılı biçimde incelenmelidir. Yangın güvenliği nasıl sağlanacak? Olası bir yangında müdahale nasıl yapılacak? Tarihî dokunun zarar görmemesi için hangi önlemler alınacak? Bunlar kimsenin göz ardı edemeyeceği sorulardır.

SADECE KAPIYI AÇIK TUTMAK

Külliyeyi korumak, yalnızca kapısını açık tutmak değildir. Onu gelecek kuşaklara sağlam biçimde teslim etmektir. Eskişehir günü kurtararak yönetilemez. Bugün Kurşunlu Külliyesi'ni tartışıyoruz. Yarın belediyenin hizmet binalarını, ertesi gün ulaşımı, üniversiteleri, sanayiyi ve şehrin büyümesini konuşacağız.Bir tarafta 500 yıllık tarihî mirasımız var. Diğer tarafta geleceğin Eskişehir'ini taşıyacak çağdaş belediye hizmet binalarına, ulaşım sistemlerine, sosyal donatılara ve planlı kentleşmeye duyulan ihtiyaç var.

Birini diğerinin karşısına koymak zorunda değiliz.

Kurşunlu Külliyesi'ni koruyalım. Geçmişte bu yapı için emek verenleri unutmayalım. Tarihî yapılarda yapılacak her faaliyeti bilimsel, teknik ve hukuki ölçütlerle değerlendirelim. Belediye için de kentin geleceğine yakışan, bütün birimleri bir araya getirecek çağdaş bir hizmet merkezi planlayalım.

Üç üniversitesi bulunan, sanayisi gelişen, nüfusu büyüyen Eskişehir'in ulaşım sorunlarını da bugünden çözelim. 500 yıllık külliyeye sahip çıkarken, önümüzdeki 50 yılın Eskişehir'ini de düşünmek zorundayız. Çünkü şehirler yalnızca geçmişten miras alınmaz; gelecek kuşaklara bırakılmak üzere inşa edilir.