Eskişehir gerçekten çok farklı bir şehir… Eskişehir’de yaşayıp da Eskişehir’i sevmeyen var mıdır? Eskişehir’i tanımlarken ben hiç “büyükşehir” ibaresini kullanmam. Benim için Eskişehir gerçek anlamda, “BUTİK” bir şehirdir… Şehrin merkezine ve insani ihtiyaçlara ulaşımı konusunda sıkıntısız bir şehir olarak tanımlayabilirim. Eskişehir hizmet merkezlerini tam anlamıyla dağıtabilmiş bir şehir değil.. Dolayısıyla herkesin gözü şehrin merkezinde.. Merkezideki en uzak mahallesinin toplu ulaşımla bile şehir merkezine 30-35 dakika olduğunu düşünecek olursak ne demek istediğim daha iyi anlaşılır…
Ama sorun da tam da burada başlıyor. Her şey şehir merkezine yığıldığı için dışarıdan içeriye bir trafik akışı oluyor. Bu da ister istemez trafik sıkışıklığına neden oluyor… Dün öğle saatlerinde Atatürk Caddesi’nden gazeteye doğru gelirken bir baktım trafik tam anlamıyla kilitlenmiş.. Önce “pek bu saatlerde trafik yoğunluğu olmaz ya!” dedim kendi kendime.. Sonra bir baktım tam Millet Bahçesi’nin güzergahında bir kaza olmuş. Kaza bu defa maddi hasarlı da değil. Bir otomobil karşıdan karşıya geçmek isteyen orta yaşlı bir kadına çarpmış.. Öyle olunca hem karşıdan gelen trafik, hem Akarbaşına çıkış güzergahı kilitlenmiş.. .Yaralı kadıncağıza ilk müdahale orada bulunan ve muhtemelen ilk yardım eğitimi aldığı anlaşılan bir başka kadın tarafından yapılırken, 112 ambulansının sesi de uzaklardan duyuldu. Ancak trafik çift taraflı tıkanınca 112 ambulansının ulaşımı da o kadar kolay değildi… Neyse ki Trafik tıkalı olduğu için “birbirine bilmeden küfredenler “ hariç diğer sürücülerin yardımı ile 112 ekipleri olay yerine geldi…
Yani anlayacağınız iyi niyetle yapılan bazı düzenlemeler bile çözüm olmaktan çıkabiliyor bazen. Tıpkı Atatürk Caddesi’nin gidiş geliş çift yönlü olarak düzenlenmesi gibi. Zira yukarıda anlatmaya çalıştım her şeyin şehir merkezine aktığı bir yapılaşmanın içerisinde sıkıntının her geçen gün artmasından daha doğal bir şey olamaz. Hele bu şehirde trafiğe kayıtlı araç sayısı 410 bin rakamına da aşmışsa varın gerisini siz hesap edin…
Kime sorarsanız sorun Eskişehir’i çok seviyordur. Ama benim gibiler sevmenin dışında bir de kızıyordur muhakkak. Bugünden yarına bu sorunu çözer miyiz? Zor dostum, zor şarkısı sahi kimin eseriydi?
Tamam trafik böyle… Bir de işin kentsel dönüşüm tarafı var ya… Şu acilen 5 bin dönüşmesi gereken bina meselesi var… Herkes şikayet ediyor ama iş icraata gelince göstermelik birkaç hareket hepsi bu kadar… Sakın buradan tek başına yerel yönetimleri eleştirdiğimi almasın. İktidar partisi mensupları, “biz olsaydık çözerdik” beylik laflarını söylemesin… Geçtiğimiz günlerde yazdım, “Bu ayıp kime yazar?” diye şu çevre yolu meselesini somut örneği ile anlattım…
Her şeye rağmen kimse Eskişehir sevgimizi sorgulamasın. Hani bir şarkı sözü daha var. Şöyle diyor, “SEVİYORUM İŞTE VAR MI DİYECEĞİN?” Vallahi seviyorum. Bu şehrin tozunu da toprağını da insanlığını da her şeyini seviyorum, ama aynı zamanda kızıyorum işte… Var mı diyeceği olan?