YENİ Parti’yi kim kurdu? Özgür Özel diyor ki, “YENİ Parti’yi millet kurdu adını da millet verdi!” Mutlak Butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığına 38’inci Kurultay öncesi CHP Genel başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu getirilince Özel ve arkadaşları CHP’nin dışında kaldı. Doğal olarak siyasi varlıklarını sürdürmek ve siyasete devam etmek arzusundaki “butlan karşıtı” CHP’liler ile “Butlanı” haksız bir uygulama olarak görenlerin Özel ve arkadaşlarının arkasında saf tutması kaçınılmazdı. Nitekim o enerji ve güçle Özel ekibini destekleyen CHP kadroları ve siyaseten yeni arayış içerisinde olan kesimlerin desteği ile Özel ve ekibi “YENİ Parti’yi “ kurdular… Kısa sürede örgütlenmesini tamamlayan Özel’in partisine açtığı bağış kampanyası ile nerede ise hazine yardımına denk bir maddi destek de sağlandı. Buna eskiler “Bundan iyisi Şam da kayısı” derler.
YENİ Parti’yi kurarken Özel ve ekibinin en önemli vaatlerinden birisi eski alışkanlıklarından sıyrılmış ve “umudu büyüten” bir siyasal organizasyon oluşturmaktı. Hatta demokrasiyi tabana yayarak yılların delege ağalığı sistemine dayalı feodalizmini yakmak maksadıyla üye bazlı tabandan tavana bir yönetim biçimini gerçekleştireceklerini de ilan ettiler. Yani her şeye üyenin karar verdiği bir yönetim biçimi…
İlk etapta kulağa hoş gelse de, olması gereken bu olsa da gözlemlediğimiz kadarı ile sistem ağır aksak işliyor. Omurgasını geçmişte CHP’de siyaset yapan isimlerin oluşturduğu YENİ Parti’de safların ayrışması çok da uzun sürecek gibi görünmüyor. Bunu nereden anlıyoruz? Söyleyelim sadece ilçe başkanlarının belirleneceği bizim ön seçim diyebileceğimiz, iktidarın yıllardır uyguladığı ama gerçek hayatta sonuçlarını pek göremediğimiz “temayül yoklaması” yapılırdı. Bu yoklamalar sırasında özellikle yerel yönetimlerin başındaki isimler ile etkin ve seçkinlerin taraflarını ilan etmesi YENİ Parti açısından bir kazanım değil çok eleştirdikleri iktidar uygulaması olan “Kutuplaşmanın” parti içine sıçraması anlamına gelmiyor mu? Bu safların ayrışması kısa, orta ve uzun vadeli siyasi hesapların daha yolun başında ilanı hakikat olup olmadığının sorgulanması gerekmiyor mu? Bu eski alışkanlıkların yani eski partilerindeki kutuplaşma kültürünün bugünkü siyasi yapılarına sıçradığını göstermiyor mu?
Bu söylediklerim asla kişisel yorumum değil. Yaşananlardan hareketle yaptığım gözlemlerin ifadesi… Önümüzdeki hafta sonu il başkanlığı için bir nevi ister ön seçim deyin ister temayül yoklaması deyin YENİ Parti üyeleri sandık başına gidecek. Talat Yalaz kurucu il başkanı olarak doğal aday… Parti kulislerinde aday olması için teşvik edilen ve ikna edilmeye çalışılan bir başka isim daha var. Geçtiğimiz iki dönemde İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı olarak görev yapmış, geçtiğimiz kongrede görevini bir başka genç isme devretmiş H. Orkun Kılıç var… Duyumlardan hareketle arkadaşımız İlksen Akkan kendisini aradı ve aday olup olmayacağını sordu. Orkun Kılıç aday olmayacağını belirterek Odunpazarı ilçe kongresinde yaşananlara dikkat çekti. Belediye başkanlarının taraf olmasına ve ortamın kaotikleştiğini mevcut başkan Talat Yalaz’ın çok da yıpranmış bir isim olmadığına dikkat çekti. Kılıç, bazı ilçe belediye başkanlarının mevcut il başkanı Talat Yalaz’a destek açıklamalarında bulunduğunu belirterek, bu ortamda aday olmanın yeni bir taraflaşmaya yol açabileceğini kaydetti. Kılıç, “Kavgayı büyütmek, körüklemek istemem. Ben bunun bir parçası olmak istemiyorum” ifadelerini kullandı…
Bu çerçevede eski alışkanlıklar, “YENİ Parti’ye” taşınır mı? Ya da partinin omurgasını oluşturan eski CHP’lilerin bugünün YENİ Partililerinin eski alışkanlıkları burada da hayat bulur mu? Günün sorusu bu…