İnsan bazı şeyleri yaşamadan anlayamıyor… Uzaktan bakınca başka, hastane koridorunda bir hasta olarak bakınca başka görünüyor hayat. Türkiye’de geçmişten bugüne en çok tartışılan ve eleştirilen alanlardan biri sağlık sistemi oldu. Biz de zaman zaman bu eleştirilere eşlik ettik. Randevular, yoğunluklar, beklemeler, aksayan işler…

Ama son bir yıl bana önemli bir şeyi öğretti: Sistemi eleştirmek başka, o sistemin içerisinde insan hayatı için mücadele edenleri eleştirmek başka… Yaklaşık bir yıl önce, tam da yıllık izne çıkmayı düşündüğüm günlerde kendimi birdenbire hastane koridorlarında buldum. “Neye niyet, neye kısmet” dedikleri tam da buydu. O günlerde Kanuni Sultan Süleyman’ın o meşhur sözünü bir kez daha anladım: “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…” Gerçekten de öyle. İnsan sağlıklıyken dünyanın bin türlü derdi var. Hastalanınca ise geriye tek bir dilek kalıyor: Yeter ki sağlık olsun…

Acil Servis’teki asistan doktordan kan alma birimine, tomografiden müdahale odasına kadar uzanan o telaşlı süreçte imdadımıza Doç. Dr. Mustafa Sungur yetişti. İşte o gün bugündür Mustafa Hocamla ve Üroloji Kliniği’nin değerli çalışanlarıyla adeta akraba olduk.

Bir yıl boyunca çok şey gördüm. En önemlisi de sağlık çalışanlarının ne kadar ağır bir yük taşıdığını… Karşılarında çoğu zaman endişeli, korkmuş, sabırsız insanlar var. Buna rağmen onlar her hastaya yeniden sabır göstermek, yeniden anlatmak, yeniden moral vermek zorunda. Bazen bir ilaçtan önce bir tebessümün, bazen bir tedaviden önce “Merak etmeyin, biz buradayız” sözünün ne kadar önemli olduğunu da yaşayarak öğrendim.

Geçtiğimiz günlerde Şehir Hastanesi’nde üç günlük bir misafirliğimiz daha oldu. Şükürler olsun ki sonuçlarımız son derece olumlu çıktı. İnsan böyle zamanlarda önce Allah’a şükrediyor, sonra da emeği geçenleri düşünüyor. Başta sağlığıma kavuşmamda büyük katkısı olan, süreci başından sonuna kadar takip eden Doç. Dr. Mustafa Sungur olmak üzere Üroloji Kliniği’nin asistanlarına, hemşirelerine, servis ve poliklinik çalışanlarına; temizlik görevlisinden oda destek ekibine, güvenlikten sekreterlik birimine kadar herkese yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Çünkü hastane insana sadece hastalığı değil, hayatı da öğretiyor. Hiç tanımadığınız bir hastanın ameliyata gidişinde içinizden dua geçiriyorsunuz. Başkasının sonucunu merak ediyorsunuz. Kendi derdinizi unutup bir başka hastanın derdine üzülüyorsunuz.

Birkaç günlük hastane arkadaşlığı, kırk yıllık dostluğa dönüşebiliyor. Ve galiba insan, en çok da hastane koridorlarında insan olduğunu hatırlıyor. Bugün sağlık sisteminin eksikleri varsa elbette konuşulmalı. Daha iyisi istenmeli.

Ama artık bir şeyi çok daha iyi biliyorum: Sistemin eksikleriyle, o sistemin içerisinde insan hayatı için mücadele edenleri aynı kefeye koymamak gerekiyor. Ben bunu yaşayarak öğrendim. O nedenle bugün başta Doç. Dr. Sevgili Mustafa Sungur Hocam olmak üzere, hayatımızın en zor anlarında yanımızda olan bütün sağlık çalışanlarına söylüyorum: Bin teşekkür size az gelir.

İyi ki varsınız…Hakkınız ödenmez!..