CHP bugün bir yol ayrımında bulunuyor. Asıl mesele, CHP’nin nasıl bir parti olacağıdır. Türkiye’nin kuruluş felsefesini esas alan, milli egemenliği ve bağımsızlığı merkeze koyan bir Cumhuriyet partisi mi? Yoksa Cumhuriyet’in kuruluş kodlarını ikinci plana iten, kimlik siyaseti ve dışarıdan ithal edilen siyasi kavramlarla kendisini yeniden tanımlayan bir parti mi? CHP’nin kuruluşundan itibaren taşıdığı temel damar bellidir:

ANA SÜTUNLAR

Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilik, CHP’nin özetidir. Bunlar duvara asılan altı ok değildir. Bunlar bir devlet kurma programının ana sütunlarıdır. 2000’li yıllardan itibaren Türkiye siyasetinde önemli bir dönüşüm yaşandı. CHP içerisinde de “eski CHP” tartışmaları başladı. Ulusalcılar, Kemalistler, devletçi anlayış ve Cumhuriyet’in kuruluş değerleri farklı kesimler tarafından sorgulanmaya başladı. Avrupa Birliği süreci, küreselleşme, kimlik siyaseti ve yeni liberal politikalar üzerinden CHP’nin yeniden tanımlanması gerektiği savunuldu. İşte tam burada bugün hâlâ cevabı aranması gereken bir soru ortaya çıkıyor:

KİMLİĞİNDEN UZAKLAŞTIRMAK

CHP kendi tarihsel kimliğinden neden uzaklaştırılmak istendi?

Dönemin Avrupa Birliği çevreleriyle ilişkileri ve kamuoyuna yansıyan Karen Fogg e-postaları üzerinden yapılan tartışmalar bu açıdan yeniden incelenmeye değer.

O yazışmalar yıllardır farklı siyasi çevreler tarafından, Türkiye’deki bazı siyasi aktörlerin ve özellikle “millici” olarak tanımlanan kesimlerin etkisizleştirilmesi yönünde dışarıdan müdahale tartışmalarının kanıtı olarak gündeme getirildi.Bu iddiaların her birini ayrı ayrı belgelemek gerekir. Ama tartışmanın kendisi bile önemli bir gerçeğe işaret ediyor:

ULUSALCI KİM ?

Türkiye’nin siyasi kimliği üzerinde dışarıdan yapılan yönlendirme tartışmaları, bugün başlamadı. Ve CHP bu tartışmanın tam ortasında yer aldı. “Ulusalcı” dediğiniz kimdi? Bir dönem CHP içinde “ulusalcı” olmak neredeyse siyasi bir kusur gibi sunuldu. Oysa ulusalcı denilen kesimin önemli bir bölümü şunu savunuyordu: Türkiye’nin bağımsızlığı, Laik Cumhuriyet. Üniter devlet. Milli egemenlik.Kamu ekonomisinin stratejik alanlarda korunması. Emperyalizme karşı bağımsız dış politika izlemek. Bunlar CHP’nin kuruluş programına yabancı kavramlar mıydı? Tam tersine CHP'nin tarihsel köklerinin tam merkezindeydi.Öyleyse asıl soru şudur: Kuruluşundan gelen değerleri savunan insanlar neden bir dönem partinin dışında bırakılmak istendi?

BUGÜN YENİDEN KURULUŞ

Bugün CHP’nin yeniden kuruluş kodlarını konuşmasının anlamı biraz da burada yatıyor.Çünkü siyaset değişiyor. Dün “eski” denilen bazı değerler bugün yeniden güncel hale geliyor. Dünya değişti, bağımsızlık değişmedi.

Bugün Türkiye ağır bir ekonomik bağımlılık sorunuyla karşı karşıya. Enerjide dışa bağımlılık var. Teknolojide dışa bağımlılık var. Tarımda dışa bağımlılık var. Finans sisteminde dış kaynak ihtiyacı var. Sanayide yüksek teknolojili üretimin payı artırılmak zorundadır.

MİLLİ EKONOMİ

Böyle bir tabloda “milli ekonomi” kavramı nasıl eskimiş olabilir? Cumhuriyet’in ilk yıllarında nasıl demiryolları, fabrikalar, şeker fabrikaları, bankalar ve kamu işletmeleri kurulmuşsa bugün de Türkiye’nin yeni sanayi hamlesine ihtiyacı vardır. O nedenle CHP’nin tarihsel misyonu yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Yeniden üretim ekonomisini savunmaktır. CHP’nin halkçılığı da yeniden hatırlaması gerekiyor. İşçi geçinemiyor. Emekli geçinemiyor.Çiftçi üretim maliyetleri altında eziliyor. Esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.Gençler gelecek kaygısı yaşıyor. Sanayici yüksek finansman maliyetleriyle mücadele ediyor. CHP gerçekten halkçı olacaksa, emekçinin sofrasına, çiftçinin tarlasına, sanayicinin fabrikasına ve gençlerin geleceğine dokunmak zorundadır.

TARİHİ FIRSAT

Bugün CHP’nin önünde tarihi bir fırsat bulunuyor. Partinin kuruluş felsefesinden uzaklaşmasına yol açan politikalar. “Ulusalcı” ya da “Kemalist” kesimlerin dışlanmasına neden olan anlayış. Küreselleşmeyi bağımsızlığın önüne koyan yaklaşımlar ve buna benzer olaylar. Bunlar araştırılmadan CHP’nin bugün neden kuruluş kodlarına dönme ihtiyacı duyduğu anlaşılamaz. CHP'nin önünde iki yol var. Birinci yol: Kendi tarihinden utanmak, kuruluş değerlerini “geçmişte kalmış” saymak ve Türkiye’nin sorunlarına dışarıdan ithal edilmiş reçetelerle cevap aramak. İkinci yol: Kendi tarihini yeniden okumaktır. İkinci yol seçilirse CHP gerçekten kuruluş kodlarına dönmüş olur. Bir zamanlar “tasfiye edilmesi gereken” diye görülen Cumhuriyetçi, Kemalist ve millici damar, bugün partinin yeniden ihtiyaç duyduğu damar mı haline geliyor?