Söğüt’te her yıl tekrarlanan Ertuğrulgazi Şenlikleri, takvimde yer alan sıradan bir etkinlik değildir. Ancak, Osmanlı devletin kuruluşu Eskişehir’de okutulan hutbe ile oldu. Sonra, Söğüt ve Domaniç önemi merkez oldu. Söğüt de yüzyıllardır, kuruluş kutlanıyor. Yörükler Söğüt de buluşuyor. Komşu ilimizin ilçesi Osmanlı Devleti’nin kuruluş hafızasının önemli merkezlerinden biridir. Geçtiğimiz hafta sonu da binlerce kişinin katıldığı kutlamalar yapıldı Gelenlere yüzyıllardır ikram edilen şifalı bulgur pilavı ile ilçenin ünlü üzümü ikram edildi. Ancak Söğüt’ün anlamını yalnızca Osmanlı tarihine sıkıştırmak da doğru değildir. Çünkü tarih, birbirinden kopuk dönemlerden oluşmaz. Bir milletin hafızası; yaşadığı toprakların, kurduğu devletlerin, verdiği mücadelelerin ve oluşturduğu kültürün birbirine eklenmesiyle meydana gelir. Her yıl Ertuğrulgazi’yi anmak için Türkiye’nin dört bir yanından insanların Söğüt’te buluşması, aslında geçmişle bugün arasında kurulan güçlü bir bağdır.

ŞENLİKTEN FAZLASI

Söğüt de kaymakam olarak görev yaparken, Söğüt de toprak sanayisinin temellerini de atan daha sonra Bilecik Valisi olan Refik Arslan Öztürk’e de unutmamak gerekiyor. Söğüt şenliklerine valiliği döneminde boyut kattı. Toprak sanayinin gelişmesinin önünü açtı. Bugün, Ertuğrulgazi Şenlikleri'nin en önemli taraflarından biri, tarihin yalnızca kitap sayfalarında bırakılmamasıdır. Çocuklar, gençler, aileler ve farklı kentlerden gelen insanlar aynı mekânda tarih ile buluşuyor. Geleneksel kıyafetler, halk oyunları, atlı gösteriler, mehter ve çeşitli kültürel etkinlikler geçmişin atmosferini bugüne taşıyor. Tarihi yaşatmak, tarihi sadece törenlerle anmak değildir. Söğüt'ün tarihi değerini kalıcı bir kültür ve turizm politikasına dönüştürmek gerekir.Söğüt, Bilecik ve çevresi; yalnızca şenlik günlerinde değil, yılın 365 günü ziyaret edilebilecek bir tarih ve kültür coğrafyası haline getirilebilir.

ESKİŞEHİR BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ

Burada Eskişehir’i de bu hikâyenin dışında bırakmamak gerekir. Eskişehir ile Bilecik arasında yalnızca coğrafi bir yakınlık yoktur. İki kent arasında tarih, kültür, ulaşım ve ekonomik ilişkiler bakımından önemli bir bağ bulunmaktadır. Eskişehir’e gelen turistin Söğüt’e, Söğüt’e gelen ziyaretçinin Eskişehir’e yönlendirilmesi mümkündür. Odunpazarı, Kurşunlu Külliyesi, müzeler, Frigya coğrafyası, Seyitgazi, Söğüt ve Bilecik aynı kültür rotasının parçaları haline getirilebilir. Bunun için belediyelerin, valiliklerin, üniversitelerin, turizm kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin ortak bir çalışma yürütmesi gerekiyor. Bugün turizm dünyasında insanlar tek bir yapı görmek için değil, hikâye görmek için seyahat ediyor. Söğüt’ün ise anlatacak çok güçlü bir hikâyesi var.

EKONOMİYE DÖNÜŞMELİ

Tarihî mirasın korunması elbette birinci önceliktir. Fakat koruma ile ekonomik kalkınma birbirinin karşıtı değildir. Tam tersine doğru planlandığında tarihî miras, yerel ekonominin önemli motorlarından biri olabilir. Söğüt’te konaklama kapasitesi artırılabilir. Eskişehir bu konuda üs olabilir. Yerel üreticilerin ürünleri markalaştırılabilir. Yöresel yemekler turizm programlarının parçası yapılabilir. Şenlik döneminde oluşan ekonomik hareketlilik yılın tamamına yayılabilir. Bunun için günübirlik ziyaretçi anlayışından çıkıp konaklayan, alışveriş yapan, yöresel ürün tüketen ve bölgeyi gezen turist hedeflenmelidir.

GELECEĞE TAŞINMAK

Geçmişi hatırlamak önemlidir. Ama daha önemlisi, geçmişten geleceğe bir kültür köprüsü kurabilmektir. Ertuğrulgazi'nin hatırası yalnızca Söğüt'te yılda bir kez yapılan törenlerle değil; okullarda, müzelerde, belgesellerde, kitaplarda, üniversitelerde ve kültür rotalarında yaşatılmalıdır. Özellikle genç kuşakların Söğüt'le bağ kurması sağlanmalıdır. Çünkü tarihini bilmeyen genç, yalnızca geçmişinden değil, geleceğini kurma gücünden de uzaklaşır.

GEÇMİŞ DEĞİL, GELECEK

Bir milletin tarihi sadece geçmişi değildir; geleceğe bırakacağı mirastır. Bu nedenle Ertuğrulgazi Şenlikleri'ni yalnızca bir anma programı olarak değil, tarih, kültür, turizm ve yerel kalkınmayı bir araya getiren büyük bir proje olarak görmek gerekiyor. Söğüt’ün değeri bir haftaya, bir güne, bir törene sığmayacak kadar büyüktür. Söğüt’ü yılda bir kez hatırlanan bir tarih mekânı olmaktan çıkarıp, 365 gün yaşayan bir tarih ve kültür merkezine dönüştürmek.