Cumhuriyet Halk Partisi, 9 Eylül 1923’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kuruldu. Ancak CHP’nin tarihini yalnızca bir parti kuruluş tarihi olarak görmek eksik olur. Çünkü bu tarih, Erzurum ve Sivas kongrelerinden, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden ve Kuvayı Milliye ruhundan beslenen büyük bir mücadelenin devamıdır. Bu nedenle CHP’nin ilk kongresi olarak Sivas Kongresi’nin kabul edilmesi tesadüf değildir. CHP’nin kökleri bir seçim yarışında değil, bir bağımsızlık savaşında aranmalıdır. Atatürk ve arkadaşları önce vatanın bağımsızlığını kazandı, ardından millet egemenliğine dayanan yeni bir devlet kurdu. Halk Fırkası da bu devletin siyasi örgütlenmesi olarak ortaya çıktı. Bu yönüyle CHP, yalnızca bir siyasi parti değil; Cumhuriyetin kuruluş programının taşıyıcısı oldu.

MİLLET İRADESİ

CHP’nin temelinde manda ve himaye değil tam bağımsızlık anlayışı vardır. Atatürk’ün 1923 seçimleri öncesinde ortaya koyduğu Dokuz Umde’nin (temel ilkenin) ilk maddesi bu anlayışı açık biçimde ifade ediyordu “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. ”Bu ilke, yalnızca bir dönemin sloganı değil, Cumhuriyetin siyasi temelidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryollarının yapılması, fabrikaların kurulması, eğitim seferberliği, kadın hakları, hukuk reformları ve devlet öncülüğünde sanayileşme politikaları; bağımsızlığın yalnızca savaş meydanlarında değil, ekonomi ve üretim alanında da korunması gerektiği düşüncesinin sonucuydu.

DEVLETÇİLİK İLKESİ

CHP’nin Altı Oku da bu tarihsel programın ifadesidir: Bu ilkeler, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik şeklinde özetlenir. Özellikle devletçilik ilkesi, genç Cumhuriyetin kendi kaynaklarına dayanarak kalkınmasının aracı oldu. Halkçılık ise imtiyazlı sınıflara karşı eşit yurttaşlık anlayışını savundu.Bugün CHP üzerine yürütülen tartışmalar da aslında bu tarihsel miras etrafında şekilleniyor. Son yıllarda yaşanan kurultay süreçleri, liderlik değişimleri, yargı tartışmaları, parti içindeki ayrışmalar ve yeni siyasi arayışlar; yalnızca kişiler üzerinden okunamaz. Asıl tartışma, CHP’nin hangi tarihsel çizgide yürüyeceği üzerinedir. CHP’nin kuruluş kodları, Kuvayı Milliye mirasına, milli egemenlik anlayışına ve kamucu ekonomi politikalarına dayanıyor. Bir tarafta neoliberal politikaların farklı biçimlerde sürdürülmesini savunan yaklaşımlar; diğer tarafta ise Atatürk dönemindeki devletçilik uygulamalarından ilham alan, üretim ekonomisini, planlamayı ve kamucu anlayışı öne çıkaran görüşler yer alıyor.

KIRILMALARDA VAR

Elbette CHP’nin tarihi yalnızca başarılarla değil, kırılmalarla, ayrışmalarla ve iç mücadelelerle de şekillendi. Ancak 103 yıllık bir partinin gücü, yalnızca geçmişinden değil; geçmişini bugünün sorunlarına çözüm üretecek şekilde yorumlayabilmesinden gelir.Bugün sorulması gereken temel soru şudur:Kuvayı Milliye’nin bağımsızlık ruhu, milli egemenlik anlayışı ve Cumhuriyetin kalkınma hedefleri, günümüz Türkiye’sinde nasıl yeniden üretilecek?Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı olan; üreten, sanayileşen, teknolojisini geliştiren, çiftçisini ve emekçisini koruyan, gençlerine gelecek umudu veren güçlü bir ülkedir.103 yıl önce Atatürk ve arkadaşları büyük devletlerin desteğine değil, milletin iradesine güvendiler. CHP’nin 103 yıllık mirası, yalnızca geçmişin hatırası değil; Türkiye’nin geleceğine dair bir sorumluluktur.