Bir opera afişi bir kente yatırım getirebilir mi? Getirebilir.
Çünkü şehirler yalnızca yollarıyla, fabrikalarıyla, arsalarıyla ve sanayi bölgeleriyle yatırım çekmez.
Bir kentin kültürü, sanatı, sosyal yaşamı, ulaşımı, çevresi ve yaşam kalitesi de yatırım kararlarının önemli bir parçasıdır. Bunun Eskişehir açısından çok çarpıcı bir örneği vardır.
Bir Alman iş insanı, turistik amaçla Eskişehir’e gelir. Şehri gezerken karşısına bir opera afişi çıkar. Afişte gördüğü kültür-sanat etkinliği dikkatini çeker. Bir kentin opera yapabilecek, sanat etkinlikleri düzenleyebilecek bir sosyal ve kültürel altyapıya sahip olması, onun gözünde Eskişehir’in sıradan bir Anadolu kenti olmadığını gösterir. Ve yatırım kararını değiştirir. Eskişehir’e yatırım yapar.Bir afiş, bir yatırımın önünü açmıştır.
SANAT YANLIZCA SANAT DEĞİL
Bir tiyatro salonu, bir konser alanı, bir müze, bir opera etkinliği, düzenli bir kent meydanı, yaşanabilir parklar, ulaşım sistemi, termal tesisler, devamında yapılanlar. Bunların tamamı ekonomik hayatın da parçalarıdır.
Çünkü yatırımcı yalnızca fabrikasını nereye kuracağını düşünmez. Kendisi ve çalışanları nerede yaşayacak?
Çocukları hangi okula gidecek? Akşam nerede vakit geçirecek?
VEHBi KOÇ'UN ESKİŞEHİR DERSİ
Bu noktada Can Kıraç’ın “Anılarım ve Patronum Vehbi Koç” kitabında Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in aktardığı Vehbi Koç anısını hatırlamak gerekir. Vehbi Koç, Eskişehir ziyaretlerinden birinde kentin ileri gelenleriyle bir araya gelir. Sohbet sırasında Eskişehir’in ihtiyaçları konuşulur.
Sanayicilerden biri Vehbi Koç’a: “Vehbi Bey, gelin Eskişehir’e birlikte büyük bir otel yapalım.”
der. Vehbi Koç’un cevabı ise bugün bile üzerinde düşünülmesi gereken bir şehircilik dersidir:
“Sizler bu şehrin iş adamlarısınız. Buradan para kazanıyorsunuz. Niçin bugüne kadar Eskişehir’e yakışır bir otel yapmadınız? Sosyal hayatı canlandıramazsanız sanayiyi daha fazla geliştiremezsiniz.”
Vehbi Koç burada yalnızca bir otelden söz etmiyordu. Bir kentin ekonomik gelişmesiyle sosyal ve kültürel gelişmesi arasındaki bağı anlatıyordu.
ESKİŞEHİR'İN BAŞARISININ ARKASINDA NE VAR?
Eskişehir’in son yıllarda Türkiye’nin dikkat çeken kentlerinden biri olmasının nedeni yalnızca sanayisi değildir.
Eskişehir’in üniversiteleri vardır. Sanayisi vardır. Demiryolu kültürü vardır. Porsuk’u vardır.
Parkları vardır. Kültür merkezleri vardır. Tiyatroları, festivalleri, müzeleri vardır.
İşte yatırımcı açısından asıl değer de burada ortaya çıkar. Bir Alman iş insanının opera afişinden etkilenmesi bunun küçük ama çok anlamlı bir örneğidir.
KIZILİNLER BU ZİNCİRİN NERESİNDE?
Bugün Eskişehir’in önünde yeni bir fırsat bulunuyor. Kızılinler Termal Projesini tartışıyoruz.ERİAD ve Başkan Rüştü Şentuna’nın öncülüğünde gündeme taşınan proje, yalnızca bir termal tesis meselesi olarak değerlendirilmemelidir. Kızılinler’e yalnızca “otel yapılacak, termal tesis kurulacak” diye bakarsak projenin esas potansiyelini küçültmüş oluruz. Kızılinler, doğru planlandığında Eskişehir’in turizm, sağlık turizmi, sosyal yaşam ve şehir ekonomisi açısından yeni bir çekim merkezi olabilir. Termal kaynak yalnızca yeraltından çıkan sıcak su değildir. Toplamı şehir ekonomisidir. Tam da burada Vehbi Koç’un yıllar önce söylediği söz yeniden anlam kazanıyor: “Sosyal hayatı canlandıramazsanız sanayiyi daha fazla geliştiremezsiniz.”
Bugün bu sözü biraz daha genişletebiliriz. Kültürünüzü, sanatınızı, turizminizi ve yaşam kalitenizi geliştiremezseniz yatırımı da istediğiniz ölçüde büyütemezsiniz.
HER ŞEY BİRBİRİNE BAĞLI
Şehircilikte en büyük yanılgılardan biri yatırımları birbirinden bağımsız görmektir.
Oysa her şey birbirine bağlıdır. Bir opera afişi yatırım kararını etkileyebilir. Bir otel kente gelen iş insanının kalma süresini uzatabilir. Bir festival turisti kente çekebilir. Termal turizm, kenti dünya çapında bir kent yapabilir. Vehbi Koç’un yıllar önce Eskişehir’de yaptığı uyarı bugün hâlâ geçerliliğini koruyor.
Bugün Kızılinler ise aynı düşüncenin yeni bir halkası olabilir.