Türkiye'nin siyasal hayatını, toplumsal yapısını ve ekonomi düzenini kökten değiştiren bir tarih olarak 12 Eylül akıllara yerleşti. Biz bugün hala bu askeri darbenin niçin yapıldığını tartışıyoruz. Bir darbe yalnızca tanklarla yapılmaz. Bazen asıl mesele, tankların ardından hangi ekonomik ve siyasal düzenin kurulduğudur.Bugün 12 Eylül'ü yalnızca “askerî darbe” olarak okumak, o dönemin bütününü anlamak açısından eksik kalır.12 Eylül'ün hemen öncesinde Türkiye'nin önüne konulan bir ekonomik program vardı:

24 Ocak 1980 kararlarını, 12 Eylül tarihinden daha fazla kafamızda oluşturmalıyız. Ve 12 Eylül sonrasında, bu kararların uygulanabilmesi için gereken siyasal ve toplumsal ortam büyük ölçüde oluşturuldu.1970'lerin sonunda dünya kapitalizmi büyük bir dönüşüm içindeydi. ABD'de Reagan dönemi, İngiltere'de Thatcher dönemiyle birlikte devletin ekonomideki ağırlığını azaltan, piyasaların serbestleştirilmesini, sermaye hareketlerinin önündeki engellerin kaldırılmasını ve emeğin pazarlık gücünün sınırlandırılmasını öne çıkaran yeni bir ekonomik anlayış yükseliyordu. Türkiye de bu dalganın dışında kalmadı.24 Ocak 1980 kararları, Başbakan Süleyman Demirel döneminde, ekonomiden sorumlu Müsteşar Turgut Özal'ın koordinasyonunda uygulamaya konuldu. Program içe dönük ekonomi modelinden dışa açık piyasa ekonomisine geçiş olarak özetlene bilir. İthalatın serbestleştirilmesi, ihracatın teşvik edilmesi, kur politikasının değiştirilmesi, devletin ekonomideki rolünün azaltılması ve özel sermayenin önünün açıldı. Bunlar yalnızca teknik ekonomik kararlar değildi.

TOPLUMSAL MALİYET

Alınan ekonomik kararlar, Türkiye'nin ekonomik yapısında köklü bir dönüşüm anlamına geliyordu. Akademik çalışmalar da 24 Ocak kararlarını Türkiye'de yeni sağ ve neoliberal dönüşümün başlangıç noktalarından biri olarak değerlendiriyor.Bu programın toplumsal maliyetleri ağırdı. Maliyetleri taşıyacak siyasal ortam henüz yoktu. Bu ortam 12 Eylül askeri darbesi ile oluşturuldu.

12 EYLÜL DEVREDE

12 Eylül yönetimiyle birlikte Meclis ve hükümet feshedildi, siyasal faaliyetler bütünüyle yasaklandı ve ülke MGK yönetimine girdi. Daha sonra 1982 Anayasası ile yeni siyasal-hukuksal düzen kalıcılaştırıldı. Üniversitelerden, örgütlenmelere kadar her konu ele alındı. Milyonlarca insan fişlendi. TBMM kayıtlarında 12 Eylül dönemine ilişkin verilen rakamlar bile dönemin boyutunu göstermeye yeter:650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 210 bin dava açıldı ve 230 bin kişi yargılandı. 517 kişiye idam cezası verildi, 50 kişinin cezası infaz edildi. Bu yalnızca bir siyasal tasfiye değildi.24 Ocak programının önündeki toplumsal ve siyasal direnç büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştı. Yapılan darbe ile ekonomide yapılmak istenen dönüşümün toplumsal maliyeti daha kolay taşınabilir hale geldi..

SİYASAL SAHİP

Türk siyasi hayatının bir dönemine damga vuran Turgut Özal burada kilit isimlerden biridir.24 Ocak kararlarının hazırlanmasında rol alan Özal, 12 Eylül sonrasında ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak programın uygulanmasında görev aldı.Böylece askerî yönetim döneminde hazırlanan ekonomik dönüşüm, sivil siyaset döneminde de devam ettirildi.Araştırmalarda Özal döneminin Türkiye'yi daha dışa açık, piyasa ağırlıklı ve neoliberal ekonomik modele taşıdığı belirtiliyor.12 Eylül ile Özal dönemini birbirinden tamamen kopuk iki ayrı dönem olarak okumak, ekonomik dönüşümün sürekliliğini görmemize engel olur.12 Eylül siyasal zemini değiştirdi. Özal dönemi ise bu zeminde ekonomik dönüşümü sürdürdü.

FATURA KİME?

Bu sorunun cevabı ekonomik göstergelerde ve toplumsal hayatta aranmalıdır. 24 Ocak sonrasında ücretlerin ve emeğin milli gelirden aldığı pay geriledi.Tarım kesimi ciddi gelir kayıpları yaşadı. 1980'lerin ikinci yarısında banker krizleri ve finansal sorunlar, uygulanan modelin toplumsal ve ekonomik maliyetlerini daha görünür hale getirdi. 24 Ocak'ın bilançosunu yalnızca enflasyon, döviz kuru veya ihracat rakamları üzerinden okumak yeterli değildir.

SADECE SİYASİ SİSTEM Mİ ADEĞİŞTİ?

12 Eylül'ün ardından Türkiye'nin devlet yapısı da yeniden düzenlendi.1982 Anayasası, MGK'nın güçlendirilmesi, YÖK'ün kurulması, sendikal ve siyasal hakların sınırlandırılması, örgütlenme alanındaki kısıtlamalar ve yüzde 10 seçim barajı gibi düzenlemeler uzun yıllar Türkiye'nin siyasal sistemini belirledi.12 Eylül yalnızca iktidarı değiştirmedi; siyaset yapmanın kurallarını değiştirdi. Bu nedenle 12 Eylül'ü yalnızca “askerlerin yönetime el koyması” şeklinde değerlendirmek eksik kalır.Darbenin ardından ortaya çıkan siyasal, hukuksal ve ekonomik bütünlük birlikte incelenmelidir.