Siyasette en zor şey muhalefet etmek değildir. En zor şey, karar vermektir. Çünkü karar verdiğinizde bir tarafı seçersiniz. Karar veremediğinizde ise iki tarafın da yükünü omuzlamaya başlarsınız. Bugün Eskişehir siyasetinde tam da böyle bir tablo var. Ne tamamen eski tarafta kalabilenler ne de bütün cesaretleriyle yeni bir yola çıkabilenler…Kısacası; Araftakiler…
Aslında bugün daha farklı bir konu yazmayı düşünüyordum. Ama memleketin gündemi buna izin vermiyor. Türkiye öyle bir siyasal iklimden geçiyor ki, sabah konuşulan mesele akşam yerini bambaşka bir tartışmaya bırakıyor. Gündem değişiyor, aktörler değişiyor, manşetler değişiyor… Değişmeyen tek şey ise vatandaşın derdi.
Emekli ay sonunu getiremiyor. İşçi geçim hesabı yapıyor. Çiftçi üretirken kazanamıyor. Esnaf siftahın bereketini unuttu. Gençler diplomalarını değil, iş ilanlarını takip ediyor. Ev kadınları market raflarında fiyat etiketi değişmeden alışveriş yapabilmenin özlemini çekiyor. Fakat bütün bunlar birkaç saat konuşuluyor, ardından yeniden siyaset sahneye çıkıyor.
İktidar kendi yol haritasını kararlılıkla uyguluyor. Bir taraftan "Terörsüz Türkiye" söylemi üzerinden yeni bir süreç yürütülüyor, diğer taraftan uzun vadeli siyasi hesapların zemini hazırlanıyor. Muhalefet ise kendi içindeki hesaplaşmalarla meşgul. İşte tam bu noktada gözler Eskişehir'e çevriliyor. "Mutlak Butlan" kararının ardından CHP'de yaşanan kırılma artık yeni bir siyasi tabloya dönüştü. Özgür Özel'in kurduğu Yeni Parti, özellikle Eskişehir'de beklenenden daha güçlü bir karşılık buldu. Bunu sadece meydanlarda değil, kulislerde de görmek mümkün.
Ancak asıl dikkat çekenler ne CHP'de kalanlar ne de Yeni Parti'ne geçenler... Asıl dikkat çekenler, bekleyenler. Yani benim "Araftakiler" dediğim kesim… Araf, yalnızca dini bir kavram değildir. Aynı zamanda insanın iki tercih arasında sıkışıp kaldığı o gri alanın adıdır. Eskişehir siyasetinde bugün işte tam da böyle bir psikoloji yaşanıyor. Aklı CHP'de, gönlü Yeni Parti'nde olanlar… Yıllarca aynı davayı paylaştıkları arkadaşlarını bir günde terk etmek istemiyorlar. Ama yaşananlardan sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmayı da içlerine sindiremiyorlar.
Geçtiğimiz günlerde sohbet ettiğim eski bir sosyal demokrat dostum, bütün bu ruh hâlini tek cümlede özetledi: "Takımlar sahaya çıktı… Biz ise şimdilik tribündeyiz." Belki de son günlerin en isabetli siyasi tespiti buydu. Çünkü gerçekten tribündeler.Partilerinden istifa etmiyorlar. Ama Yeni Parti'nin bağış kampanyasına dolaylı destek veriyorlar. Rozetlerini taşımaya devam ediyorlar ama "Mutlak Butlan" sonrasında oluşan yönetim anlayışıyla yan yana görünmemek için teşkilatlarda görev almıyorlar.
Bir dost meclisinde hâlâ "Başkanım" diye söze başlıyorlar; ama hangi başkanı kastettiklerini bazen kendileri bile açıklamakta zorlanıyor. İşte siyasetin en ilginç fotoğrafı da burada ortaya çıkıyor. Çünkü yüksek sesle konuşanlar her zaman tarihin yönünü değiştirmez. Bazen tarihi, uzun süre susanlar yazar. Bugün herkes meydanlara, anketlere ve teşkilatlara bakıyor. Oysa asıl cevap başka bir yerde saklı. Soru şudur: Araftakiler ne zaman karar verecek? Siyasette taraf değiştirmek zordur.
Ama daha zoru vardır. Taraf değiştirmeye cesaret edemeden her sabah aynı aynaya bakabilmektir.
Çünkü siyaset uzun süre eşikte beklemeyi sevmez. Hayat gibi o da sonunda bir tercih ister. Araf, kalıcı bir adres değildir; sadece geçici bir duraktır. Ve unutmayalım… Bir seçimin kaderini çoğu zaman en yüksek sloganı atanlar değil, en uzun süre sessiz kalanlar belirler. Eskişehir siyasetinin gerçek anahtarı da bugün, tam o sessizliğin içinde duruyor.