Doğrusunu isterseniz siyasi kaos ortamında meclise dayatılan ve ezici bir çoğunlukla meclisten geçirilen “Çerçeve Yasa” denilen sokaktaki vatandaşında öfkesine sebep olan düzenlemenin yankıları gerçekten büyük oldu.
Özellikle sosyal medyada milli hassasiyetleri olan çok sayıda kişinin öfke dolu paylaşımlarını görmek mümkün. Aynı konuda sokaktaki vatandaşta gerçekten çok daha öfkeli… Ekonomik sıkıntılar, ve oluşturulan korku iklimine rağmen varsa “Çerçeve Yasa”, yoksa “Terörsüz Türkiye” iddiası adı altındaki söylemler sokaktaki vatandaş için inandırıcı bulunmuyor… Vatandaş, “Niye 40 yıldan fazla ülkenin bütün kaynakları o zaman bu mücadeleye harcandı? Anadolu’nun yiğitleri niye can verdi, kolunu, bacağını, gözünü, kolunu feda etti?” diye soruyor…
Bu konuda Eskişehir milletvekillerinden sadece ikisi yasaya ret oyu verirken 4 milletvekilinin bu yasayı onaylamasına da bir anlam veremiyor… İbrahim Arslan ve Jale Nur Süllü’nün koyduğu tavrı onaylayanların sayısı, diğer 4 milletvekilinin kabul oyundan çok daha fazla…
Bundan bir süre önce yeni düzenin kilometre taşlarının döşendiğinden söz etmiştim. Nitekim daha “Çerçeve yasa” meclisten geçer geçmez yeni bir Anayasa’dan da söz edilmeye başlanmış.. Konuyla ilgili olarak onaylanan yasaya kaşı oy kullanan Eskişehir milletvekili İbrahim Arslan şu değerlendirmeyi yapıyor; “Demokrasi bölünemez. Hukuk seçici uygulanamaz. Millî irade, iktidarın işine geldiğinde hatırlanamaz.” Ve şöyle devam ediyor; “Herhangi bir kesimin hak ve özgürlüklerinin genişletilmesine değil; hukukun, demokrasinin ve özgürlüklerin herkes için eşit ve eksiksiz uygulanmamasına itiraz ediyorum.” Sonra da yaptığı açıklamada noktayı şöyle koyuyor; “Toplumsal barış gibi tarihsel bir mesele, iktidarın ömrünü uzatacak bir siyasal mühendisliğin aracına dönüştürülemez.” Sayın Arslan’ın bu değerlendirmelerine kim nasıl yaklaşır bilmem, ama ben bu değerlendirmeleri son derece kıymetli buluyorum.
Bu tartışmaların gölgesinde sokakta dolaşırken Yeni Parti’nin Eskişehir yönetimlerinde gönüllü olarak yer alan iki isimle karşılaştım. Bir süre kendileri ile sohbet etme imkanımız oldu. Parti teşkilatlarına bina arayışı içerisinde olduklarından söz ettiler. Bu arada mevcut eski partileri olan CHP’deki gelişmelere de kayıtsız kalmadıklarını konuşmalarından anlamak mümkündü.. Hatta ihtimal ki “Mutlak Butlan” kararı sonrası CHP’de başlatılacak olan kurultay sürecinde kalanlar arasında çok ciddi bir çatışmanın olabileceğinden de söz ettiler… Bu arada o sohbete kulak misafiri olan ve halen hem kendileri hem de kayıtları CHP’de olan birkaç isimde sonrasında yaptıkları değerlendirmede, “Asıl tartışma bunlarda olacak bakın göreceksiniz!” iddiasında bulundular…
Bu tartışmalardan özetle şu sonucu çıkarmak mümkün, “CHP’de kalanlar da Yeni Parti’ye geçenlerde” eski alışkanlıklarından vazgeçecek gibi değiller. Ülkeyi ve ülke insanının karşı karşıya olduğu sorunlardan çok partilerindeki gelişmeleri önemsiyorlar. Böyle olunca da her iki tarafında sokağın beklentilerinden kopuk bir siyasi anlayışla yollarına devam ediyorlar.
Özetle iktidar kanadı vatandaşı bir şekilde ikna ederim umudu ile hareket ederken vatandaşa umut olması gereken siyasi hareketlerde ne yazık ki her geçen gün ileriye değil geriye geriye gidiyorlar… Gördüğüm sokağın siyasi beklentisi ile siyasetçilerin gündemi arasındaki makas her geçen gün biraz daha açılıyor…