Bazen kaybettiklerinizi geri alabilmek için bir adım geri çekilirsiniz. O geri çekiliş, pes etmek değil; daha büyük bir hamlenin hazırlığıdır. Çünkü siyaset, yalnızca seçim kazanma yarışı değil, aynı zamanda değişebilme, yenilenebilme ve gerektiğinde yeniden ayağa kalkabilme sanatıdır. Albert Einstein'ın, "Zorluklar, başarıya giden yolda sizi daha güçlü kılar." sözü belki de bugün muhalefet cephesinde yaşanan gelişmeleri anlatan en anlamlı ifadelerden biridir.
Türkiye siyasetinde son aylarda "yenilenme", "arınma" ve "yeni bir yol" söylemleri sıkça dile getiriliyor. Bu değişim arayışı, Eskişehir'de de somut şekilde kendisini göstermeye başladı. Aynı gün içerisinde yaşanan gelişmeler bunun en dikkat çekici örneğiydi.
CHP'de mutlak butlan sürecinin ardından il başkanlığı görevine atanan Volkan Enver Kılıç, yeni il yönetimini kamuoyuna açıkladı. Öte yandan, kısa süre öncesine kadar CHP'nin seçilmiş İl Başkanı olan Talat Yalaz da, katıldığı Yeni Parti'nin Eskişehir kurucu il başkanı olarak yönetim listesini ilan etti. Aynı gün Rahmi Çınar'ın Odunpazarı, Tevfik Yıldırım'ın ise Tepebaşı ilçe başkanlığı görevleriyle birlikte ilçe yönetimlerinin de ilan edilmesi, Eskişehir siyasetinde yeni bir dönemin başladığını gösterdi. Şimdi asıl soru şu: Bu yaşananlar bir ayrışmanın fotoğrafı mı, yoksa yeni bir başlangıcın habercisi mi? Siyasette kopuşlar kadar yeniden doğuşlar da vardır. Dün aynı masada oturan insanların bugün farklı siyasi çatılar altında yol yürümesi demokrasiler için olağan kabul edilir. Asıl önemli olan, ayrılığın neden yaşandığı değil; bundan sonra seçmene ne vaat edildiği ve o vaatlerin ne kadar hayata geçirilebildiğidir. Çünkü seçmen artık yalnızca isimlere bakmıyor. Sloganları da eskisi kadar önemsemiyor.
Vatandaşın cebindeki para küçülürken, mutfaktaki yangın büyürken, işsizlik ve geçim sıkıntısı gündemin ilk sırasında yer alırken, toplum doğal olarak siyasetçilerden kavga değil çözüm bekliyor. İşte tam da bu nedenle "yenilenme" iddiasında bulunan herkesin önce kendisini yenilemesi gerekiyor. Yeni bir tabela asmak yetmez. Yeni bir logo tasarlamak da... Yeni olan; anlayış, siyaset dili ve vatandaşla kurulan ilişki olmalıdır. Aksi halde eski alışkanlıkların yeni adreslerde devam etmesinden başka bir sonuç ortaya çıkmaz. Eskişehir siyaseti bugüne kadar birçok ayrılığa, birleşmeye ve yeniden yapılanmaya tanıklık etti. Kimileri kısa sürede tarihin tozlu raflarında yerini aldı, kimileri ise kalıcı olmayı başardı. Bunun ölçüsünü belirleyen şey, teşkilatların büyüklüğü değil; toplumun güvenini kazanabilme becerisiydi. Bugün de benzer bir sınav yaşanıyor.
Hem CHP yönetimi hem de Yeni Parti teşkilatı artık söylemlerini somut projelerle desteklemek zorunda. Çünkü siyasetin en ağır sınavı mikrofon başında değil, vatandaşın karşısında veriliyor. Eskişehir'de artık yeni tabelalar, yeni yönetimler ve yeni iddialar var. Ama seçmenin cevabını beklediği soru hâlâ aynı: Gerçekten değişen siyaset mi, yoksa sadece siyasetçilerin adresi mi?
Vatandaşın terazisinde tartılan şey; afişler değil, samimiyet. Genel merkezlerden gelen talimatlar değil, mahallede hissedilen karşılık. Makamlar değil, bırakılan iz. Siyasetin en acı gerçeği de tam burada başlıyor. Rozetler değişebilir… Partiler bölünebilir… Yönetimler yenilenebilir… Ama seçmenin hafızası kolay kolay sıfırlanmaz. Sandık günü geldiğinde konuşan ne sosyal medya olur ne de basın açıklamaları… Son sözü her zaman sessiz çoğunluk söyler. Ve siyasetin değişmeyen kuralı şudur: Sandık, tabelalara değil, güvene oy verir. Gerisi ise sadece siyasi dekor değişikliğinden ibarettir.