İktidar partisi mensupları her açıklamalarında Eskişehir’e yapılan yatırımları rakamlarla ortaya koyuyor, milyarlarca liralık hizmetlerden söz ediyor ve bunlarla haklı olarak övünüyorlar. Övünsünler… Eskişehir’e yapılan hiçbir hizmeti küçümsemek, yok saymak ya da görmezden gelmek doğru değil. Bu şehre çakılan her çivi değerlidir. Kim yaptıysa, hangi dönemde yaptıysa, Eskişehir’e kazandırdığı her eser için teşekkür etmek gerekir.
Ama mesele sadece yapılanları anlatmakla bitmiyor. Bir de yapılmayanlar var. Yapılamayanlar var. Yıllardır bekleyenler var. Ben zaman zaman “Ehem mühimi döver” derim. Yani her iş önemlidir ama öncelik sıralamasında asıl yapılması gerekeni sürekli ertelerseniz, bir süre sonra yaptığınız diğer hizmetlerin de anlamı sorgulanmaya başlanır.
Geçtiğimiz cuma ve cumartesi günü çevre yolundaydım. OSB girişinden Tepebaşı’na ulaşmak bir saatten fazla sürdü. Dur-kalklar, santim santim ilerleyen araçlar, kilometrelerce uzayan kuyruklar… İnsan bir süre sonra “Burada ne oluyor?” diye sormadan edemiyor. Sonra öğrendim ki akşam saatlerinde aynı güzergâhta üç ayrı kaza olmuş ve trafik tamamen kilitlenmiş. Peki, birkaç kazayla bütün bir şehrin ulaşımı felç oluyorsa burada yalnızca kazaları mı konuşacağız? Yoksa yıllardır biriken ulaşım problemini de masaya yatıracak mıyız?
Çevre yolu artık gerçekten çevre yolu mu? Şehrin büyümesiyle birlikte dün kentin dışından geçen yol, bugün adeta Eskişehir’in ortasında kaldı. Bir taraftan OSB, diğer taraftan şehir merkezleri, hastaneler, üniversiteler, yerleşim alanları… Herkes aynı yolu kullanıyor. Şehirlerarası ulaşım da bu güzergâha mahkûm, kent içi ulaşım da…
Sonuç ortada: Çevre yolu, çevre yolu olmaktan çıktı; şehrin ana arterine dönüştü. Bu durum daha kaç yıl böyle devam edecek? Her seçim döneminde, her yatırım açıklamasında Eskişehir’in geleceğinden, büyümesinden, sanayisinden, ihracatından söz ediyoruz. İyi de büyüyen bu şehirde insanlar nasıl ulaşacak? Sanayi büyüyecek, nüfus artacak, yeni konutlar yapılacak, yeni araçlar trafiğe çıkacak… Ama ulaşım altyapısı aynı kalacaksa ne olacak?
Bir noktada şehir kendi büyümesinin altında ezilmeyecek mi? Üstelik duble yollar, bölünmüş yollar ve ulaşım yatırımları yıllardır iktidarın en önemli icraat alanlarından biri olarak anlatılıyor. O halde Eskişehir’in bu meselesi neden hâlâ çözülemiyor? Kaynak mı yok? Proje mi yok? Siyasi irade mi yok? Yoksa öncelik sıralamasında Eskişehir’in çevre yolu sorunu hâlâ yeterince üst sıralarda değil mi?
Eskişehirli artık bu soruların cevabını bilmek istiyor. Çünkü vatandaş için mesele rakam değil. Mesele, sabah işe giderken yolda ne kadar kaldığı… Akşam evine dönerken çocuğunu ne kadar beklettiği… Bir ambulansın trafiğin içinde ne kadar zaman kaybettiği… Bir kentin üretim merkezlerine ulaşmanın ne kadar sürdüğü… Yapılan yatırımlarla övünmek elbette hakkımız. Ama asıl maharet, yapılamayanı da görüp çözüm üretmek. Eskişehir’in çevre yolu artık bir trafik sorunu olmaktan çıktı.
Bu mesele kangrene dönüştü. Kangren olmuş bir yarayı ise sürekli üzerini kapatarak iyileştiremezsiniz. Artık birileri şu yolu gerçekten masaya yatırmalı. Çünkü Eskişehirli daha fazla “Bir gün yapılır” cümlesini değil, “Ne zaman yapılacak?” sorusunun cevabını duymak istiyor.