Türkiye, son yıllarda geçmişte karanlıkta kalmış birçok olayın yeniden incelenmesini konuşuyor. Muhsin Yazıcıoğlu dosyasının yeniden ele alındı. Suikast 15 Temmuz da devletimizi ele geçirmeye çalışan çete ile Mossad’a kadar uzandı. Şimdi, başta Uğur Mumcu olmak üzere, aydınlarımızı katledenler tam ve net şekilde ortaya çıkarılacak. Aydınlara suikastlar aydınlatılacak. Araştırmacı-gazeteci Uğur Mumcu’nun otomobili de ailesi tarafından bana verilmişti. Otomobil tüm Eskişehirlilerin bildiği gibi kendi adını taşıyan parkta ibret vesikası olarak sergileniyor. Suikast tam aydınlatılmadan, otomobilde kaldırılmayacak.

Sırada Uğur Mumcu dosyası var mı?

Bu soru yalnızca bir gazetecinin öldürülmesini değil, Türkiye'nin yakın tarihini ilgilendiriyor. Çünkü Uğur Mumcu suikastı, üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen kamu vicdanını tam anlamıyla tatmin eden bir sonuca ulaşabilmiş değildir.

Bu dosyanın Eskişehir açısından da ayrı bir önemi bulunuyor.

Türkiye'nin hafızasında derin iz bırakan siyasi cinayetler ve suikastlar, aradan geçen yıllara rağmen kamuoyunun gündeminden düşmüyor. Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeniden atılacağı belirtilen adımların ardından, benzer şekilde Uğur Mumcu suikastının da bütün yönleriyle yeniden ele alınıp alınmayacağı sorusu alınacağının kamuoyu tarafından konuşulmaya başlanılması, toplumda aydınlara yönelik suikastların aydınlatılacağına olan inancı da arttırdı.

Bu tartışmanın Eskişehir'in ayrı bir yeri bulunuyor. Gazeteci Uğur Mumcu'nun bombalı suikasta uğradığı otomobil, bugün Eskişehir'de adını taşıyan parkta korunarak sergileniyor. Aracın Ankara'dan Eskişehir'e getirilmesinde büyük bir emeğim var. Otomobil İzmir’deki basın müzesine gidecekti. Uğur Mumcu'nun Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nde ders verdiği ve Ankara'dan bu araçla Eskişehir'e geldiği de göz önüne alınırsa, otomobilin Eskişehir’de bir ibret vesikası olarak kamuoyuna gösterilmesinin önemi ortaya çıkar.

ETKİNLİKLER VARDI

Eskişehir'de uzun yıllardır düzenlenen Uğur Mumcu Anma ve Ödül Törenleri de onun yalnızca gazeteciliğini değil, düşünce mirasını da yaşatma amacı taşıyor. Bu yönüyle Eskişehir, Uğur Mumcu'nun yaşamında ve anısında sembolik bir şehir konumunda bulunuyor. Aradan geçen onlarca yıla rağmen Uğur Mumcu suikastı, kamu vicdanında tüm yönleriyle aydınlatılması beklenen olaylardan biri olmayı sürdürüyor. Aynı durum, farklı dönemlerde meydana gelen diğer faili tartışmalı siyasi cinayetler için de geçerlidir. Çetin Emeç’ten, Eşref Bitlisli ve Ahmet Taner Kışlalı ‘ya kadar tüm suikastlar aydınlatılmalıdır.

BEKLENTİ BÜYÜK

Bugün kamuoyunun beklentisi, geçmişte yaşanan bu olayların siyasi tartışmaların ötesinde; hukukun, delillerin ve devlet arşivlerinin ışığında yeniden değerlendirilmesidir. Gerçeklerin bütün açıklığıyla ortaya çıkarılması, yalnızca mağdur aileleri için değil, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti açısından da önem taşımaktadır.

Geçmişin karanlıkta kalan sayfalarının aydınlatılması, toplumsal hafızanın güçlenmesine ve devlet-millet güven ilişkisinin pekişmesine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle kamuoyunun beklentisi, hangi dosya olursa olsun, tüm yönleriyle şeffaf ve hukuk içinde incelenmesidir. Uğur Mumcu, Eşref Bitlisli, Muhsin Yazıcıoğlu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, suikastlarının aydınlatılacağını düşünüyorum. Rahmetli ismet Sezgin İçişleri Bakanı olduğu dönemde bu suikastların aydınlatılmasını namus borcu olarak nitelendirmişti. O süreç devam ediyor.