Kıbrıs Barış Harekatı başlayalı 52 yıl olmuş. O yıllarda ortaokul öğrencisiydim. Kıbrıs da Türklere yönelik katliamlar yapılıyordu. Artık, Kıbrıs üzerinde Türk uçaklarının uçması, sorunu çözmüyordu. CHP-MSP koalisyon hükümeti barış hareketi düzenlemek için karar aldı. Dünya üzerimize gelse de, ambargolar uygulansa da Türk hükümeti barış hareketini başlattı. İngiltere’den dışişleri bakanı Turan Güneş’i arayan başbakan Bülent Ecevit, parolayı söyleyerek,” Ayşe tatile çıksın” dedi. Barış harekâtı başladı. Yunanistan’da görevde ulunan cunta hükümeti bile yıkıldı.

BUGÜN DAHA İYİ ANLIYORUZ

52 yıl önce Kıbrıs harekâtını sadece soydaşlarımızı zaman içinde Karaman’dan balkanlara giden Türkler gibi düşünmüştük. Jeopolitik kavramlarını bilmiyorduk. Gün geldi. Türkiye’nin savunmasının Kıbrıs’tan, başlayacağını öğrendik. Suriye’nin bizim güvenliğimiz için önemli olduğunu anladık. Bazen anlayamadığımız zaman Annan planlarını savunduk. Sonra doğruyu Kıbrıs’ın Türk olarak kalacağı gerçeği ile yüzleştik. Son yıllarda Türkiye'nin güvenlik gündeminde öne çıkan iki başlık var. Suriye'deki gelişmeler ile Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta yaşanan jeopolitik değişimler hepimizin ve ülkemizin ilgi odağıdır. Mavi Vatan kavramı da öğrendik ve ülkemizin her ferdi, bugün var gücüyle ’Mavi Vatan’ kavramını savunuyor. İki konuyu da Türkiye'nin dış politikası ve ulusal güvenliği açısından yakından takip ediyoruz.

ENERJİ KAYNAKLARININ ÖNEMİ

Suriye'de iç savaşın başlamasının ardından ortaya çıkan yeni siyasi ve askeri yapı, bölgesel dengeleri önemli ölçüde değiştirdi. Türkiye, özellikle sınır güvenliği, terörle mücadele ve göç hareketleri nedeniyle bu sürecin doğrudan taraflarından biri hâline geldi. ABD'nin bölgedeki bazı terör örgütleri ile sürdürdüğü iş birliği Ankara tarafından güvenlik riski olarak değerlendirildi. Bu yaklaşım farklılığı, iki müttefik arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarının başlıca nedenlerinden biri olmayı sürdürmeyi devam etmektedir.

ADIMLARI ATIYORUZ

Doğu Akdeniz'de ise enerji kaynakları, deniz yetki alanları ve bölgesel ittifaklar ön plana çıkmaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin son yıllarda ABD, Yunanistan ve İsrail ile geliştirdiği savunma ve güvenlik iş birlikleri dikkat çekmektedir. Buna karşılık Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de kendi güvenlik politikalarını ve bölgedeki caydırıcılık kapasitesini güçlendirmeye yönelik adımlar atmaktadır.

CENGİZ TOPEL’DEN BİZE MİRAS

Eskişehir’deki Hava Kuvvetlerimizin birimi Kıbrıs’ın Türk yurdu olmasında her dönemde, üzerine düşeni yaptı. 1963 de Eskişehir’den kalkan savaş uçağı ile Kıbrıs üzerinde uyarı uçuşu yapan Cengiz Topel’in uçağı düşürüldü. Cengiz Topel paraşüt ile atlayarak, kurtulmasına rağmen işkence ile şehit edildi. Onu Eskişehirliler olarak hiçbir zaman unutmadık. Şehrimizin merkezindeki heykeli, onu unutmadığımızın bir göstergesidir.

Kıbrıs bugünde uluslararası siyasetin önemli gündemi olmaya devam ediyor. Savunmamız Kıbrıs’tan başlıyor. Bölgedeki gelişmeler, Türkiye, Yunanistan, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve bölgeyle ilgilenen diğer aktörler tarafından yakından izlenmektedir. Bence Kıbrıs sorunu diye bir şey yoktur. Kıbrıs Türk cumhuriyetini dünyaya tanıtmak bizim birinci görevimiz olarak önümüzde duruyor.