Önemli meslek ve sivil toplum kuruluşlarından olan Eskişehir-Bilecik Tabip Odası geçtiğimiz hafta sonu genel kurulunu yaptı. Başkan Nazan Aksaray, yeniden odanın başkanı oldu. Uzun yıllardır Eskişehir-Bilecik Tabip Odasında aynı çizgi devam ediyor. İki dönem oda başkanlığı görevini yapan, görevi başka arkadaşına devrediyor. Aksaray güven tazelerken söyledikleri önem taşıyor. Aksaray diyor ki,” Asıl sorun, sistemin bu idealist insanları zamanla yorması ve dönüştürmesidir. Bir hekimin yıllar içinde duygusal olarak körelmesi, hastayı yalnızca ‘iş’ olarak görmeye başlaması çoğu zaman ani değil yavaş ve görünmez bir süreçtir”.
Eskişehir’de bugünlerde sağlıkta özelleştirmeyi bir kez daha tartışmaya başladık. Dünyada sağlık ve eğitim devlet tekelinde olmalıdır. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde durum böyledir. Özel bir lise yoktur. Bizde ise durumun tam tersi olduğunu düşünüyorum. Devlet hastanesinin eski yeri ile hava hastanesi ve karşısındaki eski sağlık ocağı ile Sivrihisar ilçemizdeki Sağlık merkezi özelleştirilmesi düşünülüyor.
İLÇELERE SAĞLIK KURULUŞU
Bence Sivrihisar dışında ilçelerimizde hastane yatırımına ihtiyaç yoktur. Güçlü acil servis hizmeti ile ilçelerimizde hastaya ilk müdahale edildikten sonra, Eskişehir merkezine hastalar getirilebilir. Sağlık kuruluşları devlet tekelinde olmalıdır. Özel hastanelerde tabii ki olacaktır.
BİNLERCE YIL
Tıp lokman hekimlerden bu yana insanlığın en kutsal mesleklerinden biridir. Hekimlik, bilgi ve ustalığın yanında vicdanla ve merhametle de ölçülür. Meslek insanlığa adanmışlığın yaşama yansımasıdır. Hekim, umut ve güven veren kişi konumundadır. Binlerce yıldır bu böyledir. Bugün bizde ve dünyada bu meleğin ruhu değiştirilmeye çalışılıyor. İnsanlık içi önemli olan bu meslekte yozlaşma olmamalıdır. Özellikle özel sağlık sektöründe rekabetin artmasıyla birlikte bazı etik sınırların zorlandığı görülüyor. Doktorlar ekonomik başarıya yönlendiriliyor. Aksaray’ın ifadesi ile ranta dayalı bir sistem iyice yerleştirilmek isteniyor. Bu durum tüm toplumu etkiler. Aksaray’ın dediği gibi meslekte insan merkezli yapı bırakılmamalıdır.
MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ
Son yıllarda, bizde ve bazı ülkelerde sağlık hizmeti ‘insana sağlık, hizmet’ anlayışından ‘müşteri memnuniyetine’ dönüştürüldü. Tıp dışında bazı işkollarında da müşteri memnuniyeti ön palana çıkarıldı. Hastalar ‘vaka’ ve ‘para’ olarak görülmemelidir. Tıp da kar ve zarar hesabı olmaz. Hekim hastasına gerektiği kadar süre ayırmalıdır. Performans sistemleri bu durumu ortadan kaldırdığı bir gerçektir. Hastanın ihtiyacı tedavinin yanı sıra güven ve birkaç güzel sözdür.
GENÇLERİN İDEALLERİ
Tıp eğitimine başlayan gençlerin çoğu büyük ideallerle yola çıkar. İnsan hayatına dokunmak, yaşam kurtarmayı kendilerine hedef olarak seçerler. İşte, zaman içinde tıp eğitimini seçen gençlerin idealleri körelmemelidir. Sistemin içinde yok olmamalıdırlar. Tükenmişlik ve ekonomik kaygılar yaşamamalıdırlar. Daha çok hasta bakmak, daha çok kazanmak gibi hedefleri olmamalıdır. Bu durum yetkililer tarafından sağlanmalıdır. Sürekli sayılarla, hekimler uğraşmamalıdır.
VİCDAN MESLEĞİ
Hekimlik mesleğinin bir vicdan mesleği olduğu unutulmamalıdır. Hastaneler, fabrikalar değildir. İnsanlığın ortak alanlarıdır. Yani, yalnız para düşünülen bir alan tıbbın alanı değildir. Hekimlik zengin olmak için seçilen yol olmalıdır. Binlerce idealist doktorumuz, hekimimiz var. Bu sayının artması dileğiyle, Tabip odamızın yeni yönetimini kutluyoruz.