Derler ki, “Yeni gelmedik, geri geldik!” Eskişehirspor o geri dönüşün ilk kıvılcımını yaktı. Normal sezonu bazı şanssızlıklarla ikinci sırada tamamlayan Eskişehirspor, aslında sadece yolunu biraz uzattı; hedefinden sapmadı. Bugün play-off perdesi açılıyor. Uzun, yorucu ve yer yer sabır sınayan bir sezonun ardından ilk sınav: Balıkesirspor.

Bu bir maçtan fazlası… Bu bir hafıza, bir kültür, bir alışkanlık meselesi. Çünkü bizim play-off hikâyemiz sıradan değil. Eskişehirspor, baskının altında ezilen değil; baskıyı omuzlayıp onunla büyüyen bir camiadır. Konya’da yazıldı ilk büyük destan… O gün sadece bir takım değil, bir şehir yollara düştü. 35 bin yürek aynı istikamete aktı. “Şehirden en son çıkan ışıkları söndürsün” sözü ilk kez gerçek anlamını buldu. Bu sadece bir deplasman değil; bir aidiyet yürüyüşüydü. Futbol tarihine “bir günlük dünyanın en büyük göçü” olarak geçen o gün, aslında Eskişehirspor ruhunun özetiydi. Ardından Ankara… Sonra Dolmabahçe… Her biri bir zafer, her biri bir hatıra, her biri bu camianın karakterine işlenmiş birer nişan gibi.

Ve evet… Antalya… Hatırlamak istemediğimiz ama unutmamamız gereken bir final. Çünkü bazen kayıplar, zaferlerden daha fazla öğretir insana. Şimdi yeni bir hikâyenin eşiğindeyiz. Bu kez yollar dolmayacak, konvoylar oluşmayacak. Tribün kapıları Eskişehirspor taraftarına kapalı olabilir… Ama bu şehir susmaz. Çünkü Eskişehirspor’un en büyük gücü sadece tribünlerde değil; sokakta, evde, kalpte atar. Sahaya çıkacak 22 aslan yürekli futbolcu yalnız olmayacak. Onların her adımında bir şehrin duası, her mücadelesinde milyonların inancı olacak. Siyah-kırmızı forma, sadece bir forma değil; bir sorumluluk, bir tarih, bir yemin.

Teknik direktör Hakan Şapçı yönetiminde, özellikle ligin ikinci yarısında fırtına gibi esen bu takımın Balıkesir’den avantajlı bir skorla döneceğine olan inanç sadece bir temenni değil; sahada verilen mücadelenin doğal sonucudur.

Ve sonra… Rövanş. Salı akşamı saat 20.00’de Eskişehir’de sadece bir maç oynanmayacak. O gün şehir yeniden ayağa kalkacak. Belki statta olmayacağız ama o stadın ruhu yine dolup taşacak. Camdan sarkan bayraklarda, balkonlardan yükselen seslerde, ekran başında kenetlenmiş yüz binlerde o ruh yeniden vücut bulacak. Çünkü bu taraftar sıradan değildir. Bu camia, Bölgesel Amatör Lig’de bile Süper Lig takımlarını kıskandıracak bir büyüklüğe sahiptir. Bu şehir futbolu sadece izleyen değil, yaşayan bir şehirdir. Mücadeleyi bir oyun olmaktan çıkarıp bir duruşa, bir isyana, bir kimliğe dönüştüren nadir yerlerden biridir.

Eskişehirspor bu şehrin nefes borusudur. Daraldığında açılan bir pencere, umutsuzlukta yakılan bir ışıktır. Küllerinden doğmayı bilen bir Zümrüdü Anka’dır. Merhum Amigo Orhan’ın Atatürk Stadı’nın ortasında yankılanan o unutulmaz sesini hatırlıyoruz…

“Bir baba hindi!” Ardından gökyüzünü yaran o cevap: “Heeyyy Allah!” ve “Pilavı da benden” karşılığında “Heeyyy Allah!” sözlerini ve“Es Es Es… Kiii, Kii.. Kiii”yi unutmadık. Bu sadece bir tezahürat değil; bu bir hafıza, bir miras, bir direniştir.

Şimdi yeniden ayağa kalkma zamanı. Yeniden hatırlama, yeniden inanma, yeniden yazma zamanı… Rakip kim olursa olsun… Şartlar ne olursa olsun… Yol ne kadar uzarsa uzasın… Biz o yolu yürümeyi biliriz. Çünkü biz, düştüğü yerden kalkmayı bilenlerin hikâyesiyiz. Ve şimdi… Yeniden başlıyoruz.