Uzun süredir bu ülkede aynı hikâyeyi dinliyoruz. Ekonomi büyüyor... Rakamlar iyi geliyor...Program başarıyla uygulanıyor...

Peki o zaman neden emekli geçinemiyor? Neden asgari ücretli ayın sonunu göremiyor? Neden esnaf kepenk kapatma noktasına geliyor? Ve şimdi neden sanayici alarm veriyor?

Demek ki açıklanan rakamlarla sokakta yaşananlar arasında ciddi bir kopukluk var. Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdüğü açıklandı. Ancak aynı dönemde sanayi küçüldü, imalat sanayisi daraldı. İşte bu yüzden rakamların büyümesi tek başına bir anlam ifade etmiyor.

Çünkü vatandaş küçülüyor. Üretici küçülüyor. Sanayici küçülüyor. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli'nin açıklamaları aslında ekonominin mutfağından gelen bir feryat niteliğinde. Küpeli, fabrikalarda çarkların yavaşladığını, siparişlerin düştüğünü, yatırım iştahının kaybolduğunu söylüyor. Daha da önemlisi, kredi musluklarının kapanmasından dolayı sanayicinin artık işletmesini döndürmekte bile zorlandığını ifade ediyor.

Yani tablo açık... Bir tarafta büyüme masalları anlatılırken diğer tarafta üretimin omurgası olan sanayi nefessiz bırakılıyor. Oysa bir ülke tüketerek değil, üreterek kalkınır. Sürekli borçlanarak, ithal ederek, hizmet sektörünü şişirerek sürdürülebilir refah oluşturamazsınız. Bugün uygulanan ekonomik programın en büyük bedelini önce emekli ödedi. Sonra işçi ödedi. Ardından esnaf ödedi. Şimdi sıra sanayiciye gelmiş gibi görünüyor.

Hemen araya ilave edeyim. Bundan yaklaşık 2 yıl önce sokakta konuştuğum ve işlerin çok da kötü olmadığını söyleyen küçük esnafın bugünlerde yolumuzu kesip, “İşler sanıldığının aksine çok kötü!” isyanında bulunması olağan işlerden… Küçük esnaf açısından şikayetler pek çok.. Esnaf Odaları Birliğinin çiçeği burnundaki başkanı Adnan Karamanlı da yaptığı açıklamada özellikle yüksek kiralardan ve üç harfli marketler zinciri olarak değerlendirilen yüksek sermayeli kuruluşların esnafın işini zorlaştırdığından şikayet ediyor.

Enflasyonla mücadele elbette önemlidir. Ancak enflasyonla mücadele adına üretimin damarlarını keserseniz, yarın ortada mücadele edecek bir ekonomi de bulamayabilirsiniz. EOSB Başkanı Nadir Küpeli'nin üretim amaçlı kredilerin kısıtlamalardan muaf tutulması yönündeki çağrısı yalnızca sanayicilerin talebi değildir. Bu çağrı, fabrikadaki işçinin, evine ekmek götürmeye çalışan çalışanın, iş arayan gencin ve geleceğinden endişe eden milyonların çağrısıdır. Çünkü fabrikanın ışığı sönerse sadece sanayici kaybetmez. İşçi kaybeder. Esnaf kaybeder. Şehir kaybeder. Ülke kaybeder. Aynı şey küçük esnaf içinde geçerli. Onların varlığı o kadar önemli ki.. Onların kaybı da ekonominin sırtına büyük bir yük olarak binerde sonrası ne olur onu kestiremem.

Bugün ekonominin büyüdüğünü söyleyenler, dönüp bir de küçülenlere bakmalıdır. Emekli küçülüyor... Asgari ücretli küçülüyor... Orta sınıf küçülüyor... Ve artık sanayici de küçülüyor.

Sonuç olarak tablo ortada. Ekonomiyi yönetenler rakamlar ile avunadursun gerçeğimiz çok farklı. Sonuçta ekonomi rakamlardan ibaret bir şey değildir. Ekonomi bir yaşam biçimidir. Ekonomi kâğıt üzerinde büyürken toplumun büyük çoğunluğu küçülüyorsa, ortada büyüyen şey refah değil, yalnızca rakamlardır.