Emeklinin de, çalışanlarında umutlanmasına gerek yok… Uygulanan sıkı para politikaları ile her geçen gün emeklinin, asgari ücretlinin ve dar gelirlinin canını daha da sıkacak. Nereden mi biliyorum? Anlatayım… “Merkez Bankası Başkanı Karahan, İstanbul’da yaptığı sunumda jeopolitik çatışmaların dezenflasyon sürecini geciktirdiğini açıkladı. Yakın dönemde ana eğilimdeki yükselişin enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu belirten Karahan, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikasının korunacağını, görünümün ara hedeflerden belirgin biçimde sapması halinde ise ilave sıkılaştırmaya gidileceğini bildirdi.”

Niyet okuyucusu değilim ama Karahan demek istiyor ki, “Sıkılaştırılmış para politikaları sebebiyle emekliye, asgari ücretliye, kamu çalışanına ve dar gelirlilere beklediklerinin çok altında ücret verilecek. Zira para harcandıkça enflasyon yükseliyor.” Daha açık bir ifade ile makro rakamlar üzerinden sürekli büyüdüğü iddia edilen ekonomiden dar ve sabit gelirli kesimler ile emekli dul ve yetimlerine hiç pay verilmeyecek. Sadece açıklanan enflasyon rakamları üzerinden enflasyon farkı verilerek durum idare edilecek… Bir taraftan dolaylı vergiler yükselecek, maliyet artışları tüketicinin sırtına yüklenecek diğer yandan, “ekonomi büyümeye devam edecek(!)” Aradaki fark ise ya faize ya da borçlara akacak…

İddia o ki enflasyonda düşüş süreci devam ediyor. Ama pazarda, çarşıda dar ve sabit gelirli kesimler için değişen hiçbir şey yok. Vatandaş bir hafta önce aldığı ürünü bir hafta sonra aynı fiyata alamıyor. Özellikle sebze ve meyvede yaşanan bolluğa rağmen fiyatlar artmaya devam ediyor. Neden mi? Çiftçi üretirken maliyet baskısı da artıyor. Gübre, mazot ve enerji giderlerine sürekli zam yapılıyor. Bu şartlarda üretilen ürünün fiyatı aynı kalsın isteniyor. Böyle bir şey nasıl olacak?

Geçtiğimiz gün kuruluşundan bu yana özellikle AK Partiye destek verdiğini bildiğim birkaç arkadaşla otururken içlerinden birisi dedi ki, “Bunlar bizi fakirlikte, yoksullukta eşitlemek için özel bir gayret sarf ediyorlar.” Sohbet uzun burada tüm detayları anlatmamayım ama sadece sonucu söyleyeyim; diğer arkadaşlarda bu söze açık destek verdiler.
Ben ekonomist falan değilim. Gördüklerimi duyduklarımı ve aklımın erdiklerini sizlerle paylaşıyorum. Sahada gördüğüm manzara AK Parti’nin geleneksel tabanında da artık daha önce yutkunarak söylenilen sözler açık açık dillendiriliyorsa birilerinin ya şapkalarını önlerine koyup ya da başlarını iki elinin arasına alıp düşünmeleri gerekiyor.

Düşünüyorlar mı? Ben öyle bir şey göremiyorum… Yeni başarı hikayesi “muhalefetin dağıtılması” çalışmasından başka bir şey değil… Açık dip dalgasını görmezden gelerek sadece yargı gücüyle sorunların çözülebileceğini düşünmek, mevcut şartlarda vatandaşı seçeneksiz bırakmak üzerine üretilen hikayelerin sebep olabileceği hayal kırıklığının faturası da ağır olur.

Toplumda oluşturulan korku ikliminin içinde boğuştuğumuz sorunların çözümüne hiç katkı yapmadığını anladığınızda çok geç olabilir. Aslında üzerinde düşünülmesi gereken bir enerji ve öfke birikiminin muhtemel bir seçimde sonuçlarını ben tahmin edemiyorum. İktidar içinde akl-ı selim ile düşünenlerinde bu durumu gördüklerini onların bile seslerini duyuramadıklarına görmek işin bir başka üzücü yanı…

Neyse sonuç olarak kimse yakın gelecekte bir beklenti içine girmesin.. Acı gerçek emekli, asgari ücretli ve dar gelirli kesimler daha da fakirleşecek.