MHP’nin kurucu lideri merhum Alpaslan Türkeş, Nazım Hikmet’in vatan sevgisini anlatan bir şiirini Türk kamuoyu ile paylaşınca hepimiz şaşırmıştık. Bizde takvim yaprakları 1995 yılını gösterdiğinde Nazım Hikmet’in mezarının Türkiye’ye getirme tartışmaları başladığında o zaman belediyesi olan Doğançayır, mezarın vasiyetindeki gibi köylerine taşınmasını istemişti. Köyde hem Nazım Hikmet hem de Kurtuluş savaşında 100’e yakın katledilen Doğançayırlıların anısına Nazım Hikmet ve Kuvayi Milliye Şehitliklerini anma günü olarak kutlanmaya başlanıldı. Ancak, zaman içinde Türkiye’nin ve Eskişehir’in en önemli etkinlikleri arasına giren bu macera yarım kaldı.

MEHMET AKİF VE NAZIM HİKMET

Yılmaz Büyükerşen ve Ahmet Ataç’ın katkıları ile Küba’da bugün iki tane Atatürk heykeli var. Bu ülkede başka yabancı devlet adamı heykeli de yok. Atatürk heykelleri bugün Küba’yı Amerika’ya karşı koruyor. Nazım Hikmet’in 63. ölüm yıldönümünde şairimizi saygı le anıyoruz. Vatan şairlerimizi ayrım yapmadan eserlerini okumalıyız. Farklılarını ortaya koymalıyız. Doğançayır Belediyesi kapanmasaydı, belediye başkanları ve benim attığım tohumlar bugünde çiçek açmaya devam edecekti. En azından Seyitgazi belediyemiz bu etkinliği üstlenebilirdi. Etkinlik, Türkiye çapında sanat ve edebiyat çevrelerinden büyük destek alıyordu.

ŞAİRLERİMİZ GELECEĞİMİZ

., ikisi de Milli Mücadele yi bize anlattılar. Türk tarihine iki büyük eser vererek ölümsüzleştiler. Milli mücadele günlerini gelecek nesillere aktardılar. Ortak yanı bağımsızlıkçı ve halkçı olmalarıdır. O günlerin ruhunu şiirlerine yansıttılar. Sovyet ihtilâlinden etkilenen Nazım Hikmet Moskova’ya giderek ileride yazacağı Kuvayı Milliye destanının tekniğini öğrendi. Türk şiirinde büyük yenilik yaptı. Mehmet Akif ise olgunluğuyla Ankara’da halkın temsilcisi oldu. Bununla da kalmadı Kastamonu’ya giderek halkı aydınlattı, Konya’da gerici isyanların bastırılmasına çalıştı. Bunun da ötesinde o büyük mücadelenin milli marşını yazdı. Türk insanına ruh verdiler, yol gösterici oldular.

TURİZM SEFERBERLİĞİ BAŞLAMIŞTI

Eskişehirliler uzunca bir dönem Nazım Hikmet’in ‘vasiyet ‘ şiirinde söylediklerini anlatmak istediklerini yerine getirdiler. Özellikle şiirdeki benzin kokusu teması, tam da Doğançayır’a uyuyordu. Geniş bir alanda ekim dikim yapan Doğançayır da günün her saatinde traktör ve onların çıkardığı yakıt kokularını duymak mümkündür. Nazım Hikmet’in ölüm yıldönümünde yıllarca 2 bin kişilik yerleşim yerinde,” Nazım Hikmet ve Kuvvayi Milliye Şehitleri Anma Kültür ve Sanat Etkinlikleri” düzenlendi.

ŞİİRLER ESKİŞEHİR’DE CAN BULDU

Tarla çapalayan, süt ağan köylü kadınlarının Nazım Hikmet şiirlerini de okuduğunu Doğançayır köyünde gördüm.

Doğançayır sakinleri, mezarının getirip getirilmemesi tartışmaların en yoğun olarak yapıldığı günlerde, onun şiirinde can bulan ‘’Bir yanımda ırgat Osman yatsın, bir yanımda çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe, dizlerini başarı ile okudular. Etkinliklerin yapıldığı yıllarda, en ünlü edebiyatçıların yolu Eskişehir ile kesişti. Nazım Hikmet elbette salonlarda da anılır. Ama en çok onu anmak bu köye yakışıyordu. Vatan şairlerimizi saygı ile anıyoruz.