Özgür Özel, Eskişehir’de Odunpazarı’nın afişlere yazdığı ‘seçilmiş, genel başkan’ parolası ile karşılandı. CHP’de tartışma konusu son kurultaydır. Bu kurultayın mahkemelere düşmesi sonucu, gördüklerimizi yaşıyoruz. Peki, bir de ‘İktidara yürüyoruz’ sloganları var. Bir partisiz iktidara nasıl yürünecek? Burası belli değil. İmamoğlu- Özel çizgisinin henüz nasıl partileşeceği ya da CHP’de kalıp kalmayacakları bile belli değil. Dün Eskişehir’de kendisi ile yürüyen başta belediye başkanları hatta milletvekilleri kurulacak yeni bir partiye geçeceklerini açıklamıyorlar. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, CHP’den ayrılmayacaklarını söylüyorlar. İktidar o zaman nasıl gelecek?

YANLIŞ NEDİR?

Siyasette en çok tekrarlanan yanlışlardan biri, tarihi büyük liderlerin tek başına yaptığına inanmaktır. Oysa tarih bunun tersini söyler. Büyük liderler, büyük örgütlerin içinden çıkar; büyük örgütler ise ortak aklın eseridir. Mesaj vermek için Yılmaz Büyükerşen ile kol kola toplantı salonuna girmek, caddede Ayşe Ünlüce ile kol kola dolaşmak mümkündür. İş parti kurma aşamasına girince, sıkıntı başlayacak. Parti, yalnızca insanların yan yana geldiği bir topluluk değildir. Parti, bireysel akılların birleşerek milletin çıkarlarını gözeten ortak bir iradeye dönüşmesidir. Bu nedenle partiye dışarıdan bakanlar disiplini görür, içeriden bakanlar ise ortak aklın nasıl üretildiğini bilir.

RASTLANTI OLMAZ

Zaman zaman yollarımız kesişen ve birlikte gazetecilik yapma imkanını da bulduğumuz Barış Yarkadaş ile Mehmet Faraç’ı, çok kişi akşamları televizyon ekranlarından izliyor. Her ikisi de görüştüğümde yeni partinin zor olduğunu söylüyorlar. Özgür Özel ile beraber olduğunu söyleyen milletvekili sayısı 100’ün üzerinde olurken, yeni parti dayatıldığı zaman bu rakam yarı yarıya fire veriyormuş. Zaten, siyasette başarı, rastlantıyla gelmez. Programla gelir, örgütle gelir, kadroyla gelir. Kadrosunu yetiştiremeyen, halkın içinde kök salamayan ve ortak karar alma kültürünü geliştiremeyen hiçbir hareket uzun ömürlü olamaz. Günü kurtarabilir ama tarih yazamaz. Tarihte CHP’de kimlerin tarih yazdığını zaten biliyoruz.

KİŞİLEŞMEK

Bir yanda büyük marka ve birikim değeri olan, CHP var. Savaş meydanlarında kurulduğu herkes tarafından kabul edilen partidir. Öbürü Silivri’de kurulmaya çalışılıyor. Bugün siyasetin karşı karşıya olduğu en büyük tehlike, kişiselleşmedir. Her şeyi bir kişiye bağlayan anlayış, sonunda hem o kişiyi hem de hareketi zayıflatır. Oysa güçlü partiler, tek bir ismin değil, yüzlerce, binlerce insanın emeğiyle ayakta durur. Lider, ortak aklı temsil ettiği ölçüde liderdir.

TARTIŞMA ZENGİNLİK

Özgür Özel, Eskişehir milletvekillerini de sayarken, Jale Nur Süllü’nün de ismini saymalıydı. Mecliste birlikte çalıştılar. Ayrıca, parti içinde tartışma zenginliktir. Fakat karar verildikten sonra ortak hedefe kilitlenmek, siyasal ciddiyetin gereğidir. Disiplin, düşünmeyi yasaklamak değil; ortak kararı hayata geçirme iradesidir. Demokrasi ile disiplin birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır. Türkiye'nin önündeki görev, günübirlik tartışmaların ötesine geçerek güçlü kurumlar ve güçlü kadrolar yaratmaktır. Bunun yolu da örgütlü siyasetten geçer. Çünkü örgüt, yalnızca seçim kazanmanın değil, ülkeyi yönetmenin de vazgeçilmez aracıdır.

TEK BAŞINA DEĞİL

Son söz şudur: Tarihi değiştiren, tek başına kahramanlar değil; ortak aklı örgütleyen hareketlerdir. Parti, bu yüzden sadece bir siyasi araç değil, millet iradesinin örgütlenmiş hâlidir. Ortak akıl güçlendikçe siyaset güçlenir; siyaset güçlendikçe ülke geleceğine daha güvenle yürür.