Bir tarih özeti yapmayayım ama yaşadığımız coğrafyanın milletimize maliyeti gerçekten çok ağır oldu. 19. Yüzyılın sonları ile 20’nci yüzyılın başlarından itibaren yaşadıklarımız ne kadar ağır bedeller ödediğimizin ispatidir. Sadece Çanakkale anlatmakla bitmeyen yılların hikayesidir. Balkanlarda yaşadıklarımız ve uğradığımız haksızlık ve zulümler, Anadolu’ya sıkıştırıldıktan sonra verdiğimiz Milli Mücadele ve İstiklal Harbi… Bir milletin yeniden ayağa kalkışının hikayesi Cumhuriyet ve onu taçlandıran demokrasi için ödediğimiz ve edemeye devam ettiğimiz bedeller.. Bir düşünün… Sadece 103 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca verdiğimiz demokrasi mücadelesinin ısrarla geriye itilmek istenmesi.. Dünyanın herhangi bir milleti bizim yaşadıklarımızı yaşasaydı yeryüzünden silinip giderdi. 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırası, ardından 10 yıl süren kardeşin kardeşe kırdırıldığı e meşum ve hüzün dolu yıllar… Kara toprağın bağrına emanet ettiğimiz bilinen kadarı ile sağcısı ile solcusu ile 5 bin gencimiz… Yeter mi? Yetmez! 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat Post Modern Darbesi ve nihayetinde 15 Temmuz 2016 hain kalkışması… Yine 50 yıl bitmeyen ve halen devam eden “Bölücü ve yıkıcı terör “ örgütü ve yine yitip giden 50 binden fazla vatan evladı…
Bütün bunlar Türk Milleti’nin ateşle imtihanından başka bir şey değil. Her defasında Amasya Tamimi’ndeki gibi “Milleti yine Milletin azim ve kararı kurtaracaktır!” veciz sözü… Her türlü vesayete, ötekileştirmeye karşı sığınılacak tek liman milletimizin vicdanından başka değil…
Ne tuzaklar biter, ne ihanetler! Bize düşen hem tuzaklar hem de ihanetler karşısında uyanık kalmaktır. Devletin en ince kılcal damarlarına karşı sızabilmiş ihanet şebekelerine karşı milletimizin feraseti ve mücadelesi ile bugüne kadar nasıl ayakta kaldıysak yine ayakta kalmaya devam edeceğiz inşallah… Çanakkale ruhuyla, Milli Mücadele ruhuyla İstiklal ve istikbal aşkıyla her türlü tehlike ve tehdide karşı uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Yakın geçmişte gördük ki Milletimizin istiklal ve istikbaline yönelen hainler karşılarında bir bütün olarak hep birlikte durmaktan başka çaremiz yok. İstiklal ve istikbal mücadelesi bir gün değil her gün verilmesi gereken bir mücadeledir.
15 Temmuz hain FETÖ kalkışması sırasında gördük ki büyük Türk Milleti, hani partiden, hangi ideolojiden olursa olsun gerektiğinde vatan savunması için her daim fedai can etmeye hazırdır. Bağımsızlık, demokrasi, istiklal ve istikbal mücadelesi hiç kimsenin ve hiçbir zümrenin tekelinde değildir. Bir insan ömrüne sığacak kadar zaman diliminde gördüğümüz darbe ve ihanet girişimleri Anadolu coğrafyasına girdiğimizden bu yana hiç bitmemiştir, bitmeyecektir de..
O zaman yapacağımız şey; birliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize karşı yönelecek olan her türlü tehlike ve tehdit karşısında yan yana durabilme iradesi göstermektir. Bugüne kadar bunu başardık, bundan sonra da başaracağımızdan eminim. İç ve dış ihanet şebekelerine aldırmadan yakın gelecekte “Türk Medeniyeti atinin ufkunda bir güneş gibi doğacaktır.” Yeter ki yarınlarımıza dair azim ve kararlılığımızdan, gerçek demokrasi aşkımızdan vazgeçmeden her türlü vesayet karşısında yolumuzu aydınlatacak olan“Milet İradesinin “ ışığında emin adımlar ile yolumuza devam edelim.
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Gününüzü kutlarken vatan için can veren bütün şehitlerimizi minnet ve şükranla yad ediyorum…