CHP’de kriz her geçen gün hem büyüyor hem de derinleşiyor.. Eskişehir açısından baktığımızda görevden alınan ve kesin ihraç istemiyle Disiplin Kuruluna sevk edilen İl Başkanı Talat Yalaz’ın savunması bile alınmadan parti üyeliğinden düşürülmesinin yankıları sürerken iki büyük merkez ilçe başkanının da görevden alınması çok da şaşırtıcı gelmedi bana. Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ve Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım’ın görevden alınması koltuk meraklıları ve CHP içindeki iktidarı ülke içindeki iktidardan daha önemli gören kesimler için ballı börek üstüne kaymak oldu… Yani boş koltuk sayısı bir iken üç oluverdi…
Ama bu arada parti üyeliği silinen Talat Yalaz yaptığı açıklamada, “1 milyonluk Eskişehir’de il başkanlığı koltuğuna oturtacak kimseyi bulamadılar” ifadelerini kullanırken aklımıza geldi… Kılıçdaroğlu ekibi Eskişehir’de bir koltuğu doldurmak için gayret gösterirken birden bire boş koltuk sayısının 3’e çıkmış olması işleri daha da zorlaştırmış… Şimdi siz Odunpazarı ve Tepebaşı deyip geçmeyin siz içinde yaşadığınız şehrin kıymetini belki anlamayabilirsiniz ama Odunpazarı ilçesi bu ülkedeki 60’dan fazla ilden daha büyük, Tepebaşı ‘de ha keza 50’den fazla ilden daha büyük iki ilçe…
Geriye dönüp bakalım bu kadar büyüklükteki iki ilçede ilçe başkanlığı yapacak kimseleri bulabilirler mi? Bulurlar bulurlar da o üç koltuğu da talip olması beklenen ama kamuoyu tepkisinden çekindiği için kıyıda köşede bulunanların olduğunu biliyorum… Ben bildiğime göre CHP’liler haydi haydi biliyordur…
Piyasada birkaç isim dolaşıyor da başka illerdeki gibi o görevi üstlenmesi ihtimal dahilinde olanlar pek açıktan bu işlere soyunamıyorlar. Geçtiğimiz gün kökten CHP’li bir arkadaşla konuşuyoruz…”Yahu ben bir söylenti yayayım. Tepebaşı İlçe Başkanlığını bana teklif ettiler diye.. Emin olun bazı insanlar ertesi gün ‘beni de listeye alın’ diye kuyruğa girerler!” dedi… Sohbeti biraz koyulaştırdık.. Anlattıklarına kulak verdim. Bana bir hayli ilginç geldi. Mesela aynı arkadaşımız diyor ki; “Geçtiğimiz gün bir düğüne katıldım. Orta yaş üstü kadınlar kendi aralarında konuşuyorlar ve ‘çocuğa haksızlık yapıldı’ diye konuşuyorlar.” Şaşırıyormuş gibi yapıyorum ve soruyorum, “Çocuk kim?” cevap veriyor. “Kim olacak Özgür Özel tabii ki… Ben şahsen kendi partililerimden çok sokaktan gelen seslere bakıyorum. Emin olun sokağın öfkesi bizim CHP’lilerin öfkesinden çok daha fazla!”
Tabi ki konu öfke olunca aklıma takıldı… Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına atanarak değil de, seçilerek geldiği yıllarda şehit cenazelerine gönderdiği bir çelenk vardı. Hani şu CHP’nin kandille işbirliği yaptığının anlatıldığı, bölücü terör örgütü elebaşının henüz “kurucu önder” olarak ilan edilmediği dönemde gönderdiği çelenkler tören alınana alınmayıp parçalanıyordu ya… Hatta zamanın İçişleri bakanının öfke kustuğu, “Oh… oh…” diye bağırarak konuştuğu günler aklıma geldi birden bire…Geçtiğimiz gün benzeri bir olay daha yaşanmış…Bu defa parçalama değil de tören alanına çelengi alınmamış.. Yazar ve şair Ahmet Telli’nin cenaze törenine gönderilen çelenk iade edilmiş… O an dedim ki bir zamanın dizilerinden birinin önemli karakteri Vasfiye Teyze’nin meşhur repliği aklıma geldi, “Ne çektin be Selahattin?” Yaaa.. Öyle işte şu Kemal Kılıçdaroğlu’nun öfkeden çektiğini hiçbir siyasetçi çekmedi galiba… Hele çelenklerinin çektiğini hiç kimsenin çelengi çekmedi…
Ne diyelim… En iyisini CHP’liler bilecek…