Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, iktidar milletvekilleriyle yaptığı toplantılarda emekli maaşları konusunda kullandığı öne sürülen ifadeler günlerce gündemde kaldı. İktidara yakın gazetelerde yer alan haberlere göre Şimşek, “Milletvekilleri Meclis’te gerekli düzenlemeleri yaparsa, emeklilerin durumunu iyileştirmek için biz de bakanlık olarak gereken hazırlıkları gözden geçirir ve adımları atarız” değerlendirmesinde bulunmuştu. Aslında bu sözler, yıllardır ekonomik programın yükünü omuzlayan emeklilerin yaşadığı sıkıntıların iktidar tarafından da kabul edildiğinin bir göstergesi olarak yorumlandı. Çünkü bugün yüksek enflasyonun, hayat pahalılığının ve alım gücündeki erimenin en ağır sonuçlarını yaşayan kesimin emekliler olduğu konusunda toplumun hemen her kesimi hemfikir. Hatırlarsanız, geçmişte bazı iktidar temsilcilerinin açıklamalarında emekliler adeta ekonomik sorunların sorumlusu gibi gösterilmeye çalışılmış, maaş artışı talepleri bile kimi zaman enflasyonun nedeniymiş gibi sunulmuştu. Bu nedenle söz konusu haberler, emekliler açısından küçük de olsa bir umut ışığı olarak görüldü. Ancak bu umut çok uzun sürmedi.

İktidara yakın medya kuruluşlarında çıkan haberlerin doğruluğu daha tartışılmaya başlanmadan Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan resmi bir açıklama geldi. Bakanlık, Mehmet Şimşek’e atfedilen ifadelerin gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Açıklamada açıkça şu ifadeler yer aldı: “Bugün emekli maaşlarına ilişkin olarak Sayın Bakanımıza atfen yayımlanan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bu ifadeler Sayın Bakanımıza ait değildir.”

Halk arasında sıkça kullanılan bir söz vardır: “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” Bu kez durum biraz farklı oldu. Ortaya atılan haberlerin doğruluğu yatsıyı bırakın, öğleyi bile bulmadan ortaya çıktı. Anlaşılan o ki, emeklilerin içinde bulunduğu bunalmışlığa biraz olsun nefes aldırmak, beklenti oluşturmak ve gündemi yumuşatmak isteyen bazı çevreler, aynı merkezden servis edildiği izlenimi veren haberlerle bir umut rüzgârı estirmeye çalıştı. Fakat gerçekler fazla bekletmeden ortaya çıktı.

Bakanlık açıklama yapmasaydı bile, kısa süre sonra yaşanacak gelişmeler bu haberlerin doğruluğunu test edecek ve sonuç değişmeyecekti. Tek fark, tokadın biraz daha geç gelmesi olacaktı. Bu ülkede emeklilere yılın 365 günü müjde veren manşetleri gördük. Televizyon ekranlarında “az sonra büyük müjde” anonslarıyla insanların umutlarının nasıl istismar edildiğine de defalarca tanıklık ettik. Peki sonuç ne oldu? Sonuç ortada. Vatandaş artık bu numaralara eskisi kadar itibar etmiyor. Özellikle emekliler için servis edilen “zam müjdesi” haberleri artık beklenen etkiyi oluşturmuyor. Çünkü insanlar gerçeği yaşayarak öğreniyor. Çarşıda, pazarda, markette karşılaştıkları fiyatlarla yüzleşen vatandaş, hangi açıklamanın hayatına dokunduğunu, hangisinin yalnızca gündemi oyalamaya yönelik olduğunu çok iyi biliyor. Üstelik ortada gerçek anlamda bir zam da yok. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları üzerinden yapılan ve çoğu zaman kayıpları bile tam olarak karşılamayan artışların bir refah payı ya da iyileştirme olarak sunulması da artık ikna edici bulunmuyor. Tıpkı Nasreddin Hoca’nın kaybolan eşeğini bulduğunda yaşadığı sevince benziyor bu durum.

Önce kaybediyorsunuz, sonra kaybettiğinizin bir kısmı size geri veriliyor ve buna sevinmeniz bekleniyor. Yıllardır yaşanan tam olarak bu. Vatandaş, bırakın refah artışını, kayıplarının bile tam olarak telafi edilmediğine inanıyor. Buna rağmen maaşlara yapılan enflasyon farklarının “müjde” olarak sunulmasına alıştı. Daha doğrusu alıştırıldı. Ama görünen o ki, artık o alışkanlık da eskisi kadar işe yaramıyor.