Siyasetin en kolay tarafı konuşmaktır. Zor olan ise sokağa çıkmak, esnafın karşısına geçmek, işçinin yanına gitmek, sanayicinin sorununu dinlemek ve bütün bunları Ankara’nın karar mekanizmalarına taşımaktır. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Eskişehir’de gerçekleştirilen programı bu açıdan yalnızca bir teşkilat faaliyeti olarak okumamak gerekiyor. Bir başka ifadeyle siyaset, teşkilat binasından çıkıp sokağa iniyor. Sahada dinlenen sorunlar, gerçekten politikanın konusu olacak mı?

ESKİŞEHİR’DEKİ BİRİKİM

Programın en dikkat çekici duraklarından biri TÜRASAŞ. Çünkü Eskişehir, Türkiye’nin demiryolu sanayisinin en önemli merkezlerinden biridir. Burada yüzyılı aşan bir üretim kültürü bulunuyor. TÜRASAŞ’a gidip “yerli ve millî üretim” demek elbette önemli. TÜRASAŞ Eskişehir’in geleceğinde hangi üretim kapasitesine sahip olacak? Eskişehir’in raylı sistemler alanındaki tarihsel birikim, yüksek teknolojiye dayalı yeni bir sanayi hamlesine dönüştürülebilecek mi?İşte Türkiye Yüzyılı söyleminin Eskişehir’deki gerçek sınavı budur.Esnafın kapısından girince başka bir Türkiye görülüyor Akçağlan’daki esnaf ve vatandaş ziyaretleri de bu nedenle önemlidir. Çünkü Ankara’da hazırlanan ekonomik tablolarla dükkânın gerçekliği her zaman aynı değildir. Esnafın gündeminde hayatın doğrudan kendisi vardır.

HAL HATIR

Siyasetçi esnafın dükkânına girdiğinde yalnızca “hal hatır” sormamalıdır. Aranacak sorunun cevabı, bu insanın önündeki ekonomik engel nedir ve devlet bunu nasıl çözecek? Olmalıdır. Türkiye Yüzyılı’nın vatandaştaki karşılığı, büyük toplantıların salonlarında değil, işte bu soruların cevabında oluşacaktır. Teşkilatın görevi alkışlamak değil, sahayı Ankara’ya taşımaktır. Ayrıca, Ayşen Gürcan’ın programında teşkilat buluşmasının ardından doğrudan sahaya çıkılması da önemli taşıyor. Çünkü siyasi teşkilatların asli görevlerinden biri yalnızca seçim dönemlerinde çalışmak değildir. Teşkilat, toplumun nabzını tutan mekanizma olmak zorundadır. Parti Eskişehir teşkilatlarının başarısı, sorularla ortaya çıkacak toplumun her kesimin sorunlarını, çözümü için Ankara’ya taşımalıdır. Türkiye Yüzyılı Eskişehir’de gerçek anlamda ölçülecektir. Böylelikle, “Türkiye Yüzyılı” Eskişehir için somut bir kalkınma programına dönüşebilir. Milletle temasın, karşılık görüş alış verişin ve sahada çalışmanın önemi büyüktür. Sahada çalışmanın gerçek değeri, ziyaret edilen yerlerin sayısı ile değil, ziyaretten çıkan sonuçlarla ölçülür.

İHTİYAÇ FOTOĞRAF DEĞİL

Ziyarette çekilen veya çektirilen fotoğrafların bir değeri yoktur. Fotoğraflar sosyal medyayı süsler. Sonuca bakmak gerekir. Eskişehir’in ihtiyacı fotoğraf değildir. Eskişehir’in ihtiyacı üretim planıdır. Eskişehir’in ihtiyacı gençleri kentte tutacak istihdam politikasıdır. Eskişehir’in ihtiyacı üniversite-sanayi işbirliğini laftan çıkarıp üretime dönüştürmektir. En önemlisi, Türkiye’nin ikinci yüzyılını konuşurken Eskişehir’in yüz yılı aşkın üretim mirasını geleceğe taşıyacak bir iradedir. Ayşen Gürcan’ın Türkiye Yüzyılı Buluşmalar kapsamında teşkilattan TÜRASAŞ’a, mahalleden esnafa uzanan program, bu nedenle yalnızca bir ziyaret trafiği olarak görülmemelidir. Sahada duyulan sözler Ankara’da kararlara dönüşecek. İşte Türkiye Yüzyılı’nın Eskişehir’deki gerçek ölçüsü bu olacak.

YELİ ÜRETİM

Gürcan’ın TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü ziyaretinde kurumda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alması ve yerli-millî üretim vurgusu yapması, “Türkiye Yüzyılı” söyleminin Eskişehir açısından hangi somut alanlara bağlanabileceğini de gösteriyor. Eskişehir’deki Türkiye Yüzyılı Buluşmaları, yalnızca teşkilat toplantısı olarak değil; siyaset, üretim, esnaf, vatandaş ve yerel taleplerin aynı saha programında buluşturulması açısından dikkat çekti. Programda Ayşen Gürcan’ın özellikle TÜRASAŞ ziyareti ve vatandaş temasları, Eskişehir’in üretim kimliği ile sosyal hayatının birlikte ele alındığını gösterdi.