Eskişehir’de bazı sesler ve bazı kokular vardır. Başka kentlerde rahatsızlık yaratabilecek şeyler burada farklı anlam taşır.

Şeker fabrikasının kampanya döneminde kentin bazı bölgelerine yayılan şlempe kokusu bunlardan biridir.

Eskişehirli bu kokuyu yalnızca bir koku olarak görmez. Fabrikanın bacasının tüttüğünü, kampanyanın sürdüğünü, pancarın şekere dönüştüğünü bilir. Bu nedenle Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kampanya döneminde yayılan kokusu, bir bakıma üretimin kokusudur. Aynı durum zaman zaman şehir üzerinde duyulan savaş uçaklarının sesi için de geçerlidir.

Eskişehirli, Hava Kuvvetleri’nin uçuşundan rahatsız olmak yerine başka bir şey düşünür: “Uçaklar uçuyorsa ülkenin güvenliği için görev yapılıyor.” Bu kent, Cumhuriyet’in sanayileşme ve üretim anlayışının ne demek olduğunu yaşayarak öğrenmiştir.

NE OLUYOR?

Fabrikaya yakın mahallede oturan kız kardeşim, koku nedeniyle gülerek fabrikanın çalışmaya başladığını söyledi. Şeker fabrikası kampanya döneminde kokusunu yaymazsa, savaş uçakları gökyüzünde görünmezse Eskişehirli bu kez başka türlü tedirgin olabilir “Ne oluyor?” diye sorar. Bu, Eskişehirlinin Türkiye’ye bakışının önemli bir göstergesidir.

SADECE ÜRETİM DEĞİL

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan Eskişehir Şeker Fabrikası’nı yalnızca bir sanayi tesisi olarak değerlendirmek eksik kalır.

Şeker fabrikası, tarım, sanayi, istihdam, kooperatifçilik, nakliye ve bölgesel ekonomi arasında bağ kuran bir üretim merkezidir. Bu nedenle Eskişehir Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmeden üretimini sürdürmesi, Eskişehir açısından ekonomik olduğu kadar stratejik bir meseledir. Şeker bugün sıradan bir tüketim maddesi gibi görülebilir.

Oysa gıda güvenliği açısından şekerin, tıpkı buğday ve diğer temel tarımsal ürünler gibi ayrı bir önemi vardır.

Bir ülkenin temel gıda ürünlerinde dışa bağımlı hale gelmesi, yalnızca ekonomik bir sorun değildir.

MİLLİ GÜVENLİK SORUNU

Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu’nun açıklamaları bu nedenle dikkat çekici.

Çelikoğlu, Türkiye’nin bu yıl ciddi bir mısır açığı bulunduğunu belirtiyor. Eskişehir’de mısır ekiminin geçen yıla göre yüzde 35 azaldığını söylüyor. İthalat politikasına ilişkin çok net bir talepte bulunuyor, “Bizim harmanımızı bitirene kadar ithalatta vergileri sıfırlamasınlar.” Çiftçi ürününü tarladan kaldırmadan ithalat kapısı sonuna kadar açılmasın.

Çünkü hasat döneminde düşük fiyatla ürününü satmak zorunda kalan çiftçi, karşısında ithal ürün baskısını gördüğünde gelecek yıl yeniden ekim yapmaktan vazgeçebilir. Bugün birkaç lira daha ucuz ürün elde etmek için atılacak bir adım, yarın daha yüksek ithalat bağımlılığı olarak karşımıza çıkabilir. Çelikoğlu’nun verdiği bir başka rakam da önemlidir. Eskişehir’de mısır ekimi yüzde 35 azaldı. Tarımda üretim alanı bir kez boşaldığında, onu yeniden üretime kazandırmak kolay değildir.

Pancar fiyatı neden önemli? Eskişehir’de pancar kampanyası da başladı.

TABAN FİYAT

Üretici henüz taban fiyatı bekliyor. Çelikoğlu, üreticinin 4 bin 500–5 bin lira arasında bir beklentisi olduğunu ifade ediyor. Çiftçi gelecek yıl ne ekeceğini, ne kadar kazanabileceğini ve hangi maliyetle üretim yapacağını bilmek zorundadır. Bütün bu sorunların arasında Çelikoğlu’nun dikkat çektiği olumlu bir nokta da var.Kırsal nüfus yaşlanıyor ama gençler teknolojiyi kullanarak tarıma yöneliyor. Çünkü Türkiye tarımının geleceği yalnızca daha fazla arazi ekmekten geçmiyor. Daha fazla teknoloji, daha doğru sulama, verimli tohum, modern makineleşme, doğru gübreleme, veri kullanımı ve planlı üretim gerekiyor. Önemli olan Türkiye’nin kendi kendine yetebilme kapasitesidir. Eskişehir’in şeker kokusuna ve uçak sesine verdiği değer de aslında bunu anlatıyor.