13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen ve aralarında 5 maden mühendisinin de bulunduğu 301 madencinin hayatını kaybettiği facianın yıl dönümünde konuşan Yaş, “Soma’nın acısını unutmadık, unutturmayacağız. 301 madencimizi saygı ve özlemle anıyoruz” dedi.
Soma faciasının Türkiye tarihinin en büyük madencilik felaketlerinden biri olduğunu belirten Yaş, aradan geçen 12 yıla rağmen acının ilk günkü tazeliğini koruduğunu söyledi. Facianın bilimsel ve teknik gerekliliklerin göz ardı edilmesi, kamusal denetimin zayıflatılması ve insan yaşamı yerine şirket kârının öncelenmesi nedeniyle yaşandığını ifade etti.
Madenciliğin uzmanlık, bilgi ve sürekli denetim gerektiren yüksek riskli bir sektör olduğuna dikkat çeken Yaş, özelleştirme, taşeronlaştırma ve kuralsızlaştırma politikalarının kamusal madencilik birikimini tasfiye ettiğini savundu. Soma faciasının teknik altyapı eksiklikleri, denetimsizlik ve emeğin sömürülmesinin sonucu olarak tarihe geçtiğini belirtti.
Türkiye’de çalışma yaşamında düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve güvencesiz çalışmanın yaygın hale geldiğini söyleyen Yaş, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru olarak görüldüğünü ifade etti. Üretim baskısı, denetim eksikliği ve örgütlenmenin engellenmesinin çalışma hayatının temel karakteri haline getirildiğini dile getirdi.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında oluşturulan Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimlerinin de piyasalaştırma politikalarının bir parçası olduğunu savunan Yaş, “İnsan yaşamını değil üretimi ve kârı önceleyen anlayış nedeniyle iş cinayetleri devam ediyor” dedi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre Türkiye’de her yıl yaklaşık yedi Soma faciasına denk gelen iş cinayetleri yaşandığını belirten Yaş, hazırlanan raporlar ve yapılan mevzuat değişikliklerinin emekçilerin güvenli çalışma koşullarına kavuşmasını sağlamadığını ifade etti. İş cinayetlerinin büyük bölümünün önlenebilir olduğunun altını çizen Yaş, etkin ve bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması gerektiğini söyledi.
Açıklamada, düşük ücretler ve hak kayıpları nedeniyle mücadele eden madencilerin durumuna da dikkat çekildi. Doruk Madencilik işçilerinin direnişini örnek gösteren Yaş, emekçilerin işsizlik ile ölüm arasında tercih yapmaya zorlandığını ifade etti.
Soma davasında yaşanan hukuki sürece de değinen Yaş, kamu görevlilerinin yargılandığı davada verilen zamanaşımı kararının toplum vicdanını yaraladığını söyledi. Gerçek sorumluların korunmasının cezasızlık anlayışını güçlendirdiğini belirtti.
TMMOB olarak emekten yana, demokratik ve güvenli çalışma yaşamı için mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Yaş, iktidara işçi sağlığı ve iş güvenliğini önceleyen politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Yaş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bir avuç kömür için bir ömür verenleri, başta Soma olmak üzere kaybettiğimiz tüm madencileri ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren bütün emekçileri saygıyla anıyoruz. Soma’yı unutmayacağız, unutturmayacağız. Soma için adalet.”




