Trump yönetimi, İran’ın nükleer faaliyetlerini 20 yıl boyunca dondurmasını şart koşarken, bu talebin kabul edilmemesi halinde yeni askeri seçeneklerin devreye alınabileceği mesajını verdi. ABD kaynaklarına göre Washington, İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini uzun vadeli biçimde sınırlandırmadan kalıcı bir anlaşmaya sıcak bakmıyor.
İran cephesi ise bu talebi “egemenlik haklarına müdahale” olarak değerlendiriyor. Tahran yönetimi, nükleer tesislerin tamamen kapatılmasının mümkün olmadığını vurgularken, yalnızca zenginleştirme oranının düşürülebileceği sinyalini verdi. İranlı yetkililer, “haklarımızdan vazgeçmeyiz” açıklamalarıyla geri adım atılmayacağını gösterdi.
Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim de taraflar arasındaki en hassas başlıklardan biri olmaya devam ediyor. İran, boğazın kontrolünün kendilerinde olduğunu savunurken, ticari gemi geçişlerinin sürdüğünü ve Çin ile Japonya’ya ait gemilerin bölgeden sorunsuz geçtiğini açıkladı. ABD ise enerji güvenliği gerekçesiyle bölgedeki askeri varlığını artırıyor.
Trump’ın Çin ziyareti sırasında Pekin yönetiminin İran üzerindeki etkisi de gündeme geldi. Çin’in özellikle Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda devreye girebileceği değerlendirilirken, tarafların doğrudan bir uzlaşmaya henüz yaklaşamadığı belirtiliyor.
Öte yandan Amerikan basınında yer alan analizlerde, diplomatik sürecin tıkanması halinde Washington’un hafta sonundan itibaren yeni askeri hazırlıklara hız verebileceği öne sürülüyor. İran ise “barış olursa barışa hazırız, tehditten korkmuyoruz” mesajıyla karşılık veriyor.





