Endonezya’nın Batam Adası’nda yüzlerce kişi, evlerine düzenli su ulaşmadığı gerekçesiyle veri merkezlerinin bulunduğu Nongsa Dijital Parkı’nda protesto düzenledi. Yaklaşık 300 kişinin katıldığı gösteride, bölge sakinleri evlerinde su sıkıntısı yaşanırken teknoloji tesislerinin su tüketimine tepki gösterdi. Yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarıyla büyüyen adada, ekonomik kalkınma ile temiz suya erişim arasındaki gerilim giderek belirginleşiyor.
BAZI MAHALLELERDE AYLARDIR SU SIKINTISI YAŞANIYOR
Göstericiler, ellerinde boş şişeler ve su bidonlarıyla veri merkezlerinin bulunduğu alana girdi. Bakau Serip köyünde yaşayan Dewi Susanti, evlerine üç aydır su gelmediğini belirterek bölge halkının tankerlerle getirilen kirli ve kötü kokulu suyu kullanmak zorunda kaldığını söyledi.
Su idaresi, kesintilerin giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü açıklarken yetkililer sorunun uzun süren kuraklıktan kaynaklandığını savundu. Su kaynaklarının veri merkezlerine yönlendirildiği iddiaları ise yetkililer tarafından reddedildi.
Protestonun odağında yalnızca su kesintileri değil, adaya gelen büyük teknoloji yatırımlarının sınırlı su kaynakları üzerindeki olası etkisi de bulunuyor. Bölge sakinleri, yeni tesisler faaliyete geçmeden önce yerleşim yerlerinin temiz ve kesintisiz su ihtiyacının güvence altına alınmasını istiyor.
VERİ MERKEZLERİNİN SU TÜKETİMİ TARTIŞMA YARATIYOR
Veri merkezleri, dijital hizmetlerin ve yapay zekâ uygulamalarının çalışmasını sağlayan sunucuları barındırıyor. Bu sistemlerin oluşturduğu ısıyı kontrol altında tutmak için kullanılan bazı soğutma teknolojileri, yüksek miktarda su tüketebiliyor. Tüketim miktarı ise tesisin büyüklüğüne, soğutma yöntemine ve çalışma koşullarına göre değişiyor.
Haberde aktarılan araştırma verilerine göre, tipik bir veri merkezinin günlük su tüketimi yaklaşık 1,14 milyon litreye ulaşabiliyor. Bu miktar, yaklaşık bin hanenin günlük su tüketimine eşdeğer olarak ifade ediliyor. Ancak bu değer bütün veri merkezleri için geçerli değil; tesislerin kullandığı teknoloji ve su yönetimi uygulamaları tüketimde önemli farklılıklar yaratıyor.
Batam’da tartışmayı daha hassas hale getiren unsur, adanın sınırlı tatlı su kaynakları. Yaklaşık 1,3 milyon kişinin yaşadığı bölgede su ihtiyacı, altı yapay rezervuarda biriktirilen yağmur suyuyla karşılanıyor.
Yerel bir çevre kuruluşunun simülasyonlarına göre, yağışın gerçekleşmemesi durumunda Bakau Serip’e su sağlayan Nongsa Baraj Gölü bir ay içinde kuruma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu öngörü, kuraklık koşullarında su arzının ne kadar kırılgan olabileceğine ilişkin endişeleri artırıyor.
BATAM’DA VERİ MERKEZİ YATIRIMLARI 6,7 MİLYAR DOLARI AŞTI
Singapur’a yakınlığı ve görece düşük işletme maliyetleri, Batam’ı uluslararası teknoloji şirketleri açısından cazip bir yatırım bölgesine dönüştürdü. Resmî verilere göre adadaki veri merkezi yatırımlarının toplamı 2026’nın ortasında 6,7 milyar doları aştı.
Yetkililer 10 veri merkezi projesine onay verdi. Bu projelerden ikisi faaliyete geçerken adanın dijital altyapısının önümüzdeki yıllarda daha da genişlemesi bekleniyor. Tahminlere göre veri merkezlerinin elektrik talebi 2030 yılına kadar 1.100 megavatı aşabilir.
Yatırımların büyümesi, bölgenin dijital ekonomi içindeki konumunu güçlendirme potansiyeli taşıyor. Ancak elektrik ve su ihtiyacının aynı dönemde artması, altyapı planlamasını da kritik hale getiriyor. Özellikle kuraklık dönemlerinde yerleşim yerlerinin su ihtiyacı ile büyük tesislerin kullanım gereksinimleri arasındaki dengenin nasıl kurulacağı önem kazanıyor.
YENİ VERİ MERKEZLERİNE TUZDAN ARINDIRMA ŞARTI
Önceki protestoların ardından yetkililer, yeni veri merkezlerinin tatlı su ihtiyacını karşılamak amacıyla kendi tuzdan arındırma tesislerini kurmasını şart koştu. Bu uygulamayla tesislerin mevcut tatlı su kaynakları üzerindeki baskısının azaltılması hedefleniyor.
Ancak tuzdan arındırma tesisleri de enerji tüketimi ve yoğunlaştırılmış tuzlu atık suyun yönetimi gibi çevresel konuları beraberinde getiriyor. Bu nedenle söz konusu yatırımların su krizini ne ölçüde hafifleteceği, uygulamanın kapsamına ve tesislerin nasıl işletileceğine bağlı olacak.
Batam’daki tartışma, teknoloji yatırımlarının yalnızca ekonomik getirileriyle değil, su ve enerji gibi temel kaynaklar üzerindeki etkileriyle de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bölge sakinleri ise önceliğin yeni projelerden önce evlere düzenli ve temiz su sağlanması olması gerektiğini savunuyor.



