Eskişehir’in ihracat yapısının sektörler bazında belirli bir düzene sahip olduğunu belirten Küpeli, otomotiv ve havacılık gibi sektörlerde ihracatın düzenli şekilde devam etmesinin doğal olduğunu söyledi. Hububat sektöründeki düşüşün ise geçici olduğunu ifade eden Küpeli, buğday ihracatına yönelik yasağın kaldırılmasıyla birlikte ağustos ayından itibaren sektörde toparlanma beklediğini dile getirdi.
“Yatırım yapamadığımız zaman rekabet gücümüzü yitiriyoruz”
Eskişehir sanayisinin ihracat performansında finansmana erişimin önemli bir belirleyici olduğunu vurgulayan Küpeli, yüksek maliyetli finansman nedeniyle sanayicilerin yeni yatırımlara yönelmekte zorlandığını söyledi.
Küpeli, “Sanayicinin finansmana ulaşamaması ya da ulaştığı zaman yüksek maliyetli finansmandan dolayı yatırım yapamıyoruz. Yatırım yapamadığımız zaman da rekabet gücümüzü maalesef yitiriyoruz. İhracattaki azalmanın da etkisi oluyor” dedi.
Küpeli, bazı ihracatçıların ihracattaki sorunların temel nedenini döviz kurlarına bağlamasına ise katılmadığını belirtti. Türkiye’nin geçmiş yıllarda kur hareketlerinden bağımsız olarak ihracatını önemli ölçüde artırdığını hatırlatan Küpeli, asıl çözümün teknolojik yatırımlardan geçtiğini söyledi.
“Sadece kurla ihracat artırılamaz”
Türkiye’de kapasite kullanım oranlarının yüksek seviyelere ulaştığını belirten Küpeli, mevcut kapasitenin daha fazla ihracat artışını sınırladığını ifade etti.
Küpeli, Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin ulaşılabilir olduğunu ancak bu hedef için yeni yatırımlar gerektiğini belirterek, “Bizim fabrikamızda 100 tane ürün üretme kabiliyetimiz vardı, biz bu 100'ü yapıyoruz. 500 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için bizim 200 tane ürün üretmemiz lazım. Bundan dolayı da yeni yatırımlar lazım” diye konuştu.
Döviz kurundaki artışın tek başına ihracatçıya avantaj sağlamadığını ifade eden Küpeli, Türkiye’nin ihracatta kullandığı girdilerin önemli bölümünü ithal ettiğine dikkat çekti. Küpeli, kurdaki artışın maliyetleri yükselttiğini ve yabancı alıcıların da Türkiye’deki kur hareketlerini yakından takip ederek fiyatları aşağı çekmeye çalıştığını söyledi.

“Eskişehir 5 milyar dolara yaklaşabilir”
Eskişehir’in yılın ilk yedi ayındaki ihracat performansını da değerlendiren Küpeli, kentin Türkiye geneline kıyasla olumlu yönde ilerlediğini söyledi.
2026 yılının ikinci yarısına ilişkin ihracat beklentilerini de paylaşan Küpeli, Eskişehir’in yılı rekor ihracatla tamamlayabileceğini ifade etti.
Küpeli, “Eskişehir yılı rekor ihracatla kapatabilir. 5 milyar dolarlara yakın bir rakama ulaşacağımızı artık düşünüyoruz” dedi.
Özellikle savunma sanayisi başta olmak üzere farklı sektörlerde üretimin artmasını beklediklerini belirten Küpeli, üçüncü çeyrekten sonra finansman koşullarının iyileşmesi halinde sanayicinin üretim ve ihracat kapasitesinin güçleneceğini söyledi.
“Sanayici ihracat yapacak ama ham madde parası yok”
Sanayicinin üretim sürecinde finansmana erişim konusunda yaşadığı sorunlara da dikkat çeken Küpeli, işletmelerin ham madde, enerji ve diğer temel giderlerini karşılamakta zorlandığı dönemlerde üretimin aksayabildiğini belirtti.
Küpeli, “Bugün sanayici ihracat yapacak ama ham madde parası yok. Ham madde almak için ya da elektrik faturası ödeyecek veya başka bir şey ödeyecek. Üretim dolayısıyla bu arz eksikliğinden dolayı enflasyon bize de geri yansımaya başladı” ifadelerini kullandı.
Üretimde yaşanacak aksamanın piyasadaki arzı da etkilediğini belirten Küpeli, sanayicinin üretim yapamaması halinde bazı ürünlerde kıtlık oluşabileceğini ve bunun da fiyatlara yansıyabileceğini söyledi.
“Sanayici üzerine düşen görevi yerine getiriyor”
Sanayi sektörünün Türkiye ekonomisindeki rolüne dikkat çeken Küpeli, sanayicilerin mevcut koşullara rağmen üretim ve ihracatı sürdürmek için mücadele ettiğini belirtti.
Küpeli, sanayi tarafındaki enflasyonun hizmet sektörüne kıyasla daha düşük seviyelerde olduğunu savunarak, sanayi sektöründe enflasyonun yaklaşık yüzde 16-17 seviyelerinde olduğunu, hizmet sektöründe ise oranların yüzde 30'lar seviyesinde seyrettiğini ifade etti.





