Sendikaların siyasete, makama ya da işverene hizmet etmemesi gerektiğini vurgulayan Tekin, “Sendikalar siyasetin gölgesinde değil, emekçinin yanında durduğu ölçüde gerçek anlamına kavuşur” dedi.
“SENDİKACILIK VE İDARECİLİK AYRI YAPILMALI”
YENİ SENDİKA’ya üyeliğin çalışanların hak ve hukuklarının korunması anlamına geldiğini ifade eden Tekin, sendikacılığın herhangi bir siyasi yapının veya makamın etkisi altında yürütülmemesi gerektiğini söyledi.
Tekin, “Sendikacılık; hiçbir siyasi yapının, hiçbir makamın ve hiçbir çıkar ilişkisinin arka bahçesi olmadan, yalnızca çalışanın hakkı için mücadele etmektir. Bugün iktidarda olan yarın olmayabilir. Bugün makamda oturan yarın değişebilir” ifadelerini kullandı.
Yöneticilerin, siyasi dengelerin ve makamların gelip geçici olduğunu dile getiren Tekin, sendikacılık ile idareciliğin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, “Sendikacılık ayrı, idarecilik ayrı yapılmalıdır. İkisi bir arada olmaz. Kişi hem idareci hem de sendikacı olmamalıdır” dedi.
“BİZİM TARAFIMIZ BELLİ: EMEKÇİ”
Bir sendikanın gücünün makamlarla kurduğu yakınlıkla değil, haksızlık karşısındaki duruşuyla ölçülmesi gerektiğini savunan Tekin, çalışanların haklarını geri plana atan sendikacılık anlayışını kabul etmediklerini ifade etti.
Tekin, “Biz; üyeyi makam sahiplerine karşı yalnız bırakan, siyasetin peşinden yürüyen, çıkar ilişkileri uğruna çalışanın hakkını görmezden gelen bir sendikacılığı kabul etmiyoruz. Bizim tarafımız belli: Emekçi. Bizim davamız belli: Hak ve adalet” diye konuştu.
“MAKAM GEÇİCİ, EMEK KALICI”
Makam, para ve gücün geçici olduğunu belirten Tekin, sendikacıların çalışanların haklarını savunurken dik durması gerektiğini söyledi.
Tekin açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Çünkü biz, makamın değil emeğin; siyasetin değil çalışanın yanındayız. Çünkü makam geçicidir. Para geçicidir. Güç geçicidir. Koltuk el değiştirir. Günün sonunda geriye tek bir şey kalır: İnsanın kendisine duyduğu saygı.
YENİ SENDİKA üyeleri makam için eğilmez, menfaat için susmaz, güçlüye göre şekil değiştirmez. Herkesin önünde eğilenin, gölgesi bile dik duramaz. Dik duran insan ise belki yalnız kalır ama başını yastığa koyduğunda vicdanıyla kavga etmez.”




