Başkanım, öncelikle yeniden aday olmanızın gerekçelerini öğrenebilir miyiz?

Aslında buralar gerçekten büyük sorumluluk gerektiren, zamanınızın önemli bir kısmını vakfettiğiniz, işinizi gücünüzü bırakıp sırf bu işlerle uğraştığınız, sosyal hayatınızdan kısıtlamalarda bulunduğunuz, ödünler verdiğiniz; son derece kıymetli ama bir o kadar da yorucu kurumlar. O yüzden Eskişehir Sanayi Odası olarak son 8 yıldır, ilk aşamada Eskişehir Sanayi Odası’nı dönüştürmek gibi bir misyonumuz vardı. Hedeflerimizin içerisinde ihracatın Eskişehir ölçeğinde daha tabana yayılması ve artırılması, nitelikli insan kaynağına erişim ve bu konuyla ilgili eğitim seferberliği, yine Eskişehir’in lojistik imkânlarının geliştirilmesi en önemli konularımızdı. Bunlara odaklandık. Eskişehir Sanayi Odası eskiden daha başkan odaklı bir yerdi. Şu an ise kurumsallaştı. Bütün çalışanlarıyla beraber sanayicilerimizin, beyaz yakalı ve mavi yakalı çalışanların hem işlerini kolaylaştıran hem çözen hem temsil eden, aynı zamanda kurumlar arası iletişimde aracılık yapan bir yapı hâline geldi. Daha tek kişi odaklılıktan Eskişehir Sanayi Odası kimliğine geçtik. Bunu şehirde de muhtemelen sizler hissediyorsunuzdur. Eskişehir Sanayi Odası eskiden çok inisiyatif almazken bugün her konuda inisiyatif alıyor, gönüllülüğü ve itibarı artmış durumda. Sözü çok fazla dinlenen bir oda hâline geldi. İlk dönem içerisinde bunları başardık.

TÜRKİYE’NİN LİDER ODALARINDAN BİRİ

İkinci dönemde dünyada bütün paradigmalar değişiyordu. Özellikle yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, verimlilik, ihracat ve eğitim konusunda bir zihniyet dönüşümü gerekiyordu. Bu dönüşümü sağlamak amacıyla eğitimler, etkinlikler, Model Fabrikamız, ESO Akademimiz ve yeni birtakım kuruluşlarla Sanayi Odası’nı daha aktif hâle getirdik. Bugün yeşil dönüşüm konusunda Eskişehir Sanayi Odası Türkiye’nin lider odalarından biri. Bugüne kadar 200’e yakın sanayicimize yeşil dönüşümü anlattık ve eğitimlerini verdik. Yeşil Yaka Akademisi’ni kurduk. Binlerce gencimize yeşil dönüşümün ne anlama geldiğini, karbon salımını düşürmek ve rekabetçiliğimizi artırmak için neler yapılması gerektiğini aktardık.

Bu sadece eğitimle olacak bir iş değil. Karbon ayak izinin hesaplanmasından su ayak izine, sürdürülebilirlik raporlarından şirketlerimize fon bulunmasına kadar birçok konuda çalışmalar yaptık. Ziraat Bankası, TÜBİTAK, KOSGEB ve BEBKA ile kaynaklar sağladık. Yaklaşık 50-60 milyona yakın da sanayicilerimize bu konuyla ilgili fon bulduk. Hatta TÜBİTAK bizi onaylı listelerine aldı. Türkiye’de 5-6 organizasyondan bir tanesiyiz bu anlamda. Tabii bu işler efor, zaman, çaba ve fedakârlık gerektiriyor. Bunun bir de maddi boyutu var.

Whatsapp Image 2026 09 17 At 15.49.20 (5)

SANAYİ ODASI’NIN BÜTÇESİ ÇOK DÜŞÜK

Eskişehir Sanayi Odası’nın bütçesi çok düşük. Sadece aidatlarla bu organizasyonları yapıyoruz. Ancak son 4 yılda yaklaşık 4,5 milyon avroya yakın fon bulduk. Avrupa Birliği fonları, Asya fonları, bakanlıklardan ve kurumlardan aldığımız fonlarla Eskişehir Sanayi Odası’nı bir proje fabrikası hâline getirdik. Bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı diğer odalardan da pozitif ayrışıyoruz. Dünya ödüllerinde iki yıl arka arkaya ilk 3’e girdik, Türkiye’de de birçok önemli ödül aldık. Eskişehir Sanayi Odası yaptığı projelerle fon sağlayarak hizmet kalitesini artırmaya çalışıyor.

TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜME ODAKLANMAMIZ GEREKİYOR

“Neden adaysın?” kısmına gelince; dünya değişiyor. Üretim teknikleri ve sanayi değişiyor. Doğal olarak bizim de bu değişime ayak uydurmamız gerekiyor. Dijital ve yeşil dönüşüm çok önemli ama artık rekabetçiliğimizi artırabileceğimiz teknolojiye ve teknolojik dönüşüme de odaklanmamız gerekiyor. 2030 vizyonumuzu açıkladık. Yeni dönemde sanayicilerimizle el birliğiyle bu dönüşümü hızlı bir şekilde gerçekleştirmemiz gerekiyor. Aksi takdirde rekabetçiliğimizi ve üretim gücümüzü kaybedebilir hâle gelebiliriz. Tabii bu işler yine parayla oluyor. Fonlar bulmaya devam edeceğiz, yüzlerce proje yazacağız, kaynaklar bulacağız. Bunun yanında Adalar mevkisinde, Migros binasının olduğu yerde, depremden sonra kentsel dönüşüm için başvuru yaptık. Binamız yıkıldı ve şu an inşaat hâlinde.

20 Eylül altın fiyatları: Gram, çeyrek ve yarım altın ne kadar?
20 Eylül altın fiyatları: Gram, çeyrek ve yarım altın ne kadar?
İçeriği Görüntüle

Whatsapp Image 2026 09 17 At 15.49.19 (1)

CİDDİ BİR GELİR KAYNAĞI OLUŞTURACAK

Hayalimiz, Eskişehir Sanayi Odası’nın sürdürülebilir bir bütçeye sahip olması. “Biz çektik, bizden sonrakiler çekmesin” derdiyle hareket ediyoruz. O bina önümüzdeki sene inşallah tamamlandığında Eskişehir Sanayi Odası’na ciddi bir gelir kaynağı oluşturacak. Orada bir fon oluşturacağız. Derdimiz, elde ettiğimiz geliri har vurup harman savurmak değil, nitelikli gelir modellerine dönüştürmek. Benim hep söylediğim şey şudur: Bir iş yapacaksanız önce gelir modelini oluşturacaksınız. Gelir modelini oluşturduktan sonra projeleri yaparsınız ve o projeler sağlıklı şekilde devam eder. Hazırdan, cepten yiyip projeler yapmak benim tarzım değil. O yüzden her zaman önce fon yaratmak gerekiyor. Orası bizim fonumuz olacak. Aylık ciddi bir kiralama geliri elde etmiş olacağız. Bu kaynağı da hayalini kurduğumuz ve önümüzdeki sene daha da hızlandıracağımız projelerde kullanmak istiyoruz. Önümüzdeki 4 yıl içerisinde, mevcut finansman kaynaklarımızla birlikte daha etkin, daha etkili ve kente daha fazla fayda sağlayan birçok projeyi hayata geçirmek istiyoruz.

Başkanım, peki Eskişehir sanayicisi olarak ekonomiyi, ekonomi konusunda öngörülebilirliği nasıl görüyorsunuz?

Tabii şu anda genel olarak sanayinin en büyük problemi öngörülebilirlik. Çünkü öyle bir ortamda iş yapıyoruz ki baskılanmış bir kur var elimizde. Bu, ihracatı negatif etkiliyor. Şirketlerin kârlılıklarını aşağı yönlü baskılıyor, neredeyse kârsız yıllar geçiriyoruz. Kâr olmayınca yatırım olmuyor. Yatırım olmayınca işin inovasyon ve Ar-Ge kısmına ayırdığınız bütçeler azalıyor. Yine buna bağlı olarak faiz oranları oldukça yüksek. Bu faiz oranlarıyla işletme sermayesi imkânı çok fazla yaratamıyorsunuz. Yatırım yapacaksanız yatırım kredilerine erişimde zaten bir sıkıntı var. Bu faizlerle zaten yatırım yapma iştahınız ya da o parayı alıp kullanma isteğiniz olmuyor.

SANAYİCİ ZOR VE SIKINTILI GÜNLER YAŞIYOR

Enflasyon oldukça yüksek. Doğal olarak bu maliyetlere negatif yansıyor. Her gün maliyetler yukarı doğru artarak devam ediyor. Maliyetlerin artması, yurt içinde ve yurt dışında rekabetçiliğinizi olumsuz etkiliyor. Devlet politikası olarak da ekonomiyi soğutmak amacıyla iç piyasa bastırılıyor. Doğal olarak bu iç piyasadaki baskı sebebiyle talep düşmüş oluyor. Hepsini topladığınız zaman aslında elinizde 5 tane bilinmeyen, 3 tane de denklem oluyor. Yani 5 bilinmeyenli 3 denklemi çözme şansınız yok. En az 5 bilinmeyenli 5 denklem olması lazım. Ekonominin öngörülebilirliği konusunda sanayici şu anda gerçekten zor ve sıkıntılı günler yaşıyor. Eskişehir olarak belki bunu çok hissetmiyor olabiliriz ama potansiyel risk olarak bunların hepsini bugün görmezsek, yarın görmezsek öbür gün yaşayacağız anlamına da geliyor.

Whatsapp Image 2026 09 17 At 15.49.19

SANAYİCİLER İÇİN AYRI BİR REÇETE OLMASI LAZIM

Bursa’da çok daha sıkıntılı günler duyuyoruz. Firmalar duyuyoruz ya da İstanbul’da, diğer kentlerde... Tabii ki nakit akışı bozulunca bu Eskişehir’deki firmalara da eninde sonunda sirayet edecek. Siz bana, ben sana, o ona ödemediği zaman aslında bu ödeme zincirindeki ya da tedarik zincirindeki bağ da kopmuş oluyor. Kısaca anlatmam gerekirse çok fazla parametre var. Doğal olarak şu anda sanayicinin istediği en önemli konu, ciddi bir enflasyonla mücadele politikasının hem kamuda hem maliye politikalarında hem de reel sektörde uygulanması ve enflasyonun gerçekten tek haneli rakamlara düşürülmesi. Bizim en büyük arzumuz bu. İşte o zaman belki bu öngörülebilirlik çok daha üst seviyeye çıkmış olacak diye düşünüyorum. Türkiye’de enflasyon şu anda temel mallar dediğimiz, sanayicilerin ürettiği mallarla ilgili olarak yüzde 16,8. Yani sanayinin yarattığı enflasyon, öyle bakalım konuya, yüzde 16,8. Yüzde 37 gıda sektöründen geliyor. Yüzde 40 da hizmetler sektöründen geliyor. Şimdi burada şunu anlatmak istiyorum: Aslında bunun paçal hâli yüzde 32’lere denk geliyor. Ama sanayici aslında enflasyon yaratmıyor, diğer sektörlerin yaratmış olduğu enflasyonun baskısı altında eziliyor, yoruluyor ve sıkıntılar yaşamaya başlıyor. O yüzden hep şunu söylüyoruz: Sanayiciler için Orta Vadeli Program’da ayrı bir reçete olması lazım. Hizmet sektörü için ayrı bir reçete, gıda sektörü enflasyonu için de ayrı bir reçete olması gerekiyor ki aslında bu farklı sektörlerin dinamikleri birbirlerini olumsuz etkilemesin. Çünkü bu ülke kalkınacaksa üreterek kalkınacak, sanayileşmeyle kalkınacak. Hizmet sektörü de tabii ki son derece önemli ve kıymetlidir ama onlar üretimin yaratmış olduğu değeri transfer ediyorlar. A şirketinden B şirketine, B şirketinden C şirketine transfer ediyorlar. Bir değer yaratmıyorlar aslında. O yüzden sanayi ve üretim, ülkemizin geleceği açısından son derece önemli.

Whatsapp Image 2026 09 17 At 15.49.20 (2)

FABRİKALARIMIZI DÖNÜŞTÜRMEMİZ GEREKİYOR

Peki başkanım, bu dönem gerçekleştirdiğiniz en önemli projeler sizce neydi? Gelecek dönem için hedefleriniz neler?

Şimdi gelecek dönem için hedeflerimiz daha çok dönüşüm, transformasyon dediğimiz ikiz dönüşüm; dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm. Bunun tabii ki en önemli üçüncü kısmı da toplumsal dönüşüm, zihniyet dönüşümü. Eskişehir Sanayi Odası olarak birkaç hafta önce bir vizyon toplantısı hazırladık. Vizyon toplantısında “Şuraya iki bina dikeceğiz, buraya bir bina yapacağız” demedik. Çünkü binaların içini doğru şekilde, zekâyla ve akılla doldurmadığınız sürece bir anlam ifade etmiyor. Mevcut projelerimizin hepsine tabii ki devam edeceğiz. Asıl fabrikalarımızı dönüştürmemiz gerekiyor. Çin denilen bir olgu var; bütün dünyanın şu anda başının belası, dünyanın fabrikası. Tabii ki Çin’le rekabet edebilecek durumda değiliz ama bundan sonra onlarla daha fazla partnerlik ilişkileri geliştirebileceğimiz ve şirketlerimizi global ölçeğe taşıyabileceğimiz bir noktadayız.

ESKİŞEHİR’İ TEKNOLOJİ ÜRETEN EKOSİSTEM HÂLİNE GETİRMEK

Bunun için az önce saydığım yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, toplumsal ve zihniyet dönüşümü son derece önemli. Ancak bundan sonra artık bilgiyi de teknolojiye dönüştürmemiz gerekiyor. Bursa bir dönemin sanayileşmiş kentiydi ama şu an bu işin “in” olan kısmı teknoloji üreten kent yaratılması. O yüzden bu vizyon projesini açıklarken “bilgiden teknolojiye dönüşen bir Eskişehir”den bahsediyoruz. Bundan sonraki hayalimiz Eskişehir’i bir teknoloji üreten ekosistem hâline getirmek. Kentin bütününü bu hâle taşıyor olmamız gerekiyor. Burada kamu, üniversiteler, diğer odalar ve birçok kuruluşla beraber kentin tamamını hedef alan bir teknoloji kenti yaratıyor olmamız lazım. Bunu yaptığımız zaman Türkiye’nin en akıllı çocukları da Eskişehir’e gelmiş olacak, Türkiye’nin teknoloji üreten şirketleri de Eskişehir’e gelmiş olacak.

Whatsapp Image 2026 09 17 At 15.49.20 (1)

ORTAK AKILLA HAREKET ETMEDİĞİMİZ SÜRECE BAŞARAMAYIZ

Teknoloji ne kadar çok gelişirse, insan kaynağı ne kadar üst seviyeye çıkarsa fabrikalarımız ve üretim tekniklerimiz de o kadar değişecek ve dönüşecek. Bu bir ekosistem. Doğal olarak Eskişehir’in kendi içerisinde bir kara delik gibi çökmesi değil, yükselmesi gerekiyor. O yüzden hep söylediğimiz gibi, Eskişehir’e bundan sonra ne yatırım yapılacaksa yapılsın. Tabii ki standart üretim teknikleri ve yeni fabrikalar son derece önemli ama kentin tamamını bir Ar-Ge merkezi, tasarım ve inovasyon merkezi hâline getiriyor olmamız gerekiyor. Parça parça çok yapılan iş var. Birçok kurum bu konuyla ilgili çaba sarf ediyor ama bunları bütünleşik yapmadığımız, ortak akılla hareket etmediğimiz sürece başaramayız. Eskişehir’in gerçekten potansiyeli oldukça yüksek. Üç üniversitesi var, binin üzerinde fabrikası var, 1800 tane Sanayi Odası üretici üyesi var. Bunların hepsi son derece kıymetli. Eskişehir’in veri merkezlerinin merkezi olması gerekiyor. Data center merkezi olması lazım. Telekomünikasyonda, network kısmında Türkiye’nin merkezi olması gerekiyor. Ar-Ge, inovasyon ve tasarım için gençlere yeni alanlar oluşturmamız gerekiyor. Bunlar teknopark değil, yeni yaşam alanları. İnsanların oraya gelip fikirlerini gerçekleştirebilecekleri mekânlara ve alanlara ihtiyacımız var. Ne kadar zekâmızı artırırsak, bu kentin IQ’sunu total olarak ne kadar yükseltirsek ve bunları ne kadar bütünleşik yönetebilirsek, bizim sanayimiz de otomatik olarak dönüşmüş olacak. Bütün hayalimiz bu.

Kaynak: 2Eylül Haber