Türkiye’nin dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer aldığını hatırlatan Cihan, Anadolu coğrafyasının kuzeyde Kuzey Anadolu Fayı, doğuda Doğu Anadolu Fayı ve batıda Ege graben sistemi gibi diri fay zonlarıyla çevrili olduğuna dikkat çekti.
Yakın tarihte yaşanan büyük depremleri anımsatan Cihan, 1999 Gölcük Depremi, 1999 Düzce Depremi, 2011 Van Depremi, 2020 Elazığ Depremi, 2020 İzmir Depremi ve 2023 Kahramanmaraş Depremlerinin yalnızca yer kabuğundaki kırılmaların değil; ihmalin, denetimsizliğin ve yanlış kentleşme politikalarının da sonucu olduğunu ifade etti.
“Aktif fay hatları üzerine kurulu yerleşimler, zayıf zeminler üzerinde yükselen çok katlı yapılar, yeterli jeolojik-jeoteknik etütler yapılmadan onaylanan projeler ve imar afları depremleri afete dönüştürüyor” diyen Cihan, “Kısacası deprem değil, ihmal öldürür” ifadelerini kullandı.
Afetlere karşı dirençli bir ülke için sağlam ve şeffaf planlama sistemi, bağımsız denetim mekanizmaları ve bilimsel veriye dayalı kentleşme politikalarının zorunlu olduğunu belirten Cihan, meslek disiplinlerinin karar süreçlerine etkin biçimde dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Deprem Haftası’nın yalnızca bir anma dönemi olmaması gerektiğini belirten Cihan, “Afet yönetimi kriz anında değil, krizden önce başlar. Bilimle yönetilen kentler güvenli yarınların teminatıdır” dedi.
Ulusal ölçekte, jeolojik gerçeklikle uyumlu ve deprem zararlarını azaltmaya odaklanan bir Deprem Risk Yönetim Sisteminin ivedilikle kurulması gerektiğini ifade eden Cihan, zemin ve temel etütlerinin kamusal güvenlik perspektifinden ele alınması gerektiğini belirterek, ilgili yasal düzenlemelerin rant alanı yaratacak biçimde kurgulanmasına karşı olduklarını dile getirdi.
Cihan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “1–7 Mart Deprem Haftası vesilesiyle tüm yetkilileri bilimin ışığında, kamusal yararı esas alan, şeffaf ve denetlenebilir kentleşme politikaları izlemeye davet ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; doğal olan depremdir, afet değil.”





