Eskişehir’de kadınlar bilgilendirildi: Kanserde erken teşhis önem taşıyor
Eskişehir’de kadınlar bilgilendirildi: Kanserde erken teşhis önem taşıyor
İçeriği Görüntüle

Özdilek Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde, son yıllarda özellikle Eskişehir ve çevresinde hızla artan maden projelerinin bölgenin ekolojik dengesi açısından ciddi riskler oluşturduğu vurgulandı.

“Toplum sağlığı açısından büyük tehdit”

Panelin açılışında konuşan Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nazan Aksaray, madencilik projelerinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.
Aksaray, gazeteci-yazarlar İbrahim Gündüz ve Özer Akdemir’in çevre ve toplum sağlığı konularındaki çalışmalarını hatırlatarak şunları söyledi: “Özer Akdemir Çanakkale Ezine’den geldi, İbrahim Gündüz Ankara’dan geldiler. Dün Eskişehir Bilecik Tabip Odası olarak büyük bir mutluluk ve onurla kendilerine 14 Mart Tıp Bayramı 19. Basın Sağlık Ödülleri Ulusal Dalı’nda ödüllerini takdim ettik. Bu ödülü toplum sağlığı konusunda duyarlılık gösteren gazeteci ve yazarlara veriyoruz.”
Ülkenin büyük bir “yıkım projesi” ile karşı karşıya olduğunu belirten Aksaray, madencilik faaliyetlerinin özellikle halk sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çekti.

Whatsapp Image 2026 03 15 At 15.01.08

“Vahşi madencilik projeleri doğayı ve yaşamı tehdit ediyor”

Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç ise son yıllarda Türkiye’nin birçok bölgesinde artan madencilik faaliyetlerinin doğayı tahrip ettiğini söyledi.
Özkoç, söz konusu projelerin “vahşi madencilik” olarak nitelendirildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu projeler doğanın sınırlarını tanımayan, bilimsel gerçekleri göz ardı eden ve yöre halkının yaşam haklarını elinden alan projelerdir. Kamu yararı söylemiyle sunuluyor ancak perde arkasında uluslararası şirketlerle yerli sermayenin doğa üzerinde hâkimiyet kurması söz konusu.”
Eskişehir’de son iki yılda Alpagut, Atalan, Sarıcakaya, Mihalıççık ve Kaymaz’da altın ve gümüş madenleri; Odunpazarı Demirli’de bentonit ocağı; Çukurhisar’da kalker ve kil ocakları; Beylikova’da ise nadir toprak elementleri projelerinin gündeme geldiğini hatırlatan Özkoç, bu projelerin bölgenin ekosistemi açısından ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.

8A363Fa9 1Cb5 423B 9D69 5901545A0Aeb

“Eskişehir tarihinin en büyük ekolojik tehdidi”

Panelde konuşan gazeteci Özer Akdemir ise Eskişehir’de madencilik ihalelerinin boyutuna dikkat çekti. Akdemir, 2023 yılı ile 2025 Aralık ayı arasında MAPEG tarafından açılan 55 maden ihalesi bulunduğunu belirterek bu ihalelerin toplam büyüklüğünün yaklaşık 47 bin 500 futbol sahası kadar olduğunu söyledi. Akdemir, Eskişehir’de 1000 hektarı aşan 13 “mega maden projesi” bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bu alanların içinde tarım arazileri, meralar, ormanlar ve köyler var. Yani aslında hepimizin yaşam alanları. Bu projeler Eskişehir’in tarihinin en büyük ekolojik yıkım tehdidini oluşturuyor.”

ÇED süreçleri tartışma konusu

Akdemir, madencilik projelerinde çevresel etki değerlendirme süreçlerinin çoğu zaman işletilmediğini de söyledi. Verilere göre projelerin yalnızca yüzde 6’sında gerçek anlamda ÇED süreci başlatıldığını belirten Akdemir, projelerin büyük bölümünde “ÇED gerekli değildir” ya da benzer kararlarla sürecin geçiştirildiğini ifade etti. Projelerin parçalara bölünerek sunulduğunu söyleyen Akdemir, bunun kümülatif çevresel etkilerin gizlenmesine yol açtığını dile getirdi.

Siyanür kullanımı ve deprem riski uyarısı

Eskişehir’de planlanan bazı altın madeni projelerinde yılda 5 bin 437 ton sodyum siyanür kullanılmasının öngörüldüğünü belirten Akdemir, bu madenlerin Sakarya Nehri havzasına ve yerleşim yerlerine oldukça yakın olduğunu söyledi. Ayrıca bölgede yılda 2,5 milyon kilogram patlayıcı kullanılmasının planlandığını ifade eden Akdemir, projelerin aktif fay hatlarına yakın alanlarda bulunduğunu ve bu durumun ciddi risk oluşturduğunu vurguladı.

“Ham madde ihracatı Türkiye’yi kalkındırmaz”

Beylikova’da keşfedildiği belirtilen nadir toprak elementleri konusunda da değerlendirmelerde bulunan Akdemir, ham madde ihracatının ekonomik açıdan sınırlı değer yarattığını söyledi. Bu tür madenlerin tonunun yaklaşık 30 dolar gibi düşük fiyatlarla satıldığını belirten Akdemir, asıl ekonomik değerin ileri teknoloji ile işlenmesinden kaynaklandığını ifade etti.

“Türkiye çok tehlikeli bir yol ayrımında”

Panelde konuşan gazeteci-yazar İbrahim Gündüz ise Türkiye’de madencilik politikalarının doğa üzerinde ciddi bir baskı yarattığını söyledi.

Türkiye’nin “vahşi madencilik” olarak tanımladığı bir süreçten geçtiğini ifade eden Gündüz şunları söyledi: “Türkiye çok tehlikeli bir yol ayrımında. Ülkenin dağları, ormanları, köyleri ve su kaynakları meta olarak görülüp satışa çıkarılıyor. Bunun adına maden ihalesi deniyor.”

Son 24 yılda on binlerce maden ihalesi yapıldığını belirten Gündüz, yalnızca 13 Şubat 2026’da 485 maden sahasının ihale ilanının yayımlandığını söyledi.

Mücadele örnekleri paylaşıldı

Panelde ayrıca Türkiye’de madencilik ve enerji projelerine karşı verilen çeşitli yerel mücadele örnekleri de anlatıldı. Sinop Gerze’deki termik santral direnişi, Artvin Cerattepe mücadelesi, Tire Başköy’deki jeotermal karşıtı direniş ve Fındıklı’daki çevre mücadeleleri örnek olarak gösterildi.
Akdemir, çevre mücadelelerinde yerel halkın katılımının belirleyici olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Yöre halkı sahip çıkmadan bu mücadelelerin başarıya ulaşması çok zor. Kitlesel ve kararlı mücadele olduğunda şirketler geri adım atabiliyor.”

Muhabir: İlksen Akkan