"Toplantıya Katılan Kurul Üyeleri: Hafize Gaye Erkan (Başkan), Osman Cevdet Akçay, Elif Haykır Hobikoğlu, Yaşar Fatih Karahan, Hatice Karahan.
Para Politikası Kurulu (Kurul) politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 30’dan yüzde 35 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir.
Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar vermiştir.
Enflasyon yılın üçüncü çeyreğinde öngörülenin üzerinde gerçekleşmiştir. Son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin enflasyona geçişi önemli ölçüde tamamlanmıştır. Yurtiçi talepteki güçlü seyir, hizmet fiyatlarındaki katılık ve enflasyon beklentilerindeki bozulma ise enflasyonda yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam etmektedir. Bu çerçevede, enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki (Rapor) tahmin aralığının üst sınırına yakın seyredeceği öngörülürken, aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüş gözleneceği de değerlendirilmiştir.
Öte yandan, jeopolitik gelişmeler, enflasyon görünümünde petrol fiyatları kaynaklı risk oluşturmaktadır. Kurul, parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor’daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır.
Doğrudan yabancı yatırımlar, dış finansman koşullarındaki dengeli seyir, rezervlerde süregelen artış, talepteki dengelenmenin cari işlemler hesabına desteği ve Türk lirası varlıklara yurt içi ve yurt dışı talebin artması fiyat istikrarına güçlü katkıda bulunacaktır.
Politika faizi, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir.
Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirmektedir. Sadeleşme süreci, etki analizleri dikkate alınarak kademeli olarak ilerlemektedir. Bu kapsamda, Türk lirası mevduat payının artırılmasına yönelik ilave adımlarla parasal aktarım mekanizması güçlendirilmeye devam edilecektir. Kurul, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları almayı sürdürecektir.
Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.
Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edecektir.
Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır."

BANKALARIN MEVDUAT FAİZİNE VERDİĞİ ORANLAR YÜZDE 45 SEVİYESİNE ULAŞTI, DAHA ARTACAKTIR DİYE TAHMİN EDİYORUZ
Yukarıdaki ifadeler 26 Ekim 2023 tarihinde Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen 5 puanlık faiz artışı sonrasında yapılan açıklamadan alındı.
Merkez Bankası faiz artırımlarına devam ediyor ve devam edecek gibi de görünüyor. Bu karar sonrasında cep telefonlarımıza bir süre sonra bankalar tarafından kredi kartları ve ek hesaplar ile ilgili uyarılar geldi:
"Değerli müşterimiz,
26 Kasım 2023 tarihi itibariyle Ek Hesap (Kredili Mevduat Hesabı) aylık faiz oranı %4.42, gecikme faiz oranı %4.72 olarak güncellenecektir.
Değerli Müşterimiz,
26 Kasım itibariyle bankamız bireysel kredi kartı alışveriş faiz oranı TL için aylık yüzde 3.66, USD için aylık %2.93, alışveriş gecikme faiz oranı TL için aylık %3.96, USD için aylık %3.23, nakit çekim gecikme faiz oranı TL için aylık %4.72 olarak güncellenecektir."
Bu gelişmelere paralel olarak bankaların TL mevduat faiz oranlarında da yükselişler yaşanmaya başladı. An itibariyle yüzde 45 seviyesini buldu bazı bankaların uyguladığı faiz oranı.
Aslında Merkez Bankası'nın son kararı ile bizim aylar önce yaptığımız önerideki faiz oranlarına ulaşıldı. (Şu an halen ortada reel bir faiz yok, enflasyonun halen altında seyrediyor faiz rakamları) Bundan sonraki süreçte 5 puanlık bir artış beklemiyoruz. Enflasyon rakamlarına göre artık çok daha düşük puanlarla artış yapılabilir. Ancak yüzde 40'ın üzerine çıkarılması durumunda gösterge faizinin bunun üretimi baltalayacak bir pozisyona bizi sürükleyebileceğini düşünüyoruz.

ÇALIŞIP ÜRETENLERİN KAZANÇLARI FAİZ KAZANCININ ALTINDA KALIYOR, BU YÜZDEN BUNDAN SONRAKİ ARTIŞLARA ÇOK DİKKAT ETMEK LAZIM
Geçtiğimiz gün çok sevdiğimiz bir işadamımızı ziyaret ettik. Yaptığı işten, elde ettiği cironun yüzde 2-3'ü seviyesinde kazanıyorlarmış. Ciroları bahsettiği işten 230 milyon TL civarındaymış. "Ben şu an bu iş için yaptığımız araç-gereç vesaireyi, depolardaki mallarımızı satsam 80 milyon TL civarında bir rakama ulaşırım. Faizlerin yüzde 45 seviyelerine ulaştığı bir ortamda bu paraya yüzde 45 eklemek, bizim yaptığımız işe göre çok cazip görünüyor. Biz böyle bir gerçeğe karşın öyle bir işe girişmiyoruz. Çünkü bu iş yerinde onlarca, yüzlerce insan ekmek yiyor. Bunun bize verdiği bir huzur var. Şu an bu işi sürdürmemizdeki en önemli hususlardan birisi bu. Evet, çok daha fazla kazanma imkanı varken ona eğilmiyoruz çünkü ülkemizi, milletimizi seviyoruz. Biz de ülkemize, milletimize bu şekilde hizmet ediyoruz!" ifadeleri kendisine ait.
Haklı mu söylediklerinde? Sonuna kadar haklı.
İşte biz bu noktaya dikkat çekerek Merkez Bankası yönetimini, ekonomi yönetimini uyarmak durumundayız. Evet, faiz artışı gerekliydi. Ancak hiçbir zaman reel bir getiri aracı olmamalı faiz. Ancak bu da yetmiyor. Görüyoruz ki özellikle üreticilerin kazanabilecekleri seviyelerin de üstüne çıkmamalı. Zira bu durumda en azından bazı üreticilerin üretimden vazgeçip faize yönelmeleri mümkün; çünkü üretim yaparak meydana gelen kaybı parasını faize koyduğu zamanki kaybından daha fazla!

NE YAZIK Kİ PİYASAMIZ ÇOK KIRILGAN, İSTEYEN DE İSTEDİĞİ ÜRÜNE İSTEDİĞİ ZAMAN İSTEDİĞİ KADAR ZAM YAPMAYA DEVAM EDİYOR
Üreticilerin bir gözünü faiz rakamlarında, zihnini de bu tür düşüncelerle meşgul etmemek için bu saatten sonra faiz artışına son vermek ya da enflasyon rakamlarına göre küçük küçük artırmak ya da enflasyonda düşme gerçekleşirse ona göre yeni bir tavır belirlemek lazım.
Bu ülkenin başına son yıllarda ne geldiyse makul olanı yapamamaktan geldi. Son zamanlarda İsrail-Hamas gerginliği piyasalarımızı olumsuz etkiledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail saldırıları konusundaki sert açıklamalarından sonra borsamız yüzde 7'yi geçen oranda sert bir düşüş yaptı. Onlarca hisse taban oldu. (Yüzde 10 civarında fiyatı düştü) Döviz fiyatlarında artışlar yaşandı. Sonrasında piyasanın toparlanmasının zaman alacağı anlaşıldı. İsrail-Hamas gerginliği ve İsrail'in Filistin'deki katliamları yatırımcıları tedirgin ediyor. Rusya ve Çin'in İran'a sahip çıkması İran'a muhtemel bir saldırı ihtimalini azaltacaktır, çatışmaların bölgeye yayılması gibi bir ihtimal bize göre zayıfladı. Ancak gerginlik devam ettiği sürece bizde her türlü sıkıntı yaşanmaya devam edecektir. Son günlerde marketler bir yandan indirim yaparken bir yandan da hiçbir sebep yokken bazı ürünlerde yüzde 20-30'ları bulan zamlar yaptıklarını gördük. Piyasa denetlenmiyor, denetlenemiyor. Herkesin istediği zaman istediği ürüne istediği kadar zam yapabildiği bir ortamda enflasyonun önünü tutamazsınız, enflasyon rakamları yükseldikçe de faiz artışına devam etmek zorunda kalırsınız.

FAKİRİ DAHA FAKİRLEŞTİREN, ZENGİNİ DAHA ZENGİNLEŞTİREN BU SİSTEM DEĞİŞMEDİKÇE YAPILABİLECEKLER SINIRLI KALACAKTIR
Ülkemizde çok büyük, çok önemli sorunlar var. Bunları çözmek için sistemi değiştirmek lazım. AK Parti de olsa başka bir siyasi parti de olsa bu sistem içinde yapabilecekleri sınırlı. Sistem fakiri daha fakirleştiriyor, zengini daha zengin ediyor. Toplumsal katmanlar arasındaki gelir farkı artık bir uçurum gibi duruyor karşımızda. Özellikle dar ve sabit gelirliler, emekliler büyük sıkıntı içinde. Ceplerindeki paranın önemi kalmadı. Faiz artışları ile ceplerindeki paranın hiç değilse daha büyük bir kısmı korunmaya başladı. Ancak bu işte de artık dikkatli olmak gerekiyor.
Diğer yandan tüketim alışkanlığı bir türlü değişmiyor. İnsanlar tasarruf edebildikleri gelirlerini de tüketimde kullanıyorlar. Bu da talepteki yüksek oranın bir türlü düşmemesine neden oluyor. Bazı fırsatçılar da (büyük bölümü aracı) bakıyorlar ki talep aşırı yüksek fiyatları istedikleri gibi artırıyorlar.
İktidar ekonomi yönetimini getirdi seçimler sonrasında ve onlar da ilk başta değil ancak sonrasında 5 puan artışlarla faiz oranlarını belli bir yere kadar getirdiler. Eğer üreten ve üretimden kazanan bir ülke olmak istiyorsak enerji maliyetlerinin son haftalarda sert bir yükseliş yaşadığı enerji fiyatlarına da dikkat ederek faiz artışlarına makul bir yerde son vermemiz gerekiyor. Üreticiler, elinde parası olanlar "Faiz mi üretim mi?" ikileminde kalmamalılar!

Bugün itibariyle Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına adım atmış durumdayız. Hayırlı olsun inşaallah. Nice 100 yıllara!