Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması ve bölgedeki askeri hareketlilik, Avrupa havacılık sektörü için sadece bir rota sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir enerji krizine dönüştü. Jet yakıtı fiyatlarının ton başına 800 dolardan 1.500 doların üzerine fırlaması, havayolu şirketlerini kâr marjlarını korumak için alternatif arayışlara itti. Bu tablo, yıllardır yüksek maliyeti nedeniyle geri planda kalan "Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı" (SAF) yatırımlarını yeniden öncelikli hale getirdi.

Fiyat makası daralıyor: Üç kattan iki kata iniş
Havacılık sektöründe SAF kullanımı için en büyük engel her zaman ekonomik gerçekler olmuştu. Geleneksel jet yakıtının yaklaşık üç katı fiyata satılan SAF, fosil yakıt fiyatlarındaki sert yükselişle birlikte nispeten "erişilebilir" bir konuma geldi. Fosil bazlı yakıtın 1.500 doları aşması ve SAF fiyatının 2.700 dolar seviyelerinde kalmasıyla, iki yakıt arasındaki fark ilk kez iki katın altına indi.

Enerji güvenliğinde yeni darboğaz: Hammadde bağımlılığı
Avrupa, jet yakıtı ihtiyacının %30'unu Körfez bölgesinden karşılıyor; bu da Hürmüz Boğazı'nı stratejik bir ölüm kalım meselesi haline getiriyor. Ancak SAF'a geçiş, beraberinde farklı bir bağımlılığı getirme riski taşıyor. Şu anki üretimde kullanılan hammaddelerin %69'u dışarıdan ithal edilirken, sadece Çin bu payın %38'ini elinde tutuyor. Uzmanlar, bir bağımlılıktan kurtulurken bir diğerine yakalanmamak için yerel kaynaklara odaklanılması gerektiğini vurguluyor.

Eskişehir’de kiralar tartışma konusu: “Piyasa bu yükü taşımıyor”
Eskişehir’de kiralar tartışma konusu: “Piyasa bu yükü taşımıyor”
İçeriği Görüntüle

Teknolojik umut: e-SAF ve yerel üretim
Hammadde krizine en güçlü çözüm adayı olarak "e-SAF" (elektro-yakıt) gösteriliyor. Yeşil hidrojen ve karbonun birleştirilmesiyle elde edilen bu yakıt, Avrupa'nın yenilenebilir enerji zengini ülkelerinde (Norveç, İzlanda, İspanya) üretilebilir. Ancak e-SAF'ın maliyetinin geleneksel yakıta oranla 12 kat daha yüksek olması, bu teknolojinin geniş kitlelere yayılmasının önündeki en büyük engel olarak duruyor.

Yatırımlar ve teşvik paketleri yolda
Analistler, İran krizinin bir sonucu olarak sermayenin biyoyakıt maliyetlerini düşürecek girişimlere kayacağını öngörüyor. Avrupa Birliği'nin Emisyon Ticaret Sistemi’nden (ETS) elde edilen fonları e-SAF projelerine aktarması bekleniyor. Ayrıca, üretici ile havayolu şirketleri arasında köprü kuracak olan "çift taraflı açık artırma" (DSA) gibi yeni finansal mekanizmaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı sürece, havacılık sektörü için "yeşil yakıt" artık bir çevre bilinci değil, bir "beka" meselesi haline gelecek.

Kaynak: Reurters