Mimarlar Odası başkanı, mimar Sibel Özdemir İlhan, dün gazetecilere mimarlık ismini haksız yere kullanan kişilere ve şirketleri takibe aldıklarını söyledi. Bazı meslekler insanlara cazip geliyor, unvan gaspı yapılarak bu meslekler kullanılıyor. Mimar Sibel Özdemir İlhan haklıdır. Ama yapacağı da pek fazla bir şey yok.
Mesela dişçi başka, diş hekimi başkadır. Takvimler, 1990’lı yılların başlangıcında, Tepebaşı Belediye Başkanımı Ahmet Ataç, arkadaşları ile birlikte ilk kez Eskişehir-Bilecik-Kütahya ve Afyon Diş Hekimleri Odasını kurdu. Uzun süre başkanlığını yaptı. Oda kurulunca, biz gazetecilerde Eskişehir’de ne kadar sahte dişçi olduğunu öğrendik. Özellikle kenar mahalleri mesken tutan bu kişiler, birkaç mahallede birden işyeri açarak, yurttaşlarımızın sağlam dişlerini bile çekiyorlardı. Bu kişiler meslek sahibi değillerdi. Dişçilik yapıyorlar. İnsanlarımızın ağızda başlayan sağlıklarını bozuyorlardı. Polis ile birlikte Ataç ve diş hekimleri bu kişilerin peşine düşüyor. Bizde kendilerini takip ediyorduk. Benim bile sağlam dişlerimi çekmeye kalkmışlardı. Bir iki yıl içinde oda başkanı Ataç başkanlığındaki şehrimiz diş hekimleri, halkın sağlığı ile oynayan o kişileri piyasadan kaldırdılar.
POLİS SÜSÜ VERENLER
Zaman zaman halkımızı dolandırmak için dolandırıcılar ya da kötü niyetli kişiler, özellikle polis olduklarını söylerler. Polis kılığına da girenler en çok komiser unvanını kullanır. Ancak, gerçek polisler sahte polisleri yakalar. Adalete teslim eder. Gazeteler sahtesini gerçeği yakaladı şeklinde haberleri verirler. Sonra adalet mensupları da kullanılmaya çalışılır. Onlarında unvanları gasp edilmeye çalışılır. Her zaman ha yerini bulur. Dolandırıcılar, kötü niyetli kişiler toplumdan ayıklanır.
YA BİZİM MESLEK
En çok ilgi çeken mesleklerin başında gazetecilikte gelir. Gazetecilikte unvan gaspı çok yapılır. Başka mesleklerden emekli olanlar ya da başka mesleklerde çalışanlar, siyasete atılmak için gazetecilik mesleğini kullanırlar. Hatta geçenlerde mesleğimizi kullanmaya kalkarak, yazı yazan televizyon programı yapanları bu köşe de eleştirerek, bu kişilerin sokaktan toplanması gerektiğini söylemiştim.
TANINIRLIKLARI ARTACAK
Bu kişiler niye mesleğimizi yapamaya kalkıyorlar. Gazetecilik ya da televizyonculuk sayesinde tanınırlıkları artacak. Onlara da siyaset yolu açılacak. Belediye başkanı, milletvekili olacaklar. Eskişehir’de birkaç kişi bu şekilde oldu. Ama bu durumun geçmişte kaldığına inanıyorum. Mimarlar odası, inşaat mühendisleri odası ya da baro meslektaşlarına sahip çıkacak. Başka mesleklere özellikle de gazeteciliğe soyunan meslektaşlarını uyaracak.
MUMCU DA AVUKATTI
Bugün filline gazetecilik yapan çok sayıda avukat var. Bu kişiler hukuk fakültelerini bitirmiş, ancak bir gün bile avukatlık yapmadan gazeteciliğe başlamışlardır. Uğur Mumcu’da böyledir. Mumcu hukuk fakültesini bitirdikten sonra, hemen gazeteciliğe başlamıştır. Ancak, Eskişehir’de avukatlık veya başka meslekler ile birlikte gazeteciliğe soyunanlarda vardır. Ben bunları kastediyorum. Gazetecilik ister İletişi mezunu olsun, isterse olmasın 20’li yaşlarda başlar. Gazeteci sokakta, haberin içinde yetişir. Bu dönemi kaçıran gazeteci olmaz. 50 yaşında saz çalınmaz diye bir deyim vardır. Bu doğrudur. Zorlama olur. Yazılarını başkası yazar. Sende kendine gazeteci süsü vermiş olursun.
EKONOMİK DALGALANMALAR
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ya da diğer adıyla İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, gazetecilerinde son ekonomik dalgalanmalardan çok büyük zarar gördüğünü açıkladı. Birkaç yılda kapanmak zorunda kalan yüzlerce yayın organından işini terk edenlerin sayısı ise 12 bine ulaştı. Peki, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için görev yapan gazetecilerin durumu ne olacak. Bir de bu sorunlara korsanlık yapanları eklersen, durumun ciddiyeti ortaya çıkar. Her alanda yasalarla köklü düzenlemelerin yapılması, yakıcı bir sorun olarak önümüzde duruyor.