Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un hayat hikâyesi gazeteci Arif Anbar imzasıyla “Bir halk adamının yolculuğu” başlığıyla Şubat 2026’da kitaplaştı.
Öncelikle emeğine sağlık diyelim.
Böylesi bir çalışmanın ortaya çıkması sadece bir yaşam hikâyesi değil aynı zamanda tarihi bir belge niteliği taşıyor.
Kitabı henüz okumadım ama en kısa zamanda sayfalarında gezineceğim.
Hatırlarsanız, 2010 yılında Yılmaz Büyükerşen’in kendi ağzından hikayesi, “Zamanı Durduran Saat” yayımlanmıştı.
Küçücük bir bozkır şehrinde, şehrin ölçüleriyle orantısız hayaller biriktiren ve sonra o devasa hayalleri birer birer gerçeğe dönüştüren yılmaz bir adamın kendi hikâyesiydi bu.
Şehir onun vizyonu ve ön görüsü sayesinde yeniden şekillenmiş, her köşe, her sokak onun eserine tanıklık etmişti.
Kazım Kurt’a baktığımızda Büyükerşen’in yolundan adım adım ilerleyen bir portre çizdiğini görüyoruz.
Vesayet sisteminden çeşitli uygulamalara kadar eleştirdiği birçok konuda farkında olmadan Büyükerşen’e benzer izler bırakıyor.
Ama arada büyük bir fark var.
Büyükerşen devasa hayallerini gerçeğe dönüştürmüş bir şehir mimarıydı.
Kurt ise hâlâ yolun başında…
Hayaller ve vaatler arasında gidip geliyor.
Şu soruları sormadan edemiyorum!
Kazım Kurt’un elbette Odunpazarı’na katkıları olmuştur.
Peki, bir şehri baştan değiştiren Büyükerşen kadar mı?
Bu hikaye gerçekten kitaplaştırılacak kadar mı zengin ve derinlikli?
Yoksa her hikaye kitaplaştırılacak kadar değerli midir?
Bir başka kritik soru da maliyet…
Kazım Kurt’un kitabının bütçesi nereden karşılandı?
Belediyeden mi?
Tasarruf genelgesinin her zerresini hissettiğimiz bir dönemde bir belediye başkanının kitabı için kamu kaynağı harcanması doğru mu?
En azından şu an için gerekli mi?
Gerekli miydi?
Bu sorular cevapsız kaldıkça kitabın kendisi ne kadar değerli olursa olsun, gölgede kalıyor.
Karşımızda iki hikaye var.
Büyükerşen’in hikayesi bir şehrin ruhunu ve zamanını durduran somut bir destandı.
Kazım Kurt’un hikayesi ise hâlâ bir umut manifestosu, gerçekleşmemiş vaatlerle dolu sayfalardan ibaret.
Ve belki de Odunpazarı’nın zamanı gerçekten durdurulacaksa…
Bu saat ne henüz kurulmadı.
Ya da…
O saatin akrebi ve yelkovanı durdu.
Çalışmıyor.