Siyaset…
Son zamanlarda siyaset içerisinde gördüklerim beni dehşete düşürüyor.
Zenginlerin siyasetteki ağırlığı artık dayanılmaz bir hâl aldı.
Katlanamıyorum.
Bir dönem İYİ Parti’de aynı hataları eleştirmiştim.
Teşkilat “Zenginlerin oyuncağı oldu” demiştim.
Şimdi aynı tabloyu CHP’de görüyorum.
Soranlara “Ben faydası olmayan zenginliğe karşıyım”” diyorum.
Tepki mi?
Parası olmayan nasıl siyaset yapacak eleştirisi geliyor.
Haklılar.
Parası olacak elbet ama partiye katkısı da olacak kardeşim!
Sadece ceketinin cebindeki parayla yukarıdan zembille inip partiyi şekillendirenleri sevmiyorum.
Fakir olmak ayıp mıydı?
Belki öyle derlerdi eskiden.
Benim nazarımda ise zengin olmak ayıptır kardeşim.
Hele ki halkın partisi içerisinde zenginlerin siyaseti şekillendirmesi…
Bu en büyük ayıp!
Siyaset elitlerin oyuncağı olmamalı.
Zenginler sadece kendi çıkarlarını değil, halkın çıkarlarını da gözetmek zorunda.
Ama maalesef çoğu zaman bu böyle olmuyor.
Bu ülkede halkın derdiyle hemhal olmadan, sadece ceketinin cebindeki parayla siyaset yapmak… Buna artık tahammülüm yok.
Siyaset cebinde milyonlar olanların eğlencesi değil.
Siyaset halkın ekmeğine dokunan, hak hukuk peşinde koşan herkesin hakkıdır.
Parası olan siyasetçi, sadece parasıyla değil, fikriyle, emeğiyle, gece gündüz çalışmasıyla partiye katkı sunmalı.
Yoksa yukarıdan inen zenginlerin siyaseti, halkın iradesinin çalınması demektir.
Siyaset, halkın partisi olmalı.
Fakir, zengin, emekli, işçi…
Hepimiz eşit ses olabilmeliyiz.
Ama bugün gördüğüm tablo tam tersi…
Zenginlerin oyuncağı olmuş partiler.
Ve ben buna hayır diyorum.
Çünkü ben halkın partisini, halk için var olan siyaseti savunuyorum.
Cebinde milyonu olup halkın sorunlarını anlamayanlarla değil…