5 Nisan Avukatlar Günü…
Her yıl olduğu gibi bu yıl da kutlama mesajları sırasıyla geldi.
Avukatların yaşadığı sorunlar ise yerli yerinde duruyor.
Ekonomik zorluklar, mesleki itibarsızlaşma, genç avukatların ayakta kalma mücadelesi…
Uzun uzun konuşulması gereken başlıklar.
Hatta belki ayrı bir yazının konusu olabilir.
Ama bugünlük başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi ve “avukat sevgisi”…
Yanlış anlaşılmasın avukatlık elbette saygın bir meslek.
Hukukun olduğu yerde avukat da olur, olması gerekir.
Ama mesele burada biraz farklı gibi.
Sanki CHP ile avukatlık arasında görünmez bir protokol yapılmış gibi…
Parti örgütlerine bakıyorsunuz, yerel yönetimlere bakıyorsunuz, listelere bakıyorsunuz…
Karşınıza sürekli “Av.” kısaltması çıkıyor.
Bir noktadan sonra insan ister istemez soruyor:
Bu bir tesadüf mü yoksa bilinçli bir tercih mi?
Hadi gelin küçük bir yoklama yapalım.
İl başkanı Talat Yalaz: Avukat.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce: Avukat.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt: Avukat.
Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak: Avukat.
Tepebaşı İlçe başkanı Tevfik Yıldırım: Avukat.
Meclis üyeleri Emre Genç, Atilay Dalgıç: Avukat.
Disiplin kurulu başkanı Murat Can Cırıt: Avukat.
Gençlik kolları başkanı Anıl Yüksel: Avukat.
Danışman Ayhan Kavas: Avukat.
Liste uzuyor…
İnsan bir süre sonra “Baro mu parti mi?” diye düşünmeden edemiyor.
Elbette bu isimlerin her biri kendi alanında değerli, başarılı insanlar olabilir.
Kimsenin emeğine, liyakatine söz söylemek değil derdimiz.
Ama mesele şu…
Bir siyasi yapı bu kadar tek tip meslek grubundan mı beslenmeli?
Şehirde mühendis yok mu?
Esnaf yok mu?
Çiftçi yok mu?
Sanayici yok mu?
Akademisyen yok mu?
Genç işsiz yok mu?
Var…
Hem de fazlasıyla var.
Ama temsil meselesine gelince tablo biraz tek renk.
Siyaset dediğiniz şey toplumun aynasıdır derler.
Eğer aynaya baktığınızda hep aynı meslek grubunu görüyorsanız orada ya ayna küçüktür…
Ya da bakış açısı daralmıştır.
Bir başka açıdan bakınca da işin ironisi daha da büyüyor!
Hukukçuların bu kadar yoğun olduğu bir yapıdan toplumun daha fazla “hukuk”, daha fazla “adalet”, daha fazla “denge” beklentisi olur.
Ama vatandaşın gündeminde hâlâ temel sorunlar duruyorsa o zaman sormadan edemiyorum.
Bu kadar avukat yeteri kadar muhalefet yapabiliyor mu?
Halkın hakkını savunabiliyor mu?
Avukatlar güçlüdür.
İkna kabiliyetleri yüksektir.
Savunmayı iyi yaparlar.
Muhalefetin belli ki bu savunmaya ihtiyacı var!
Sonuç olarak…
Bugün 5 Nisan.
Tüm avukatların Avukatlar Günü kutlu olsun.