İran Hürmüz boğazını kapattı, bende kızdım evdeki doğalgaz vanasını kapattım. Nasıl kapatmam? Kullandığımız doğalgaz’a yüzde 37 zam yapıldı… (Orada da kafa karışıklığı var ya neyse!) Ben bir emekli ve açlık sınırının aynı zamanda asgari ücretin altında maaş alan birisi olarak evde doğalgazı yakmaya devam edersem doğalgaz fiyatları da bu gidişle yemin olsun beni yakacak… Artık evdeki çayın altını küçük küçük bile olsa yakamayacağım. Sıcak çay bu saatten sonra benim için hayal oldu. Hatta akşamdan kalan çayı sabah ısıtmadan bile içebilirim… Zira bu ülkenin kıdemli vatandaşlarından biri olarak doğalgaz sınırımın ne olduğunu bilmiyorum. Ya sınırı geçersem? Kullandığımız doğalgaz faturası sanayi kuruluşlarının kullandığı doğalgaz fiyatından faturalandırılacakmış… İşte o zaman yandı gülüm keten helva…

Kusura bakmayın gelişmeleri kendi üzerimden yorumluyorum ya… Ben yine de yaşanan onca ekonomik sıkıntıya göre “Orta direk Şaban” düzeyinde yaşayan bir vatandaş olarak kendi üzerimden anlatayım da kimse alınmasın… Şükür bugüne kadar şahsım olarak “askıda ekmek-pazarda çıkma ürün” almadım. Ama alanları görünce halime şükredip bir köşede ince ince, gizli gizli gözyaşı döktüm…

Çöpten ekmek toplayanları gördüm, askıda ekmeği alırken tanınmamak için yüzünü kapatarak hızla uzaklaşanları gördüm. “Akşamları pazarda ürünler biraz daha ucuzluyor” diye söylenip döküntüler arasından evine sebze ve meyve seçenlere tanıklık ettim… Simit tezgahlarında “askıya simit takılır” yazılarının yanından geçerken halime şükredip oralardan utanarak geçtim… En önemlisi bir çay ocağına oturup “Birisi görürse çay ısmarlamak zorunda kalırım” diye konuşan ve su sebeple çay ocaklarında bile oturmayıp parklarda zaman öldüren insanlarımıza rastladım…

Son üç yıldır uygulanan orta vadeli ekonomik program gerekçesi ile bedel ödeyen insanların, “Bu da geçer yahu!” sabır ve şükür arasında gidip gelen serzenişlerine ve yarınlarına dair umutlarına tanıklık ettim. Ama bugün gördüm ki devam eden savaşın ödediğimiz bedellerin çok üzerinde bir faturası ile karşı karşıyayız… Şimdi durum gerçekten daha vahim… Zaten olağanüstü şartlardan geçiyorduk şimdi buna bir de savaş şartları ve gerekçesi eklendi…

Farkında mısınız savaşın bir ayı geride kalırken 55 liralardan 90 liralara dayanan akaryakıt fiyatlarına rağmen açıklanan Mart ayı enflasyon yüzde 2 bile olmamış. Kime göre, neye göre? Bu açıklanan rakamlar bizim için ne anlama geliyor? Yaşayarak göreceğiz…

“Ya taş devrine döneceğiz ya da yeniden ayağa kalkacağız!” Bugün devam eden savaşın tanımını yaparken resmin görünen kısmı İsrail-ABD ortaklığının İran saldırısı olarak isimlendiriliyor ya.. İşte tam da buna itiraz etmek gerekir. Adı konmamış bir dünya savaşının içerisindeyiz. Emperyalizmin maşaları İran’ı vuruyor ama faturayı bütün benim emeklim, köylüm, sanayicim, esnafım, asgari ücretli çalışanım ve en önemlisi insanlık ödüyor…

Neymiş hürriyet, demokrasi, insan hakları getireceklermiş… Batsın sizin getireceğiniz hürriyet, demokrasi ve insan hakları… Ya Gazze de, Suriye’de Irak da, İran da katlettikleriniz onların hakları ne olacak?