Eskişehir’de sonucu merakla beklenen bir seçim var. Esnaf Odaları Birliği başkanlığı için yarışan iki isim mevcut. Birisi halen bu koltukta oturan ve daha önce 5 kez girdiği sandıktan başarıyla çıkan Ekrem Birsen, diğeri Ekrem Birsen karşısında bir kez aday olup seçimi kaybeden Adnan Karamanlı. Ne Ekrem Birsen vazgeçti, ne de Adnan Karamanlı mücadeleyi bıraktı. Ekrem Birsen 6’ncı kez aday olacak… Oy isterken de “son kez” diyormuş… Adnan Karamanlı ikinci kez aday oluyor. O da, “bu defa kazanacağım!”

Doğrusu bu konuyu birkaç kez yazdım… Özellikle birlik başkanını oyları ile belirleyecek odaların seçimlerine projektör tutmaya çalışmıştık.. Oda seçimlerinde değişim rüzgarının estiğini gördük. Nitekim büyük çekişme içinde ve genel seçim havasını aratmayacak tempoda geçen seçimlerin sonucunda sanki değişimcilerin biraz daha ağırlıklı olarak sandıktan çıktığını gözlemledik. Ancak seçim bu.. Ne olacağını kestirmek bir hayli zor. Hele “sandıktan çıkanların” saf değiştirdiği ne seçimler gördük ve görmeye devam ediyoruz. Çünkü onun için önümüzde sandık varsa o açılana kadar ne olacağını kestirmek çok zor… Öte yandan seçim konusunda oldukça deneyimli isimlerin sahada yakın markaja çıktıklarını da gözlemlemek mümkün…

Özetle Adnan Karamanlı ve ekibi de Ekrem Birsen ve yakınları da tam saha prese devam ediyorlar. Bu sebeple yeni seçilen ve koltuklarını koruyan oda başkanları ve yöneticilerine ziyaretler sıklaştırıldı. Doğrusunu isterseniz enteresan bir hava var sahada… Sanki manzara biraz flulaşmış gibi… Daha önce eğilimlerini belli eden oda başkanları ile “mavi boncuk kimdeyse benim gönlüm ondadır” diyenlerin sayısı nerede ise eşit iken bugün “mavi boncuk” cephesinde durum biraz daha karmaşıklaşmış hale gelmiş. Biraz da anladığım kadarı ile seçim pazarlıkları yapılıyor. Pazarlık yapabilmek için “saf değiştirme” kozu kullanılıyor gibi duruyor…

Ancak kim ne derse desin Esnaf Odaları Birliği seçimlerinin sonucunu belirleyecek olan “değişim rüzgarı” biraz daha sert esiyor…

20 yılı aşkın başkanlık süresince Ekrem Birsen hiç mi iyi işler yapmadı?”sorusunu yöneltenlere karşı, “20 yıl aynı koltukta ve aynı gözlükle gelişmelere bakmak biraz algı körlüğüne yol açmaz mı?” sorusunu yöneltenlerinde olduğunu görüyoruz.

Kısacası kıyasıya bir rekabetin seçimlerde en hayırlı sonucu doğuracağından endişem yok. Çünkü rekabet iyidir, daha iyisini yapabileceğine inanan birileri ile daha iyisini yapabileceğini gösterenlerin mücadelesinden ortaya çıkacak pozitif enerji sorunların çözümüne önemli katkı yapar. Demokrasi dediğimiz şey de tam da budur. Mutlak güç sahibi olduğunu düşünenlerin yakın geçmişteki demokrasi tarihimizdeki akıbetleri bellidir. Kendini seçenlerin verdiği gücü iyi kullanan ve mutlak güç sahibi olduğunu düşünmeyenlerin alacağı dersler olduğunu belirtelim. Mutlak gücü yendiğinin düşünenlerinde, gücü eline geçirdikten sonra ortaya koyacakları performansta çok önemli…

Bu noktada tarihi Kırkpınar’daki yağlı güreşlerdeki cazgırın söylemleri aklıma geliverdi. Ne diyordu cazgır bağırırken, “Pehlivan pehlivan… Alta düştüm diye üzülme.. Üste çıktım diye sevinme!” Ne kazanan sevinsin , ne de kaybeden üzülsün.. Hakikaten nasıl bir sonuç ortaya çıkacak merakla bekliyorum…