Her Ocak ve Temmuz öncesi “cik cik” öten “MÜJDE KUŞLARI” ne hikmetse bugünlerde sessizliğe büründüler. Anlaşılan onlarda umutlarını kesmişler, hayal etmekte zorlanıyorlar. Her halde “derin kulisleri” onlara gerekli bilgileri yeterince aktarmıyorlar… Anlaşılan “müjde pınarının“ kaynağı kurumuş… Bu aralar ne emekliye, ne de asgari ücretliye yüz güldüren, en azından gözlerindeki ışığı parlatacak “müjdeler” veremiyorlar…

Çünkü ne emeklinin, ne de asgari ücretlinin derdine derman olacak bir gündemle meşgul değiliz. Yılın ilk 5 ayında “gizemli veriler” ile açıklanan enflasyon rakamlarının bile yüzde 16.60’a kadar yükseldiği ekonomide, “kök maaş” saçmalığımı desek, uyanıklığı mı desek milyonlar belki de Temmuz ayında maaşlarında hiç artış göremeyecekler…

Geçtiğimiz yılın yüksek enflasyon rakamlarını “Zirai don” vakasına bağlayan ekonomi yönetimi bu defa da yükselen ve önlenemeyen fiyat artışlarının gerekçesini, “İran-ABD-İsrail Savaşı”nın sebep olduğu akaryakıt fiyatlarına çoktan bağladı bile… Belirli kesimlere kepçeyle akıtılan kaynaklar iş emekli ve asgari ücretliye gelince hikmetin sual olunmaz birden bire bitiveriyor. Böyle olunca da iktidar adına yandaş “Müjde Kuşları” ne geleneksel medyada ne de sosyal medyada öyle yüksek sesle müjde(!) veremiyorlar…

Yandaşların ve iktidarın has çocuklarının sesi bu sebeple öyle fazla yüksek çıkmıyor. Aslında bir grupta halinden şikayet edecekte , edemiyor.. Galiba biraz utanma duyguları kalmış.. Her defasında TÜİK’in belirlediği “gizili veriler” ile hesaplanan enflasyon farkından başka bir artış söz konusu değilken bile bu artışları allayıp pullayıp pazarlamaya kalkanların dilleri boğazlarına kaçtı galiba… Ne diyordu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, “Allah’a şükür ki emeklilerimizin maaşlarını zamanında hesaplarına yatırabiliyoruz!” İşte peş peşe verilen müjdeler bitince ve derin bir sessizlik hakim olunca insan acaba(!) diyerek endişe etmekten de kaçamıyor…

Silkelenen belediyeler, operasyonlar, muhalefete dönük siyasi hamleler(Her ne kadar bu maddeyi iktidar partisi ve inkar ediyorsa da) “mutlak butlan” kararları ve o kararın gölgesine sığınan sözüm ona siyasetçiler şu sıralar “emekli ve dar gelirliye müjde” haberlerini de gündemden düşürmüş olabilir…

Her ne kadar ülkenin bir numaralı meselesi “muhalefetin kırk yamalı bohçaya” dönmesi ve nasıl toparlanacağının merakı halkın gerçek gündemiyle örtüşmese de beni bir hayli huylandırıyor. Bedelini peşinen ödediğimiz enflasyonun tahribatını gidermek için yapılan ekstra artışları zam müjdesi diye duyuranların gerçekten hiç utanması yok. Eskilerin deyimi ile “Badül harab’ül Basra” yani “Basra harap olduktan sonra”nın bir hikayesi var bilir misiniz? Neyse çok uzatmayayım "iş işten geçtikten sonra" veya "faydası dokunmayacaksa " zam yapsalar, ya da , “enflasyon farkını maaşa ekleseler ne olur?”

Yahu anlatmak istediğim sokakta durumun vahim olduğu gerçeğidir. Ekranda görünen tartışmaların hiç birisi ne emekliyi, ne asgari ücretliyi ne de dar gelirliyi tatmin ediyor. Ekrana banacakları ekmeğe bile ulaşımda zorluk çeken insanların bu dertleri ile kim ilgilenecek? Ne diyorlardı, “Yaparsa…” Neyi yaparsa Allah aşkına… Sahadaki gerçekler ile yüzleşmekten kaçanlar er ya da geç sandığa girdikten sonra kolay kolay oradan çıkabileceklerini sanmasınlar…