Banker Bilo filmini hatırlıyor musunuz? Boşuna bir soru oldu galiba.. Yeni nesil bir ara “Recep İvedikçi” idi… Şimdilerde neyi izliyorlar pek de takip edemiyorum… Bizim kuşağın en önemli aktörleri ve aktrisleri Rahmetli Kemal Sunal, Şener Şen, İlyas Salman, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet gibi isimlerdi… Mesela Adile Naşit, Ali Şen, Ayşen Gruda, Tarık Akan, Kadir İnanır, Münir Özkul, Türkan Şoray, Filiz Akın… Say say bitmez.. Hepsinin sosyal içerikli ve sorunlara parmak basan filmleri hafızalarımızda iz bırakmıştır… Bu isimlerin pek çoğunu bugünkü nesiller hatırlamayabilir…
“Banker Bilo” filminin en önemli repliği Maho Ağa(Şener Şen)’nın Banker Bilo’ya söylediği, “yaptım ama sor bakalım niye yaptım?” idi… Nereden aklıma geldi?
Uzun hikaye… Siyasi hayatımızın 50 yılına damga vuran isimlerinden “6 kere gidip 7 kere döndüm” diyen Türkiye Cumhuriyeti’nin 10’ncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in en unutulmaz cümlelerinden birisi , “Siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır!” sözüdür. Yine kafanızı karıştırdım değil mi?
Bu kadar lafı dolandırdıktan sonra siyasetteki saf değiştirenlerin konumunu değerlendirmek istiyorum. Zira son dönemde muhalefet partilerinden seçildikten sonra sırtını iktidar partisine dayayarak kalan sürelerini tamamlamayı arzu eden milletvekilleri ve belediye başkanlarını ben anlayamıyorum, sokakta da bu değişimin çok da makbul görülmediği gerçeğine işaret etmek istiyorum. Ben şahsen saf ve mahalle değiştirenlerin çok da gönüllü bir değişimi temsil ettiklerine inanıyorum…
Bir dönem Afyonkarahisar milletvekili seçildikten sonra bir günde üç siyasi parti değiştiren ve kendisine “Fırıldak Kubi” lakabını takanları utandırmayan ismi kaçınız hatırlıyor acaba? Bu arada seçilirken iktidar partisine en ağır eleştirileri yönelttikten sonra iktidar partisinin kapısına dayanan belediye başkanları ya da milletvekillerini bu değişime zorlayan nedir?
Son olarak İYİ partiden seçildikten sonra CHP’de siyaset yaparken son dönemdeki gelişmeleri fırsat bilip CHP’den istifa ederek iktidar partisinin rozetini yakasına takan Nimet Özdemir’in yine CHP milletvekili Seyit Torun’a, “Mecburdum” açıklamasını yaptığı iddiaları siyaset kurumunun kaybettiği irtifayı ortaya koyması bakımından çok manidar… Eğer Sayın Milletvekili böyle bir söz söylediyse vay halimize…
Son dönemin en önemli tartışması “siyasi ahlak” meselesinin aslında ne kadar önemli olduğunun da altını çizmeliyiz… İsteyen istediği siyasi partide elbette siyaset yapabilir böyle bir özgürlük alanı var. Ancak bir siyasi uçtan bir başka siyasi uca transferin gerekçeleri benim kafamda bir yere oturmuyor? Yani vatandaşın oyunu aldıktan sonra onların iradelerini bir başka siyasi yapı içerisine taşımak ne kadar etik? Bir başka ve acıtıcı gerçekte özellikle iktidar partisinin böyle seçilmişleri kabullenmesi ne kadar uygun olduğunun hiç ama hiç sorgulanmaması… Seçmen iradesinin hiçe sayıldığı ve günübirlik kazanımların kar gibi göründüğü siyasi atmosferlerin asıl sonuçları sandıkta görülecektir. Hiçbir mazeret ya da “Yaptım ama sor bakalım hele niye yaptım!” sözleri kimseyi ikna etmediği gibi temize de çıkarmaz…