Dün sabah saatlerinde Malatya’dan gelen korkutan haberden sonra birden bire aklıma “Acaba Eskişehir’de böyle bir deprem olsa ne olurdu?” sorusu geldi. 5.4 büyüklüğündeki depremin sebep olduğu paniği gördükten sonra gerçekten bir kez daha tüylerim diken diken oldu.

Neden mi? Eskişehir’deki yapıların yüzde 60’ndan fazlasının eski deprem yönetmeliğine göre yapılmış olmasından, ana arterlerin özetle Yunus Emre Caddesi, Cumhuriyet Bulvarı, Mustafa Kemal Atatürk Caddesi, Sakarya Caddesi gibi bitişik nizam yapılaşmanın sebep olduğu yoğunluk aklıma geldi. İnşaat Mühendisleri Odası eski Başkanı Orkun Kılıç’ın yaptığı uyarıları hatırladım, İnşaat Sektörünün önemli isimlerinden birisi olan İbrahim Atıcı’nın değerlendirmeleri aklıma geldi… Elbette bir felaket tellalı değilim ama ne yazık ki gerçekler böyle..

Bilinen ve görülen haliyle Eskişehir’de en kısa sürede ve en süratli bir biçimde gerçekleşmesi gereken kentsel dönüşüm projelerini düşündüm… Her defasında bir video yayınlayıp “AK Parti seninle Eskişehir” mesajları hafızamda canlandı… Ama bu arada kentsel dönüşümde kredi uygulaması için seçilen iller arasında olmayan Eskişehir itirazlarını da hatırladım..

Elbette TOKi tarafından yapılan bince konutu görmezden gelmiyorum. Ancak TOKİ konutları başka Eskişehir’in yapı stokuna yönelik olarak vatandaşı yakından ilgilendiren “kentsel dönüşüm” hikâyesi bambaşka… “Kentsel Dönüşüm” konusunda topu yerel yönetimlerin sırtına atarak, onlar üzerinden sert eleştiriler yaparak siyaset yapmak kolay, ama Eskişehir’in üvey evlat olarak görülmesinin önüne geçmek ve Eskişehir’i sahiplenmek ve onun hakkını savunmak galiba zor… AK Parti yönetimlerinin başta İl Başkanı Gürhan Albayrak ve milletvekilleri olmak üzere “Kentsel Dönüşüm “ uygulamalarında Eskişehir’in krediye ulaşımında neden pilot iller arasında yer almadığının sorgulamasını yapmalıdırlar…

Siyaset yapın, siyaset yapılsın ama bu yapılırken Eskişehir ihmal edilirse bu son derece kırıcı olur. Kentsel dönüşümde 3 milyon TL’lik ucuz krediye ulaşım konusunda Eskişehir ne yazık ki yaya kalmıştır. Bu konuda Eskişehir’e üvey evlat muamelesi yapılmıştır. Bu konudaki yanlışlığın ve haksızlığın giderilmesi konusunda iktidar partisinin yöneticilerine büyük görev düşmektedir. Eskişehir ihmal edilebilecek bir kent değildir.

Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımız Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı ile bir söyleşi gerçekleştirmişlerdi. Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Merve Edizkan Cihan Yapılan araştırmalar doğrultusunda Eskişehir Fayı üzerinde 6.5 ile 7.2 büyüklüğü arasında deprem üretme potansiyeli bulunduğuna işaret ediyordu.

Eskişehir’in depreme tam anlamıyla hazır olmadığını belirten Cihan, kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini ifade etti. Kentteki yapı stokunun önemli bölümünün eski binalardan oluştuğunu kaydeden Cihan, vatandaşların deprem konusunda daha bilinçli olması gerektiği uyarısı da yapmıştı. Özellikle alüvyon zemin üzerine kurulu bölgelerde riskin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Cihan, Kızılcıklı, Yunus Emre ve İsmet İnönü Caddesi çevresindeki yüksek katlı yapıların zemin açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini de ifade etmişti.

İşte bu şartlarda kesinlikle Malatya depremi beni endişelendirdi. Artık bu işler üzerinden siyaset üretmeden Eskişehir’in yarınlarına dair çalışma yapmanın gerekliliğine inanıyorum. Eskişehir asla üvey evlat değildir, olmayacaktır. En azından ben öyle düşünüyorum. Ne dersiniz?